21-06-2015
KARARTMAYIN EĞİTİMİMİZİ
Azınlığımızın en temel sorunu eğitim sorunudur. Üstelik hiç ama hiç sorun olmaması gereken bir konunun sorun haline getirilmesi pek düşündürücüdür. Çünkü azınlığımızın Yunanistan’daki özgürlük alanını belirleyen Lozan Antlaşması der ki: Müslüman azınlıkla ilintili olan Yunan yurttaşları hukuk bakımından ve fiilen diğer Yunan yurttaşlarına uygulanan işlemlerin ve sağlanan güvencelerin tıpkısından yararlanacaklardır. Özellikle, harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumlarını kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel, ayinlerini serbestçe yapma bakımından eşit bir hakka sahip olacaklardır.

Madde gayet sarihtir. Lakin bu apaçık maddeyi yorumlamada sıkıntı yaşayanlar, kimliklerini inkar ettikleri bu topluma eziyet etme konusunda hem tutarlılık, hem de kararlık göstermektedirler. Batı Trakya Türkü’ne zulmetmek Yunanistan devletine pek de artı bir değer kazandırmaz. Bugünkü iletişim çağının ulaştığı boyutları iyi okuyamayanlar ve bu çağın gerisinde kalanlar, bu tür zulümlerin saklı kalacağını düşünüyorlarsa, biz gizlice bildiğimizi okur ve bu zavallıları bir güzel asimile ederiz diye düşünüyorlarsa, büyük bir gaflet uykusu içinde olduklarını beyan edelim.

“Bizler çağdaş bir eğitim istiyoruz” diye haykırışlarımızı, Avrupa’nın en kuzeyindeki ülke dahi duydu, ancak bizi emanet alan ülkemiz Yunanistan maalesef duyamadı. Duysa bile duymazlıktan geldi. Hatta hak ve adalet isteyen insanları sindirmek, suçlamak ve lekelemek için “bir yerlerin adamı” diye bir yaftayı bu insanların üzerine yapıştırma yolunu seçti. Haklı olan insanları haksızmış gibi göstermek için bu yol hep tercih edildi. Ancak bu yol, gerçekleri yok etmek, örtmek için çok da ahlaki bir yol değil. Haksızlıklar gün ışığı gibi ortada. Maalesef güneş balçıkla sıvanmıyor.

İlkellik konusunda Zimbabve okulları ile yarışır durumunda olan okullarımızın neresinden tutsak elimizde kalıyor. Ne fiziki olarak, ne de donanım olarak günümüz koşullarına hizmet etmeyen bu okullarımızda, Türkçeyi öğretme hususunda yeni eğitim sistemlerini ve metotlarını öğrenemeyen, öğrenmesine ve kendini geliştirmesine müsaade edilmeyen canım öğretmenler görev yapmaya çalışıyor.
Ne acıklı ki, kendi dillerini en gelişmiş haliyle öğrenme hakkı bulunan çocuklarımız, modern esir kamplarında kendilerine sunulanlarla yetinmek mecburiyetinde. Oysa eğitim, temel bir insan hakkı olarak evrensel ölçekte kabul görmektedir. Bunun altında yatan en önemli etken eğitimin; insan kişiliğinin tüm yönleriyle gelişmesinde çok önemli bir faktör ve insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ve özgürleşmeleri ile doğrudan ilişkili bir süreç olmasıdır.
Eğitim hakkı para ile satın alınamayan, kişinin tam anlamıyla toplumda bir birey olmasını sağlayan haklardandır. Kimse bu hakkından alıkoyulamaz. Uluslararası sözleşmelerde yer bulan ve BM tarafından bu hakkın garanti altına alındığını sağır sultan dahi biliyor. Biliyor bilmesine de faşizan düşüncelerden kendini kurtaramayanlar bir eğitim hakkını zulmetme malzemesi olarak kullanmaya devam ediyor.

Son günlerde çığlıklarımız yükselmeye başladı. Her geçen gün bu çığlıklar yükselerek devam etmeli. Bugünkü idari anlamda söz sahibi olanların bu meyanda büyük sorumlulukları vardır. Bu sakın ola unutulmamalı.

