Dünden Bugüne Batı Trakya Azınlık Okulları
19-06-2019
Batı Trakyalı akademisyen Sebahattin Abdurrahman’ın yazdığı “Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları” adlı kitap Türk Tarih Vakfı tarafından yayımlandı.

18 Haziran Salı günü Tarih Vakfı’nın İstanbul Eminönünü’ndeki binasında kitabın tanıtımı gerçekleşirken, Dr. Nilüfer Erdem, Dr. Sebahattin Abdurrahman ve Dr. İbrahim Kelağa Ahmet’in konuşmacı olarak katıldığı panelde “Dünden Bugüne Batı Trakya Azınlık Okulları” anlatıldı.

Tarih Vakfı’nın eğitim alanında 2014-2018 yılları arasında yürüttüğü proje “Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları” adıyla yayımlandı. Kitapta, Batı Trakya’daki azınlık liseleri ve ortaokullarıyla son yıllarda daha çok kapatılma tartışmalarıyla gündeme gelen azınlık ilkokullarında verilen eğitimin dünü ve bugünü ele alındı.

Tarih Vakfı Proje Koordinatörü ve panelin moderatörü Gülap Kayacan, Tarih Vakfı’nın, Türkiye’nin insan haklarına, kültürel haklara saygı ve duyarlı toplumun güçlenmesi, demokrasi kültürünün gelişmesi için eğitim alanında çalışmalar yaptıklarının altını çizdi. Bu kapsamda 2002 yılından bu yana bir dizi çalışma yaptıklarını anlatan Kayacan, 2014-2018 yılları arasında “Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları” adlı projenin yürütüldüğünü ve tanıtımı yapılan kitabın da bu çalışmanın ürünü olduğunu söyledi.

İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Nilüfer Erdem, Batı Trakya’daki eğitim tarihi üzerine bir konuşma yaptı. Bölgeyi tanıtarak konuşmasına başlayan Erdem, Lozan Antlaşması’nın 40. ve 41. maddelerine atıfta bulunarak, Batı Trakya’daki azınlığın kendi okullarını kurup, yönetme ve bu okullarda kendi dilini kullanma hakkına değindi.

Erdem, Lozan Antlaşması’nı takip eden yıllarda Batı Trakya’daki Türk okullarına Anadolu’dan gelen mübadillerin yerleştirilmesi nedeniyle okulların bir dönem işlevini yerine getiremediğini anlattı. Yunan idaresinin daha ilk yıllarda azınlık okullarının denetimi için bir müfettişlik kurumu oluşturduğuna dikkat çeken Erdem, bölgede latin alfabesiyle eğitime geçiş sürecini de anlattı.

İlk dönemlerde Batı Trakya’da ciddi bir öğretmen sıkıntısı olduğunu belirten Erdem, 1928 yılında Batı Trakya’da 241 azınlık ilkokulu olduğunu, bunlarda çalışan 277 öğretmenden sadece 4’ünün öğretmen okulu mezunu olduğuna dikkat çekti.

Okulların fiziki koşullarının yetersizliğini de anlatan Erdem, o dönem sadece yüzde 8-10 oranında okulun normal okul formuna uyum gösterdiğini söyledi.

Erdem, Yunan idaresinin azınlık okullarında Yunanlı öğretmen bulunması ve Yunan dilinin öğretilmesini dayattığı 1932 yılında daha sistematik bir denetimin başladığını sözlerine ekledi.

Azınlığın biri Gümülcine, diğeri de İskeçe’de olmak üzere toplam iki orta eğitim kurumu olduğuna dikkat çeken Erdem, bu okulların kuruluşu ve okullardaki eğitim hakkında bilgi verdi.

İkinci olarak söz alan Dr. Sebahattin Abdurrahman, kitabı hazırlama çalışmaları sırasında Prof. Dr. Thalia Dragona ile Dr. Angelos Sirigos’tan azınlık okullarına ilişkin yaklaşımları hakkında fikir aldığını söyledi.

Yunan ders saatlerinin bugün Türkçe ders saatlerinden fazla olduğuna dikkat çeken Abdurrahman, okul encümenlerinin yetkilerinin de zaman içerisinde sınırlandığını anlattı.

1968’de açılan Selanik Özel Pedagaji Akademisi’nin kuruluş amaçlarına da konuşmasında yer veren Abdurrahman, 1970 yılından bu yana azınlık ilkokullarının sayısının gittikçe azaldığına dikkat çekti. 2018’de bu sayının 129’da düştüğünü belirten Abdurrahman, 60 okulda da 5-6 öğrenci kaldığını, dolayısıyla bunların da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya okullar olduğunu söyledi.

2006 yılında mecburi eğitime anaokulunun da dahil edildiğini hatırlatan Dr. Sebahattin Abdurrahman, buna rağmen azınlığın iki dilli anaokulları talebine izin verilmediğini kaydetti.

Bölgede diyalog eksikliğine dikkat çeken konuşmacı, karar sürecinde ortak hareket edilmevdiğine vurgu yaptı.

Trakya Üniversitesi’nden öğretim görevlisi Dr. İbrahim Kelağa Ahmet, 1996 yılında azınlık öğrencileri için üniversiteye girişte uygulanmaya başlayan kontenjanın önemli bir kırılma noktası olduğunu söyledi.

Azınlık okullarının son yıllarda ciddi bir kan kaybıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Kelağa, elde ettikleri bilgiler doğrultusunda ilkokul düzeyindeki bin 500 çocuğun Yunan devlet okullarına gittiklerini söyledi.

Yunan okullarını tercih etmenin artan bir ivmeyle devam ettiğini söyleyen Kelağa, azınlığın yüksek tahsil görmüş, topluma yön veren kesiminin de çocukları için devlet okullarını tercih etmesinin kötü bir örnek olduğunu belirtti.

Türkiye’de eğitim görmüş azınlık mensubu öğretmenlerin azınlık okullarında görev almasının yasal düzenlemeyle engellendiğini anlatan Kelağa, konuşmasında SÖPA’nın açılışından kapanışı ve onu izleyen süreç hakkında da katılımcılara bilgi verdi.

BAKEŞ’in yeni okullar açılması konusundaki girişimlerine olumlu bir yaklaşım olmadığına dikkat çeken Kelağa, bugünkü anaokullarındaki duruma da değindi ve 5-6 yaş arası çocuklarda anadilinde eğitimin önemine vurgu yaptı.

Kaynak: Gündem
Ekleyen: HE
Sayı: 1074
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com