20-05-2015
25. Ölüm Yıldönümünde Üstad NURİ efendiyi anıyoruz
Üstad NURİ efendiyi ÜSTAD yapan onun derin ve geniş bir kültüre sahip oluşudur. O, hayatında insanlara hizmet etmekten başka bir şey düşünmemiştir.

Onun için de öldükten sonra hayatının sonunda giydiği iki – üç ceket ve birkaç pantolondan başka miras olarak hiç bir şey bırakmamıştır.

Kitlesine bıraktığı en büyük miras: YENİ ZİYA, YENİ YOL, YENİ ADIM, İNKILAP ve TRAKYA gazeteleri koleksiyonlarıdır.

Bütün Batı Trakyalı hemşehrilerime şunu hatırlatmayı bir milli vazife kabul ederek diyoruz.

O kişi ki yukarıda adlarını verdiğimiz gazeteleri okumamış ise kesinlikle Batı Trakyada kitlesi için söz sahibi olamaz.

Üstad NURİ efendi ve eski gazeteler bütün Batı Trakyalıların geçmiş ışığıdır. Hele TRAKYA gazetesi.

Niçin mi?

Çünkü, o Batı Trakya Türklerinin çok zor durumda oldukları devrelerde tek başına kitlesinin hak ve hukukunu layıkıyla korumuştur. TRAKYA gazetesinden ileride kısa kısa paragraflarda okuyacağınız ateşli yazılarıyla azınlığımızın ayakta kalmasını, ilerlemesini, çağdaş ve daha rahat bir hayata kavuşması için her türlü mücadeleyi hiç çekinmeden yapmıştır. Bir gün Batı Trakya Türklerinin azınlık tarihi yazılırsa, mutlaka 1967’ye kadar olan devresi onunla başlayacaktır ve onunla bitecektir.

Üstad Nuri Efendi, 5 Şubat 1902 tarihinde, şimdi Bulgaristan’da kalan Deliorman kazasının Dutlumüslim köyünde dünyaya gelmiştir. Çok küçük yaşta babasını kaybetmiştir. 1906 yılında hamisi, dayısı Müderris Hacı Hafız Galip Efendi ile Gümülcine’ye gelip yerleşmiştir. Gümülcine’de çay ilkokulunu bittirmiştir. 1913’te Batı Trakya’da bütün dünya Türk tarihinde ilk kurulan TÜRK Cumhuriyetinin yöneticilerinden Süleyman ASKERİ beyin teşvikiyle Edirne’de yalnız öksüz çocukların alındığı ve Teşkilatı Mahsusan’ın himayesinde olan “özel öksüz çocukları okulu”na, o zamanki adıyla “İTTİHADÜ TERAKKİ ŞÜHEDA DARÜL EYTAM 1913”e gitmiştir.

Bu okulda öğrenciler özel eğitim görüp Balkanlar’da icabında çeşitli vazifelerde yer almak üzere yetiştiriliyorlardı. Bu okulun 99 talebesi vardı ve NURİ Efendi hem en büyük, hem de en çalışkan öğrencisiydi.
Hocaları Osmanlı İmparatorluğu’nun en değerli subayları idi ve çoğu o zaman Milli Savunma Bakanı olan Enver Paşa’nın karşısında olanlardandı. Onun içindir ki 1915’te Anafartalar galibiyetinden sonra 15 gün dinlenmek üzere izine çıkan Miralay Mustafa Kemal, Edirne’de okul müdürünün misafiri olmuştur. Miralay Mustafa Kemal Edirne’ye gelirken onu karşılamak için bütün okul Edirne’nin Ayşekadın (veya Hacıezanlar) semtine gitmiştir. Bu karşılama esnasında Üstad NURİ Efendi okulun en büyüğü olduğu için okul müdürünün yazmış olduğu bir şiiri karşılama esnasında MUATAFA KEMAL’e okumuştur.

“Küçük kardeşlerime sorunuz;

Biz zabit olacağız demiyoruz.