İskeçe İli SÖPA Mezunu Azınlık Okulları Öğretmenler Derneği, geçen Aralık ayında mecliste onaylanan ve azınlık eğitimine önemli değişiklikler getiren yasa tasarısına bir kez daha tepki gösterdi. Fikrimiz alınmadan ve eğitimimizi katleden bu yasayı onaylamamız mümkün değildir. Bu yasa derhal değiştirilmelidir. Azınlık eğitimcileri ve velilerle, azınlık kurumlarıyla istişare edilmeden tek taraflı çıkartılmış ve dogmatik olarak tarafımızda kabulü beklenen bu ceberut yasanın derhal ama derhal değiştirilmesi gerekir. Günümüzde kör cahil bir topluma dahi kabul ettirilemeyecek, dilimizi kısa vadede körleştirecek ve uzun vadede yok edecek bu yasa geleceğimize koyulmuş ve bugünden geriye saymaya başlamış bir saatli bombadır.

Bu yasa geçerken muhalefet eden bugünkü iktidar hangi akla hizmet etmekte ve bu yasayı kaldırmak yerine sinsice uygulamaya koymaktadır? Bu mudur sizin demokrasi anlayışınız? Bu mudur sizin sosyalizm anlayışınız? Bu mudur sizin hak, eşitlik ve özgürlük anlayışınız? Bu azınlık sizin insan hakları nağmelerinize inandı ve size büyük destek verdi. Ama unutmayalım ki, kimine göre bir İngiliz, kimine göre bir Asya atasözü der ki; “Beni bir kez aldatırsan yazıklar olsun sana, ikinci kez aldatırsan yazıklar olsun bana.” Bu toplum yazıklar olsun sana diyecektir, ama asla yazıklar olsun bana dedirtmeyecektir. Uzatılmış bir barış elini, uzlaşma elini, istişare elini sizin gibi demokrasi ve özgürlük havarileri iteleyip kakalıyorsa, bu halka bundan sonra hak aramak için seçeceği her yol mubahtır.
Bugüne kadar ekonomik sıkıntılardan dolayı bu konulara eğilemediler diye kendimizi avutadururken, bir de baktık ki, muhalefet ettikleri yasaları uygulamak için vakit bulmuşlar. Okullarımız yeterli değil, bize yeni derslikler ve okullar açma hakkı verin diyoruz, cevap “hayır”. Çift dilli Türkçe-Yunanca anaokulu açma hakkı verin, cevap “hayır”. Öğretmenlerimize Türkçelerini geliştirmeleri için Türkiye’de seminerlere katılma hakkı verin, cevap “hayır”. Kitaplarımızın her yıl yenilenmesine müsaade edin, cevap “hayır”. Türkiye üniversitelerinden mezun olmuş olan eğitimci gençlerimizi öğretmen olarak atayın diyoruz, cevap “hayır”.

Türkiye’den gelen kontenjan öğretmenlerinin sayısını artırın, cevap “hayır”. Yunan üniversitelerinin herhangi bir eğitim fakültesinden mezun öğretmenlere bir yıl Türkçe dersi verilerek, Türkçe öğretmeni yapılamaz. Bu yasayı iptal edelim, istişare ederek daha güzel bir yol belirleyelim diyoruz, cevap “hayır”. Azınlık orta ve lise okulları yetersiz diye 80 yılından beri bağırıyoruz, gelin yeni okullar açalım diyoruz, cevap “hayır”. Tombala ile azınlık okullarına rağbet gösteren öğrencilerin önünü kesip, onları devlet okullarına mahkum etmeyin diyoruz, cevap “hayır”. Peki bu “hayırlar” bu masum halka zulüm değildir de nedir?
Danışma Kurulu bu azınlığın üst kuruludur. Buradan azınlık eğitimine verilen zararlara tepkiler yükseliyor. Bu sesi duyunuz ve dikkate alınız.

Hiçbir topluma o toplumun vicdanında yer bulmayan bir yasayı, bir düşünceyi ve bir eğilimi kabul ettiremezsiniz. Ne “Eğitim Yasası”, ne de “240 İmam Yasası” bu toplumun vicdanında, düşüncesinde yer bulmamıştır. Asla da bulmayacaktır.
Kalın sağlıcakla…
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com