14-09-2015
EMPERYAL GÜÇLERİN TEHLİKELİ OYUNU
Emperyal güçlerin son yıllarda Ortadoğu’da giriştikleri yeni ve tehlikeli oyunların ardı arkası kesilmiyor.
Kendi ülkelerine ve insanlarına daha rahat yaşam koşulları kazandırabilmek ve diledikleri ülkeyi diledikleri kıvama getirerek daha rahat kontrol edebilmek adına Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Yaşanmaz bir hal alan ülkelerden insanlar topluca daha güvenli bölgelere doğru göç etmeye başladılar. Kendi ülkelerini çok uzaklarda ve ateş çemberinin dışında gören emperyal güçler, ülkelerinin kapısına dayanan göçmenleri görünce niye uğradıklarını şaşırdılar.

Koşullar bu şekilde devam ettikçe göçün de devam edeceği kaçınılmaz bir gerçek. Ölümün ve umudun ince çizgisinde yapılan bu yolculuklar, bu çağda insanlık adına bir trajedidir. Bebelerin sahile vurduğu, vicdanların kan ağladığı bu günleri tarih nasıl anlatacak bilemiyorum. Ancak insanlığın birçok değerini yitirdiği, insanlık adına geliştirilmiş birçok kavramın inandırıcılığını yitirdiği, güven duygusunun kaybolduğu bu günler kara günler olarak tarihe geçeceğini görüyorum.

İnsanlık adına utanç verici bu dramların son bulması için tüm dünyanın ayağa kalkması şart. Kendi ülkelerine daha büyük zenginliği taşımak için başka insanların hayatlarını hiçe sayan bu kirli oyunlara son verilmesi gerekir. Yeni pazarlar yaratmak ve yapısı ile oynadıkları ülkenin kaynaklarını sömürmek adına yapılan bu girişimler, daha öncesinden yaşanmış iki büyük cihan savaşının ana nedenlerinden biriydi. Unutmayalım ki her iki cihan harbi de dünyaya felaket getirdi.

Bugün yaşadıklarımız gösteriyor ki dünya hızla üçüncü bir cihan harbine doğru yelken açmış durumda. Bugün lokal gibi görünen savaşlar bir anda lokal olmaktan çıkabilir ve bütün dünyayı çemberi içine alabilir. Dünya ülkeleri ulaştıkları bu refahı bir anda kaybedebilir. Dünya inanılmaz şekilde bir anda cehenneme dönebilir. Geçmiş cihan savaşlarından gerekli dersi çıkaramamış olanlar, savaşı kucağında bulabilir.

Irak, Tunus, Libya, Mısır, Suriye, Yemen gibi ülkelerin iç dinamikleri ile göz göre göre oynandı ve oynanmaya da devam ediliyor. Bu oyunların başını hiç şüphesiz ABD çekiyor. Obama yönetiminin giriştiği bu politika değişikliği inanılmaz tehlikelidir.

Emperyalizmin kurtlar sofrasında siyasetin nasıl yürüdüğüne dair birkaç hatırlatma yapmak yerinde olur. Birincisi, ABD gibi hegemonik bir güç için vazgeçilmez müttefik veya değiştirilemez taktikler yoktur. İsmet İnönü’nün meşhur bir lafı vardır: “Büyük devletlerle ilişki ayıyla yatağa girmek gibidir. Ayının ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Severken bile pençesiyle yaralar.”

ABD gibi büyük emperyalist güçlerin dostluğunun ne getireceği belli olmaz; avdan küçük parçalar kopartmak isterken zarar görebilir, hatta bir anda av oluverirsiniz.
İkincisi, Ortadoğu gibi yüzlerce yıldır paylaşım kavgalarına konu olmuş bir bölgede tahliller konjonktürel olmak zorundadır. Çünkü çıkarlar sürekli değişmektedir ve çok fazla aktör mevcuttur. Emperyalist-kapitalist güçlerin yerel unsurlarla birlikte, birbirlerine karşı düzenledikleri komplolar, tezgâhlar birbirini kovalar.

Üçüncüsü, devletlerarası ilişkilerde tümden veya kalıcı biçimde dost veya düşman olmak oldukça istisnaidir. Genelde, belirli konularda veya dönemlerde anlaşma-anlaşamama hali söz konusudur. Bunu belirleyen şey çıkarların ne denli örtüşüp örtüşmediğidir. Bugün dost olanlar yarın düşman olabilir ya da tersi.

ABD’nin amacı enerji kaynaklarını ve ulaşım yollarını ele geçirmek, bunun için Ortadoğu’ya, bağlı olarak da dünyaya egemen olmaktır. Sözcüklerle gizlenmeye artık gerek duyulmayan bu amaç, yarattığı sonuçlarla yaşanan gerçeklik durumuna gelmiştir. Washington’un “nükleer füzyon ve elektrikle işleyen arabalar petrolü tahtından indirene kadar stratejik önemini koruyacak” dediği Ortadoğu’ya, ABD’nin kesin olarak gereksinimi vardır. Bu nedenle, Ortadoğu’ya egemen olmak için her yolu deneyecek, şiddetin her türünü kullanacaktır.

ABD, Ortadoğu’ya olan gereksinimin 2050 yılına dek süreceğinin açıklamıştır. Yeniden çizilen haritalar, savaşlar ve kitlesel kıyımlar bölge ülkelerini nelerin beklediğini göstermektedir. Ortadoğu’ya; “diplomatik antlaşmalarla”, olmazsa “askeri yöntemlerle” ve “işbirlikçi ülkeler ya da kümeler” kullanılarak egemen olunacaktır. “Demokrasi ve insan haklarını geliştirme”, geri kalmış Müslüman ülkelere “eğitim ve uygarlık götürme” söylemleriyle yapılacak yıkıcı girişim, yüzlerce yılda oluşan toplumsal dengeleri bozacak, yeraltı yerüstü zenginliğine el konulan ülkelere, yoksulluk ve acıdan başka bir şey getirmeyecektir.

Tasarlanan egemenlik gerçekleştirilirse, bu ülkeleri işbirlikçiler aracılığıyla yönetmek, onlara göre Amerika’yı yönetmekten daha kolay olacaktır. İşbirlikçi olmayan ve ekonomik bağımsızlığı amaçlayan ülke yöneticileri, ABD’ye göre, etkisizleştirilmesi gereken “istikrarsızlık unsurları” ya da “terör destekçileridir.” İstihbarat örgütlerince el altından desteklenip beslenen ve gerektiği zaman kullanılan “terör”, büyük devlet politikalarındaki önemli yerini korumakta ve azgelişmiş ülkelere saldırı gerekçesi olarak geliştirilmektedir.

Tahlilleri doğru yapıp, doğru adım atmak, emperyal güçlerin oyununu bozmak, oyunun sahneleneceği ülkeleri yönetenlerin bilgisine, yeteneğine ve beceresine kalmıştır.

Kalın sağlıcakla…


Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com