04-07-2015
Mehmet Hilmi
Vefatının 84. yılında rahmetle, hürmetle, minnetle andığımız Mehmet Hilmi. 1902 yılında Sofulu’nun Babalar köyünde doğmuş ve ilk eğitimini Sofulu’da tamamlamıştır. Balkan Savaşı nedeniyle Uzunköprü’ye göç etmiş olan Mehmet Hilmi, eğitimine Edirne Lisesi ve Öğretmen Okulu ile devam etmiş, Dimetoka ve Gümülcine’de öğretmenlik yapmıştır. Ancak onu asıl ölümsüz kılan, Lozan Antlaşması’ndan sonra Batı Trakya’da yayınladığı “Yeni Ziya”, “Yeni Yol” ve “Yeni Adım” gazeteleridir.

Öyle ki Yeni Ziya, Lozan Antlaşması’ndan sonra bölgede yayınlanan ilk Türkçe gazetedir. Yenilikçi, mücadeleci gerçek bir aydın olan Mehmet Hilmi halkı için çetin bir mücadele vermiştir. 29 yıllık kısacık ömre inanılmaz ülküler sığdırmıştır. Tarifsiz bir azimle amaca ulaşmak için adeta çırpınmıştır. Öğretmen okulunda eğitim alan her öğretmen gibi çevresine ışık saçmaya gayret göstermiştir. Kelimenin tam anlamıyla idealist bir insandır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde getirilen yeni inkılapları yakından takip etmiş ve bu inkılapları halkı ile buluşturmak için çırpınmıştır. Bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk’e hürmetinin büyük olduğunu vurgulayan Mehmet Hilmi’nin “Türk İnkılabı ve Garbi Trakya Türkleri” başlıklı yazısı, öğretmen Mehmet Hilmi’nin savunduğu ilkeler ve düşünce yapısı hakkında oldukça iyi bir fikir vermektedir:

“Değil yalnız Türkiye’de, dünyanın her tarafında her Türk ferdi, milletinin attığı adımlardan aynı derecede emin olduğu gibi, onları kalbinin en ateşli bir imanı ile, iradesinin bütün kuvvetiyle benimsiyor, takip ediyor… Bugün Kazan Türklerinden, Kafkas ellerindeki millettaşlarımızdan, Türkistan içindeki kardeşlerimizden başka bütün Acem ve Afgan milletleri Türk’ü bir numune olarak kabul ediyorlar… Bilhassa bu cihet, Türk milletinin, Türk inkılâbının diğer milletlere numune olması, her milletin Türkün yürüdüğü yolu bir zevkle, bir takdirle takip etmesi biz Garbi Trakyalı Türklere kıymetli dersler veriyor. Biz de Türk’üz. Bizim de aynı hislerimiz, aynı emellerimiz, hayata karsı aynı aşklarımız olduğu gibi, bizim de bu yeniliklere, yürüyüşlere, bu inkılap esaslarına ihtiyacımız vardır. Garbi Trakyalı Türk de her taraftaki Türk gibi bunlara bigâne kalmamıştır ve kalamaz. İlk hareketlerin Asya ortalarına kadar sızan cereyanları ve o kadar uzak ufuklara kadar yayılan akisleri, Garbi Trakya gibi yakın bir yere geçemez mi? O kadar uzaklardan görülen hakikat güneşi, bizim muhitimizden görülemiyor mu? Biz de medeniyet ve hayat ihtiyaçlarının verdiği tesirler altında değil miyiz? İşte bütün bunlar Garbi Trakyalı Türkü, Türkün ilminin ortaya attığı yeni yollara âşık etti…”

Bir başka yazısında kendini, “Biz yalnız Türk halkının refahına, saadetine, terakki ve tekâmülüne çalışmayı emel edindik” sözleriyle anlatmaya çalışmıştır. Hakikaten bu çalışmaları Yunan devletinin gözünden kaçmamıştır. Batı Trakya Türklerini her açıdan kalkındırmaya yönelik bu etkinlikleri sebebiyle önce Limni’ye, ardından da Kithira ve Larissa’ya sürgün edilmiştir. Yaklaşık on yıl süren sürgün ve mücadele neticesinde yorulan Mehmet Hilmi yatağa düşünce “apandisit” teşhisi konulmuş, ancak kuşkulu bir şekilde 29 yaşında ameliyat masasında hayata gözlerini yummuştur.

