08-06-2015
ZULMÜN 26. YILI (2)
10 Kasım 1989'da Jivkov devrildi. Devrilmesinde ülkedeki ekonomik krizin, ekonomik krizde de toplanamayan tütünün payı vardı. 89 göçüyle Bulgaristan'ın en önemli ihraç ürünlerinden olan tütün sahipsiz kaldı. Jivkov makamında son sigarasını içerken, muhtemelen Özal'a çektiği restin nasıl büyük bir hata olduğunu değerlendirdi.

Diktatör Jivkov, 13 Aralık günü, etnik gruplar arasında düşmanlık yaratma, görevini kötüye kullanma ve devlet kaynaklarını zimmetine geçirme suçlarından tutuklanarak ev hapsine mahkum edildi. 22 Aralık'tan itibaren Türk siyasi mahkumlar serbest bırakıldı. Ardından, asimilasyon sırasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına tazminat verilmesi kanunlaştırıldı.

Eski Varşova Paktı üyesi Bulgaristan, 2007'de Avrupa Birliği'ne tam üye oldu. Avrupa Birliği müzakerelerinin azınlık haklarına katkısı hiç şüphesiz büyük oldu. Ancak yeterli oldu mu, asla. 2012 yılında asimilasyon bildirisi Bulgar parlamentosunca kabul edildi. Bildiride şöyle deniyordu: “Totaliter komünist rejimin, sözde soya dönüş süreci de dahil olmak üzere, Bulgaristan Cumhuriyeti'nde yaşayan Müslüman azınlığa karşı uyguladığı asimilasyon politikalarını şiddetle kınıyoruz. 360.000'den fazla Türk kökenli Bulgar vatandaşının, 1989 yılında ülkeden kovulmasını, totaliter rejim tarafından işlenen bir tür etnik temizlik olarak ilan ediyoruz. Bulgar adaleti ve Bulgaristan Cumhuriyet Başsavcısı'nı, sözde ‘soya dönüş süreci’nin suçlularına karşı başlatılan davanın sonuçlandırılması için her türlü çabayı sarf etmeye çağırıyoruz”.

Böylelikle, sorumluların mahkumiyetine kadar varabilecek hukuki sürecin kapısı aralanmış oldu. Fakat asimilasyon ve göç mağdurlarının açtıkları davalardan henüz somut bir sonuç elde edilemedi.
Bulgaristan Türkleri bugün her ne kadar insan hakları bağlamında 90’lı yıllara nazaran daha iyi şartlarda yaşıyor olsalar da alınması gereken çok yol var. Bulgar milliyetçiliğinin yarattığı sıkıntılardan bir tanesi de ana dilde eğitime engel teşkil etmesi. Yeni nesiller okulda Türkçe öğrenemiyor. Türkçe, okullarda seçmeli ders olarak veriliyor. 1991-92 eğitim yılında yaklaşık 114 bin öğrenci ana dil dersi alırken, 2010-11 döneminde bu rakam 7 bine düştü.

Bulgaristan'da Türkler nüfusun %8'ini oluşturuyor. Komünist rejimin devrilmesinden sonra hızla artan azınlık haklarına rağmen, kronik ekonomik kriz, krize bağlı artan Bulgar milliyetçiliği, ardı arkası kesilmeyen göç dalgaları ve ana dilde eğitimin olmayışı Bulgaristan’daki Türk varlığına inanılmaz darbe vuruyor. Bugün itibarıyla ana dil Türkçe üzerinde büyük baskılar mevcut. Ana dilde siyaset propagandası yapmak yasak. Bu sebeple Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Lütfi Mestan başta olmak üzere birçok Türk milletvekilinin süren davaları, kesinleşen dava sonuçlarından aldıkları para cezaları var.

HÖH Milletvekili Hüseyin Hafizov, katıldığı bir programda, seçim kampanyaları sırasında ana dili Türkçe ile konuştuğu için şimdiye dek hiçbir ceza ödemediğini, çünkü her kesilen cezayı temyiz ettiğini, aslında şimdiye dek 4-5 cezanın kesildiğini, yaklaşık 10 bin leva ceza ödemesi gerektiğini,” söyledi. Hafızov konuşmasının devamında, “Türkler saygıyı ve tanınmayı hak etmiyorlar mı? Türkçe konuşan biri, diğerini neden rahatsız ediyor ki? Gerekli anlayışı ve davranışı neden alamadığımızı bir düşünmek gerekiyor. Bizlere, Türkler dışarı demek yerine, evet siz Türk’sünüz ve biz de sizi nasılsanız öyle kabul ediyoruz, denmesini istiyoruz.” diyerek isyan etti. Hüseyin Hafızov, hiç kimsenin kendisinden korkmasına gerek olmadığının altını çizerek, fanatik bir yanının da bulunmadığını söyledi. “Tüm Bulgaristan vatandaşları için eşitlik istemem fanatiklik mi oluyor? Sizleri ben ne için korkutuyorum ki” sorularını yöneltti ve ekledi; “Etnik ve dini gruplar bu toplumun bir parçasıdır”.

Yine Cebel’de Mayıs Olayları’nın 26. yılını anma töreninde hazır bulunan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Genel Başkanı Lütfi Mestan, elinde tuttuğu 11 ceza kararını göstererek, geçen yıl Türkçe propaganda yapmak gerekçesiyle kendisine ve HÖH’ten başka arkadaşlarına para cezası kesildiğini belirtti. Demokratik bir ülkede, AB üyeliğinde sekizinci yılını yaşayan bir ülkede, ana dilinde konuşmanın suç olarak görüldüğüne dikkat çekti. Parlamento’da bir parti grubunun Başkanı’na bu cezanın verildiğini, Avrupa standartlarında insan haklarına erişebilmek için Bulgaristan’da daha uzun bir yol yürünmesi gerektiğini söyledi. HÖH partisinin davasının bu olduğunun altını çizen Mestan, demokrasinin başladığı bu meydanın da davası olduğunu ifade etti. Mestan kendisine, Filibe Valisi’nin 681 levalık para cezası kestiği karara dikkat çekti. Bunun ilk Bulgaristan Devleti’nin kurulduğu 681 yılını anımsattığını ve bununla valinin “Burası Bulgaristan ve bu topraklarda yaşamak istiyorsan, ana dilinden ve kimliğinden vazgeçmek zorundasın” demek istediğini belirtti.

HÖH Başkanı kalabalığa, “1989 yılını unutun. Hiçbir baskı, bizleri artık korkutamaz. Burasını terk etmeyeceğiz. Bulgaristan’ı terk etmek en kolay iştir. Ama bizler çok daha olgun olmalıyız. Maksat Bulgaristan’dan kaçmak değil, burada kalıp haklarımızı kazanmak. Çok konuşacaktım, fakat bugün saat 13.00’de Türkçe konuşma cezasına ilişkin açtığım davayla ilgili duruşma için Mestanlı Bölge Mahkemesi’nde olmam gerekir. Ama sizden büyük bir ricam var. Sizler benimle gelmiyorsunuz. Sizler burada kalıyorsunuz. Benimle gelmeye gerek yok. Beni bugün çok güzel bir türküyle karşıladınız. Uzun ince bir yoldayım. Bilmem, yolumuz ince mi, ama şüphesiz uzun bir yoldur. Bizi bu yolda yalnız bırakmayın. Yoruluruz, ama berabersek eğer, bizler çok güçlü oluruz” dedi.
Yol veya yollar hakikaten uzun. Sabırla yürümek gerek. Kalın sağlıcakla…
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com