Biz MUSTAFA KEMAL olacağız diyoruz.

Tarihin büyük insanı, bizi kabul ediyormusunuz?”

Diyerek şiirini bitiren o zaman talebe olan Üstad NURİ efendi belki de ATATÜRK’e “Tarihin büyük insanı” ilk o demiştir.

ATATÜRK’ün bu ziyaretini Üstad NURİ Efendi şöyle anlatırdı: “MUSTAFA KEMAL hergün okula gelirdi ve okul müdürü ile çok uzun zaman bahçede turlar atarak konuşurlardı. MUSTAFA KEMAL’in miralay elbisesine ve yürüdükçe çizmelerindeki mahmuzların şakır şakır ses çıkarmasına biz öğrenciler çok özenirdik. Arasıra talebelerin arasına da gelirdi ve daima tarihle ilgili sorular sorarak, hem bizim bilgimizi yoklardı, hem de bize geniş tarihi bilgileri verirdi” derdi.
***

1919’da Edirne Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıkınca antlaşma gereği bu özel okul kapatılır ve bütün öğrencileri İstanbul’a taşınır. Yine bu antlaşma ile meslek okulu olan “Muallim” mektebi faaliyetine devam etmiştir. Üstad NURİ Efendi diğer arkadaşlarıyla İstanbul’a gitmez ve öğretmen okulunun son sınıfına geçerek oradan 1920 yılında pek iyi derece ile mezun olur. Mehmet Hilmi ve muallim Osman SEYFİ ile bu öğretmen okulunun son sınıfında çok sıkı arkadaş olurlar. 1920 Temmuzunda Gümülcine’ye dayısı Müderris HACI HAFIZ GALİB’in yanına gelir.

O zaman Batı Trakya’da batılı düşünceye sahip pek okur- yazar yoktu. Yabancı dil bilen olmadığından o zamanın Gümülcine ileri gelenleri, parasını vererek onu Selanik’e FRANSIZ LİSESİ’ne FRANSIZCA öğrenmek için gönderirler. Selanik’te tahsilde iken Türkiye ile Yunanistan arasındaki mübadele antlaşmasına göre Selanik Türkleri Türkiye’ye göç ederler. Orada Kırmızı Tütün Amele Kulübü’nün çıkardığı YENİ ZİYA gazetesi neşriyatı da mübadele nedeniyle durur. Üstad NURİ Efendi, o zaman İskeçe’de Kırmızı Tütün Amele Kulübü’nün sekreteri Mehmet HİLMİ’ye mektup yazar. Selanik Kırmızı İşçi Kulübü’nün neşriyatını durdurduğu YENİ ZİYA gazetesinin harflerini İskeçe’ye nakli için kulüp idaresiyle görüşüp onları ikna etmesini ister ve gazetenin yazı ve yönetimini onun yapmasını söyler. Öyle de olur. Üstad NURİ Efendi,. YENİ ZİYA’nın harflerini İskeçe’ye gönderir.

Mehmet Hilmi de 1925 yılı ortalarına kadar YENİ ZİYA’yı yanlız çıkarır. 1925 Temmuz ayında Üstad Nuri Efendi Selanik’teki tahsilini bitirir ve İskeçe’ye gelerek YENİ ZİYA’yı Mehemt HİLMİ ile beraber çıkarmaya başlarlar.
1925’te gazetede fazlaca milliyetçi yazılar çıkmaya başlayınca, Mehmet HİLMİ ile Üstad NURİ Efendi’yi gazete ile beraber Kırmızı Tütün Amele Kulübü’nden uzaklaştırırlar. YENİ ZİYA gazetesi 5 Ocak 1926 tarihli ve 104 no’lu sayısında Üstad NURİ Efendi sorumlu müdürü ve sahibi iken kapanmıştır. Bu gazete sayısı Batı Trakya’da çıkan ilk “TÜRK” gazetesi’dir.

