09-09-2015
Umutsuz bir seçime doğru...
Bir ülkeye ekonomik bunalım geldiğinde siyasi bunalım kaçınılmaz oluyor. Kısaca bunalımlar gelmeye görsün bir ülkeye. Seçimler birbirini kovalar. Her seçim ayrı bir külfet, ekonomik kayıp ve umutsuzluk getirir.

Bugün içinde bulunduğumuz koşullar maalesef gelecek adına fazlaca bir umut ışığı taşımıyor. “Sandığa gideceğiz de ne olacak”la başlayan cümleler, içinde bulunduğumuz psikolojik ve sosyolojik durumu en iyi anlatan cümlelerdir. İnsanımız gelecek açısından ziyadesiyle karamsardır. Kabul edilmesi muhtemel vergilendirme yasası ve sigortalara gelecek zam ile çiftçilerimiz büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklardır. Azınlık insanı toprağa, tarıma dayalı bir yaşam sürdüğü ve dar gelirli bir ekonomiye sahip olduğundan, gelecek açısından daha da kaygılılar.

Ocakta kurulan hükümet kötü gidişatı durdurma adına insanlara çok büyük hayaller kurdurdu. Lakin hayallerin sonu hüsran oldu. Koşullar daha da ağırlaşarak geri döndü. Kâbus gibi.

Bu ağırlaşacak ekonomik koşulların sürdürebilirliği kanımca çok zor görünüyor. Kazancın %26’dan vergilendirilecek olması, mevcut durumda sigorta primlerini yatıramayan insanlara zamlanmış sigorta primleri dayatılacak olması, yaşamı sanıldığından çok daha güçleştirecek ve sağlık endişeleri de insanlarımızda ayyuka çıkacak. On bin euro ortalama geliri olan dört kişilik ailelerin sağlık sigorta primlerini ve vergilerini yatırdıktan sonra yaşamlarını idame ettirebilecekleri paraları kalmayacaktır. Bu sebeple bu sistemin sürdürülebilir olması pek mümkün gözükmüyor.

Peki bunu oylayacak ve kabul edecek beyler Mars’tan gelmediler. Birçoğu köylerden ve çiftçi yaşamını yakinen tanıyan insanlar. Hangi vicdanla böyle bir vergilendirmeye el kaldıracaklar ve evet diyecekler. Bunu yaptıkları gün küçük çiftçileri bitirecekleri gün olacaktır.

Demokles’in kılıcı gibi çiftçimizin başında duran bu vergi yasasının gölgesinde gidilecek bir seçim insanımız için bir umut olabilir mi?

Ekonomiye endekslenmiş bir hükümetin demokrasi ve insan hakları bağlamında ve özellikle azınlık hakları bağlamında hiçbir adım atmaması da ayrıca sorgulanması gereken bir husustur. Hiçbir adımın atılmayışının üstünü ekonomi ile örtmek çok kolaydır. Nasıl olsa kılıf hazırdır.

Azınlık eğitimi can çekişiyor. Liselerimizin kâfi gelmediğini, başka ortaokul ve liselere ihtiyaç duyduğumuzu herkes görüyor. Geçici ve günlük çözümlerden ziyade kalıcı çözümler beklemek azınlık insanının en doğal hakkı. Azınlık eğitimi ivedilikle uygar ülkelerdeki eğitim standardına getirilmelidir. Her yıl çocuk azlığı bahane edilerek kapatılan okullarımız, azaltılan dersliklerimiz bizi fazlasıyla endişelendiriyor.
Bu çağda azınlık sahip olduğu vakıf mallarını idare etmekten men ediliyorsa, azınlığın bizatihi seçeceği idarecilere teslim edilmiyorsa vakıflarımız, bu bölgede demokrasiden bahsetmek mümkün müdür?

Anlamsız bir şekilde tarihi derneklerimizin tabelaları hala mahzende bekletiliyorsa, AİHM’sinin aldığı karalar uygulanmıyorsa, demokrasi bölgemizde karanlık ellerdedir. Hükümet bu karanlık ellerden demokrasiyi alıp aydınlığa çıkaramıyorsa, ben hükümetim demesin. Demeye de hakkı yok zaten. Bugün seçime girecek partiler çıkıp, bu konularda birkaç güzel laf etmiyorlarsa, azınlık konularında atacakları adımları şeffaf biçimde deklare etmiyorlarsa, geleceğimizi sadece ekonominin içine hapsediyorlarsa, ekonomi nasıl olsa can alıcı bir nokta, buradan daha nemalanıp azınlığı bir on yıl daha oyalarız diye meseleye tilkice bakıyorlarsa, evdeki hesabın birçok kez çarşıya uymadığını hatırlatmak isterim.

Varsın böyle düşünsünler. Bu mazlum halk yıllardır varla yoğun arasında can çekişerek, ama dimdik durarak birçok seçimde ince mesajlar verdi; okumasını bilenlere. Buradaki ince mesajları farklı algılayanlar, öküz altında buzağı arayanlar hep çıktı, çıkmaya da devam edecek. Eğer aklıselim insanlar bu faşizan yorumların kuyruğuna tutunarak politika yapmaya kalkarlarsa, gün gelir ellerinde tuttukları kuyrukla baş başa kalırlar.

Bu seçimlerde azınlık artık güzel ve yapıcı politikalar duymak istiyor. Eğitim, müftülük, vakıflar, bağımsızlara uygulanan antidemokratik %3’lük ülke barajı gibi sorunların çözümünü bekliyor. Bölgemizdeki demokrasiyi Afganistan demokrasisinin gerisine iten ellerden kurtarıp, gerçekçi bir demokrasi haline getirilmesi gelecek hükümetin vazifesi olmalı ve bu hassas meselelerde kalıcı ve yapıcı çözümler üretmelidir. Azınlık bunu bekliyor.

Bu konuların dışında kamudaki görevlendirmelerdeki adaletsizliği sonlandıracak adımlar bekliyor. Devamlı vurun abalıya mantığı artık çağın gerisinde kaldı.

Azınlık yaşadığı ülkenin güzel günler görmesini, belki de kendisine düşmanlık besleyen ve kendisini düşmanmış gibi göstermeye çalışan bir avuç kör milliyetçilerden daha fazla istiyor.

Üniversite bitirmiş çocuklarının fırsat eşitliğinden yararlandığı günü görmek istiyor. Bu ülkenin her noktasında olmayı, dışlanmamayı ve kendisine her alanda güvenilmesini arzu ediyor.

Kendisine cadı gibi bakılmasından, güvenilmemesinden çok sıkıldı ve yoruldu. Eğitim almış insanlar bu güzel ülkeye hizmet etmek, başarıyı barış içinde paylaşmak istiyor. Umutsuzluğu umuda dönüştürmek için özgürlükçü geniş bir demokrasiye ihtiyaç var.

Kalın sağlıcakla…

Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com