19-12-2018
Neden koruyucu hekimlik ?
Bu haftaki konumuzu Veteriner Hekimlik’te koruyucu hekimliğe ayırdım.Gerçekten son yıllarda özellikle yanlış ve geniş çapta antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı, artan ilâç maaliyetleri, bilinçsiz ilâç kullanımlarının ülke ekonomisinde yarrattığı depremler, koruyucu hekimliğin bir kez daha ön plâna çıkmasına vesile olmuştur. Bu bakımdan koruyucu hekimlik, hekimliğin özünü oluşturur. Koruyucu hekimlik hem beşeri (insan) hem veteriner hekimlik açısından oldukça önemlidir.

Öncelikle hekim kimdir? Tanımını yapacak olursak;

Hekim;

Türk Dil Kurumunun sözlüğünde; “İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip olarak” tanımlanmaktadır. Bence en geçerli olan tanımı; “Tedavi sanatlarında; pratisyen, tıp fakültesi, diş hekimliği ve veterinerlik bölümlerinden derece alıp devlet tarafından uygulama (hekimlik) yapabilmek için lisans almış kişi olarak tanımlanabilir. Hekim, kişilerde hastalık çıkmasını veya birinden diğerine geçmesini önlemeye yarayan bilgilerin uygulama alanına konması ve bunun için gerekli yeni metot ve usulleri araştırır. Nüfus tespiti, periyodik muayeneler, bulaşıcı hastalıkların kontrolü, çevre sağlığının düzeltilmesi, beslenme durumunun iyileştirilmesi, dejeneratif (yıkıcı) hastalıklarda erken teşhis ve koruma, iş ve meslek sağlığı çalışmaları, kazalarla ilgili çalışmalar, yaşlı bakım çalışmaları, rehabilitasyon çalışmaları ve bu hizmetlerin istatistiki değerlendirilmeleri hekimin başlıca görevleri arasındadır.

İkinci tanımda da görüleceği üzere hekimlerin ana görevleri koruyucu hekimliktir. Tanımda beşeri alanlarla çalışan hekimlerle veteriner alanda çalışanlar arasında hiçbir farkın olmadığı açıkça görülmektedir. Ülkemizde ise hekimlikte ekonominin öne çıkmasıyla birlikte koruyucu hekimlik ikinci planda kalmış olup, daha çok hekimliğin tedavi edici yönü ön plana çıkmıştır. Oysa uygar ülkelerde hekimliğin amacı insan ya da hayvanı hastalandırmamaktır.

Ülkemizde ise bunun tam tersi uygulanmış, uygulanan yanlış sağlık politikaları ülkeyi de bu alanda bir çıkmazın içine sürüklemiştir. Bu ortamda Koruyucu hekimliğin ise sadece Kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı gibi hastalıklar ortaya çıkınca hatırlandığını ve önleyici tedbirlerin alındığını görüyoruz.

Burada anlattığım ana konuların ışığında şunu söyleyebiliriz. Ülkemiz ve diğer ülkeler, sağlık politikalarındaki ağırlıklarını koruyucu hekimliğe vermelidir.

Çünkü;
* Bu şekilde ancak sağlık giderleri azaltılabilir.
*Bu şekilde ancak insanların refahı yükseltilebilir.
*Bu şekilde, daha sağlıklı ve maliyeti düşük hayvan et ve ürünleri elde edilerek, tüketime sunulur.
* Bu şekilde ancak halk sağlığı korunur ve hastaneler önündeki hasta sayısı azaltılır.
* Bu şekilde ancak çarpık hekim hasta ilişkisinin önüne geçilebilir.
*Bu şekilde ancak ilaç ve tıbbi malzemelerdeki yolsuzluk haberleri azalabilir.
* Bu şekilde ancak mesleki kargaşaların önüne geçilebilir.
*Bu şekilde mikroorganizmaların bilinçsiz antibiyotik kullanımı sonucu antibiyotiklere karşı gelişen dirençlerin önüne geçilebilir.

Son olarak unutmayalım ki, sağlıklı insan ülkeye ve ekonomiye katkı yapar. Sağlığını kaybetmiş insana katma değer yaratmak şöyle dursun, hem kendisi bireysel olarak acı çeker, hem de ülke ekonomisine yük olur.

Sağlık hepimizin en kıymetli hazinesidir. Bunu korumanın yolu da devlet politikalarının koruyucu hekimlikten yana çabalarının artırılmasıyla mümkün olacaktır.

Hepinize sağlık sıhhat dolu günler diliyorum…
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com