Çıkarttığı Yeni Adım Gazetesi Mehmet Hilmi’ye göre, Batı Trakya Türkü’nün dilidir. Zira kendisi Batı Trakya Türklerinin “elemlerini terennüm etmekten başka bir şey yapmamaktadır”. Acı yazıyorsa, elemlerde acı nağmeler bulmasındandır. Tatlı yazıyorsa, Türklerin kalplerinde sevinç rüzgârları estiği anlaşılmalıdır. Yeni Adım nasıl söylüyorsa, Batı Trakya Türkleri öyle istiyorlar; Batı Trakya Türkleri nasıl istiyorsa, Yeni Adım öyle söylüyor demektir.

Mücadelesini sadece çıkarttığı gazetelerle vermemiştir. O gençlerin ve toplumun aydınlanması için sosyal toplum kuruluşlarının yararlı olacağını görmüş ve bunların açılması için önemli bir nefer olmuştur. Asla bir koltuk sevdası olmayan gerçek bir dava adamı olmuştur. Bir nam budalalığına kapılmamıştır. Mehmet Hilmi’nin 1928-1930 döneminde dernekler konusunda yürüttüğü mücadele, daha çok Türk gençlik teşkilatlarının kurulmasıyla ilgilidir.
Mehmet Hilmi’ye göre, çağdaş toplum olma yolunda çıkacak engellerle mücadelede Türk gençlerine büyük görevler düşmektedir. Herkes onlarda sağlam bir azim, zorluklar karşısında yıkılmayan bir karakter, ülküsüne karşı tükenmeyen bir aşk ve inanç görmelidir. Mehmet Hilmi’ye göre millet aşkı esastır ve aslında ilerleme ile gelişme onun neticesidir. Avrupa’nın dişlilerinden kurtulmak ve dünyada Türklerin de hayat hakkına sahip olduklarını kanıtlamak, Türkün yürüdüğü yollarda çıkabilecek engelleri hissetmek için sahip olunması gereken, “millet aşkıdır”. Yeni neslin varlığını koruması, şuurlu bir kitle teşkil etmesi ve yeni fikirlerle tanışıp benimsemesi için Mehmet Hilmi, onların her vakit ve her yerde toplu bulunmalarını, oturdukları kahvehaneyi dahi dersliğe dönüştürmelerini gerekli görmektedir.

Yeni Adım’ın 9 Mart 1929 tarihli nüshasında, Mehmet Hilmi’nin gençlere seslendiği bir duyuru dikkat çekmektedir. Yeni Adım’ın henüz eski yazıyla çıktığı bir dönemde bu duyuru yeni harflerle yayınlanmıştır:

“Gençler! Her saniye, insanları son hızla medeniyet ufuklarına doğru atıyor. Bu uzak, bu yabancı muhit içinde, bu her taraftan gelen zorlukların dikenlerinden kurtulmak ve didiklenmemek istersek bir fikir, bir emel, bir duygu sahibi olmaya mecburuz. Bir yolda, bir hedef önünde, bir olmamız lazımdır. Milli yol, milliyet sevdası artık kalbimizin kıblesi olmalıdır. Hayatın bundan sonra bizim için merhameti yoktur. Ondan merhamet dilenmeyeceğiz. Onu idealimize, irademize mahkûm edeceğiz…”.

Daha ne desin. Kalın sağlıcakla…

Not: Merhum Mehmet Hilmi’nin gazetede çıkan sözleri, Nilüfer Erdem hanımefendinin Mehmet Hilmi üzerine yapmış olduğu çalışmadan alınmıştır.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com