08-02-2016
Ölümünün 32. Yılında Andık
İskeçe Azınlık Ortaokulu- Lisesi kurucusu, sahibi Muzaffer beyi andık.

Batı Trakya Türkleri’nin eğitim ve kültür babası SALİHOĞLU MUZAFFER beyi ölümünün 32. yılında 19 Ocak 2016 Salı günü andık.

14 yıl seçimle Cemaat Başkanı, 20 yıl da İskeçe Azınlık Ortaokulu ve lisesi sahibi eşsiz insan MUZAFFER ağabey 19 Ocak 1984 Perşembe günü bütün Batı Trakya Türklerini mateme gark eden ölümünü her sene olduğu gibi bu yıl da “İSKEÇE AZINLIK ORTAOKULU ve LİSESİ” öğrencileri, öğretmenleri ve yöneticileri kendisine yaraşır bir anma töreni yaptılar.

Bundan önceki yıllar MUZAFFER beyin hayatını oldukça geniş bir şekilde vermiştik. Onun için bu yıl 50 yılını kutladığımızın bu “İRFAN” ocağımızın kurucusunun hayatını sizlere sunduğumuz iki fotoğraf ve aramızdan ayrıldığı gün veda mesajını sunan okulumuzun öğretmeni Tevfik beyin bir kitabe gibi olan ayrılış söylemi ile “ONA” saygımızı tamamlayacağız.

O, “OKUL BİR ÇİÇEK BAHÇESİ, ÇOCUKLAR DA BU BAHÇENİN ÇİÇEKLERİ” dir. Derdi.

Biz de bu eşsiz büyüğümüze şöyle diyoruz.

Bize bıraktığınız emaneti iki gözümüz gibi bakıyoruz, koruyoruz. Onun için de 50 yılında bir rekor olan 600 öğrenci ve 40 öğretmeni ile ruhunuzu rahatlatarak daima “SİZİ” minnetle “ANACAĞIZ” “NUR İÇİNDE YAT” diyoruz.


BİR ÖNDERİN ARDINDA

“Muzaffer Bey’in kederli dostları, saygı değer kardeşlerim.
Bu anda azınlığın, yeri doldurulamaz önderlerinden Salih Oğlu Muzaffer Bey’in ebediyyen aramızdan ayrılışının acısı içindeyiz. Hatırasını daima saygıyla anacağımız bu çelik iradeli vatan evladını bugün (20 Ocak 1984 Cuma günü) ebedi istirahatgahına yatırmak üzereyiz. En büyük eseri olan, şehrimiz Azınlık Lisesi’nin bir öğretmeni olarak tabutunun başında onun ölümünü dile getirmek talihsizliği bana düştü. İdarecileri, öğretmenleri ve öğrencileriyle ondokuz yıldan beri Muzaffer Bey’in şahsında gülen ve şerefli bir mazi bırakan Azınlık Lisesi, en büyük matem gününü yaşıyor ve göz yaşı döküyor. Muzaffer Bey’i tanıyıp bugünün matemine katılmayan bir insan düşünemiyoruz.” ve devamla, “........ ondaki kültür zenginliği, dostlarını hayran bırakacak, muhaliflerini de imrendirecek bir asalete sahipti. Gençliğinden son nefesine kadar fikir ve kültür hayatımızın her sahasında hizmet etmekten zevk almış ve tenkit kabul etmez nitelikte kıymetli hizmetler vermiştir. İşte bugün uğrunda göz yaşı döktüğümüz Muzaffer Bey budur, bizi manen yıkan mümtaz insan budur.

Muzaffer Bey, en layık insan olarak bulunduğu şehrimizin belediye meclisi üyeliğinden başka, on dört yıl cemaat başkanlığı ve on dokuz yıl, kurucusu olduğu Azınlık Lisesi’nin sahipliğini yapmakla soydaşlarına 33 yıl hizmet etmiştir. Bu hizmetin eşsiz oluşu, tamamen karşılıksız olarak yapılmış olmasıyla ebediyyen müstesna yerinde saygıyla anılacaktır. Onun en büyük zevki karşılıksız hizmet etmekti. Bu özelliği ile Muzaffer Bey’in ölümü, bir insanın ölümünden ziyade bir abidenin yıkılışını andırır. Azınlık insanı, onun hizmet aşkını, toplumculuk gücünü, kırılmaz cesaretini, maarif severliğini, birlik ve beraberliğin sihirli bir kuvvet kaynağı sayıyordu. Toplum varlığımızdan onun ayrılmasına gönlümüz razı olmuyordu. Fakat o ilahi ve ebedi ses, “bu sizin işiniz değil, gücünüz dışındadır” diyor, Batı Trakya’ya bir nimet olarak verdiği emanetini alıyor, biz de o yüce kudretin bu emrine itaat ediyoruz ve susuyoruz.

Burada sayamıyacağımız kadar müstesna taraflarını bu cümlelerle özetledikten sonra, Muzaffer Ağabeyimize bütün Batı Trakya adına şöyle sesleniyoruz. Memleketimize verdiğin hizmeti büyüklüğünü anlatmaya kelimeler yetmiyor, elimizdeki sayfalar dar geliyor. Sana karşı beslenen büyük saygının gerçek tablosunu, sonsuzluğa giden bu son yolculuğunda göz yaşları ve eğik başlarıyla seni omuzlarında taşıyan insan selinde görüyoruz. Senin yalnız dindaşlarının değil, Hristiyan vatandaşlarımızdan bile bir çoklarının saygısını kazandığını tam olarak bugün anlıyoruz. Onlar da kendi inançlarıyla, kendi dilleriyle ve ellerinde buketleriyle yanında bulunuyorlar, saygıların dile getiriyorlar. Hatıralarını, hizmetlerin, eserlerin o kadar canlı ki, ölümüne hala inanamıyoruz. Aramızdasın, sesimizi, yakınmamızı duyuyormuşsun gibi geliyor bize. Hayırseverliğin, cömertliğin ve gerçekler karşısındaki metin davranışların nesiller boyunca örnek alınacaktır. Son nefesinde gücünün yettiğince söylediğin “Allah, Allah” seslerinin yankıları kulaklarımızda hala tazeliğini muhafaza ediyor. Yüce Rabbimizden, aziz ruhuna ebediyyen rahmet etmesini bütün samimiyetimizle niyaz ediyoruz, geride bıraktığın sevdiklerine sabır ile uzun ömürler diliyoruz.

Sen müsterih uyu, nur içinde yat!

İşte sayın Tevfik Hüseyinoğlu, yukarıdaki konuşmasında Muzaffer beyin ölümünün ardından duyulan derin üzüntüyü bu şekilde dile getiriyor. Bu büyük insanı bugün de aynı duygularla anıyoruz.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com