Ustad NURİ Efendi 1925 yılının Temmuz ayında Selanik’ten İskeçe’ye gelince ne bir akrabası, ne de herhangi bir tanıdığı vardı. Tek bildiği Edirne’den sınıf arkadaşı Mehmet HİLMİ idi. Mehmet HİLMİ İskeçe’de aşağı mahallede İpsilandu sokağında çok eski, basık tavanlı, iki odalı bir evde oturuyordu. Üstad NURİ Efendi de bu evde kalmak mecburiyetinde idi. Çünkü ne parası, ne de pulu vardı. Bütün sermayesi sırtındaki bir kostümü ve birkaç kitabıydı. Yedikleri, içtikleri Mehmet HİLMİ’nin Amele Kulübü’nden aldığı maaş ve çıkardıkları YENİ ZİYA gazetesinden kendilerine kalan harçlıktı. Her ikisini, gazete ile beraber Kırmızı Amele Kulübü kapıdışı edince, o zaman eğitimin beşiği sayılan KİREÇÇİLER’deki sınıf arkadaşları öğretmen Osman SEYFİ’nin yanına sık sık gidip, karınlarını doyuruyorlardı. Bu arada, Üstad NURİ Efendi Fransızca bildiği için gece Kireççiler gençlerine ders vermeye başlamıştı. Kireççiler halkı o zaman çok zengin, zengin olduğu kadar da ilerici düşünceyi de benimsediklerinden NURİ Efendi’ye sahip çıkmışlardı. Hatta onu öğretmen dahi olmayı istemişlerdir, ama hükümet müsaade etmemiştir.

Üstad NURİ Efendi ve Mehmet HİLMİ YENİ ZİYA kapatılınca, hitap ettikleri kitleye yeni bir gazete nasıl çıkaracaklarını düşünmeye başlarlar. İşte o sırada, 11 Mart 1997 tarihli 36 no’lu GÜNDEM gazetesinde tarihçesini verdiğimiz YENİ YOL gazetesini, o zamanın çok zengin ve devrimci gençlerinden sayılan İbrahim DEMİR SERDARZADE’yle (Serdarzade gazetenin imtiyaz sahabidir) birlikte çıkarmaya başlarlar. Ancak bu gazete de tarihçesinde anlattığım gibi onlara yar olmaz.

YENİ ZİYA ve YENİ YOL gazetelerinin kapatılması faslı Üstad NURİ Efendi ve Mehmet HİLMİ’ye büyük ders olur. Bu durum karşısında artık daha ciddi ve kendi himayelerinde bir gazete çıkarmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Üstad NURİ Efendi’nin kısa zamanda samimi olduğu arkadaşı Sabri Ali’nin (Hakkı dedenin Ali- Berber Ali) adına bir gazete çıkarma izni almasını temin ederler.

Ve YENİ ADIM gazetesini 30 Eylül 1926 tarihinde Üstad NURİ Efendi, Mehmet HİLMİ ve Hıfzı ABDRURRAHMAN adında bir arkadaşıyla beraber çıkarırlar. Üstad NURİ Efendi daha küçük yaşta okuduğu okuldan aldığı eğitim gereği artık Batı Trakya Türklerinin de teşkilatlanmaya ve bir çatı altında toplanması zamanının geldiğini düşünerek bir dernek kurma fikrini ortaya atar. Böylece Batı Trakya’da ilk kurulan İskeçe TÜRK GENÇLER YURDU’nun doğmasına vesile olmuştur. O, önce bu fikrini arkadaşlarına daha 1926 yılı başlarında açmışsa da bu olay hemen gerçekleşmemiştir. Çünkü o yıllar Batı Trakya Türklerinin çok sıkıntılı yıllarıydı. Hele arkadaşı Mehmet HİLMİ bir iki defa sudan sebeplerle sürgüne gönderilmesi de dikkate alınacak olursa, bu fikrin hayata geçirilmesi için fazla acele edilmemesinin faydalı olacağını savunmuştur. Üstad NURİ Efendi’nin karakter yapısı, yetiştiği okuldan aldığı ruhla bunun hemen kurulması icab ettiğini beyan eder. Zaten bu fikir yavaş yavaş önce arkadaşları arasında, kahve, meyhane ve o zaman çok olan tütün işçileri arasında fiskos halinde yayılır. Daha sonra o zamanın ileri gelenleri tarafından da benimsenince, tüzüğünü kendi el yazısıyla yazdığı İskeçe TÜRK GENÇLER YURDU kurulur. Elbette bu derneği Üstad NURİ Efendi kendi başına kurmamış, onun ortaya attığı fikir arkadaşları ve bütün ilerici ve emekçi İskeçe halkı tarafından çok büyük bir çoşku ile benimsenerek tesisi sağlanmıştır.

