14-03-2015
Erken seçimlere marş marş!..
Cumhurbaşkanlığı seçiminin 29 Aralık Pazartesi günkü üçüncü ve son turunda beklenenden farklı bir sonuç çıkmadı.
Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas’ın Mart ayında dolan görev süresi nedeniyle Şubat ayında cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı ve bu seçimlerde ortaya çıkacak siyasi krizin de ülkeyi erken seçime sürükleyeceği senaryoları uzun zamandır konuşuluyordu. Ancak koalisyon hükümetinin ani kararıyla seçim tarihi öne çekilince, beklenenden hızlı bir erken seçim süreci de başlamış oldu.

Birinci, ikinci, üçüncü tur oylama derken meclis feshedildi ve Salı gününden itibaren 25 Ocak olarak açıklanan erken genel seçimlerine tam tamına 26 gün kaldı.
Ülke tarihinde en hızlı seçimlerden biri yaşanacak. Bu hızlı siyasi gelişmelerin sonucu ise sadece ülke içinde merak konusu değil. Üyesi olduğu Avrupa Birliği de Yunanistan’daki siyasi gelişmelere kilitlenmiş durumda. Tabii ki bu basit üyelikten kaynaklanan bir merak konusu değil. Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve birlik üyeleriyle bu krizin aşılması için imzaladığı anlaşmaların geleceğinin ne olacağı endişesi hakim.

Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin, Yunanistan’a uyarı niteliğindeki, "Yeni seçilecek olan hangi hükümet olursa olsun, daha önceki hükümetin yaptığı sözleşmeleri yerine getirmesi lazım" sözleri yabana atılacak türden değil.

Süper sıkıştırılmış bu erken seçim sürecinde parti genel başkanlarının, partilerinin isim ve amblemlerini, seçimde başka partilerle koalisyon oluşturup oluşturmayacaklarını en geç 8 Ocak tarihine kadar Yargıtay’a bildirmeleri gerekiyor.

Milletvekili adaylarının da en geç 9 Ocak tarihine kadar, asliye hukuk mahkemelerine başvurmaları lazım. 12 Ocak da, nihai aday listelerinin oluşturulması için partilere verilen son tarih.

25 Ocak seçimlerinin favorisi SİRİZA. Ancak tek başına iktidar olup olamayacağını seçim sonuçları gösterecek. Bu seçimlerde, anket sonuçlarının 23 Ocak tarihine kadar kamuoyuyla paylaşılmasına izin verileceğini de hatırlatacak olursak, seçim tansiyonunun hayli yüksek geçeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

25 Ocak seçimleri tek başına çoğunluğu sağlayan bir parti çıkarmazsa, seçimlerin ertesi günü Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas en çok oyu alan parti başkanına hükümeti kurma görevini verecek. Üç gün içerisinde hükümet oluşturulamazsa, sırasıyla ikinci ve üçüncü partilerin başkanlarına aynı görev sunulacak. Hükümet kurma çalışmalarının tıkanması durumunda ise, cumhurbaşkanının parti liderlerini toplayarak son bir çaba sarfetmesi gerekiyor. Buna rağmen uzlaşı sağlanamıyorsa, Cumhurbaşkanı başbakanlık görevini Yargıtay ya da Danıştay Başkanı’na devredecek, meclisi feshedecek ve geçici hükümet başkanlığında yeniden seçimler ilan edecek.

Siyasi gelişmeler bu yönde ilerlerken, geçen Salı günü meclisin feshedilmesini öngören Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca, 25 Ocak seçimleri sonucu oluşacak meclisin 5 Şubat’ta toplanması ve 6 Şubat’ta meclis başkanı ile başkan yardımcılarını belirlemesi gerekiyor.

Yani ömrü olmayan bir meclise, yeni cumhurbaşkanı belirleme görevi verilecek. Çünkü Anayasa, bu etapta nihayetinde nisbi çoğunlukla da olsa cumhurbaşkanı seçimini mümkün kılıyor. Böylece cumhurbaşkanlığı krizi, “azınlık cumhurbaşkanı” seçilse de çözülmüş oluyor.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com