İskeçe’deki hanedan aileler ile köy ağaları bu derneğin kurulmasına baştan pek sıcak bakmamışlardır. Ancak açıldığı anda gençlerin, işçilerin ve bilhassa devrimleri savunanların bir arada hareket etmeleri sayesinde çok kısa zamanda bu müessese herkesin barındığı ve ilham aldığı bir yuva olur. Üstad NURİ Efendi yönetimde olmadığı halde muhasebe, iç organizasyon, spor ve müzik kollarını hep o yönetmiştir.

O sırada Türkiye’de yapılan yeni harf inkılabı olunca Üstad NURİ Efendi Fransızca bildiği için geceleri birlik binasında büyük – küçük herkese uzun zaman yeni harfleri öğretmiştir.

1923’ten sonra Batı Trakya’da cemaatler, müftülükler ve şehir okulları Türkiye’den buraya gelen mültecilerin yönetiminde idi. Onun için yeni harflerin okullara girmesini istemiyorlardı. Üstad NURİ Efendi 1928’de bu mültecilerin kontrolündeki okullara alternatif olarak Batı Trakya’da ilk yeni harflerle çalışan “ÇOCUK YURDU” adında bir okul açtı. Bu okulun açılmasıyla İskeçe halkı mültecilerin idaresinde olan okullardan çocuklarını aldılar ve bu okula yolladılar. Bu okula halk tarafından gösterilen rağbet yüzünden, mülteciler de işgal ettikleri okullara yavaş yavaş zoraki de olsa yeni harfleri öğretmeye başladılar. Üstad NURİ Efendi’nin bu okulu 1930-31 yılında İskeçe merkez TÜRK okulunun yönetimi inkılapçıların eline geçinceye kadar devam etmiştir. İskeçe merkez okulu tamamıyla yeni harflerle eğitime başlayınca, bu özel okulun bütün öğrenci ve öğretmenleri merkez okuluna devredilmiştir.

Üstad NURİ efendi 1930’da İNKILAP, 1932’de de TRAKYA gazetelerini çıkararak kitlesini aydınlatmağa çalışmıştır.
İkinci dünya savaşından sonra 1944’e kurulan ilk cemaat başkanı o olmuştur.

1946’dan 1964 kadar art arda sekiz defa aralıksız milletvekili seçilmiştir.

Üstad NURİ efendinin hayatı Batı Trakya Türklerinin tarihine eşittir.

Gelecekte hayatından ve çıkardığı gazetelerden ayrı ayrı bahsedeceğiz.

Onun hayatı 1967 kadar Batı Trakya Türklerinin tarihi demektir.

***

Biz, Üstad NURİ efendi ile 25 yıl baba- oğul gibi hep beraberdik.

Biz, icazetimizi ondan aldık. O, çok sade yaşayan bir insandı.

Ölümünü müteakip tabutu başında hayat hikayesini biz ifade ettik.

İlk cümlem:
“İttihat ve Terakki Ekolünün en son ferdi ve Batı Trakya Türkleri’nin temel direği yıkıldı.

***

Son cümlemiz de şöyle idi:

“Batı Trakya Türkler’i O’nun şahsında yeri kolay kolay doldurulamayacak bir baş kaybetti. Tanrı rahmetine gark ettsin ve azınlığımıza sabırlar versin.”
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com