12-10-2015
Güneş ve Gül Adası: Rodos (2)
Rodos, Cem Sultan olayında dikkatleri bir kez daha üstüne çekti. Cem Sultan, İkinci Bayezid’e karşı yürüttüğü taht mücadelesinde başarılı olamayınca önce Rodos’a kaçmıştı. Rodos şövalyelerince büyük bir törenle karşılanıp bir aydan fazla burada kaldıktan sonra da Fransa’ya gönderilmişti.

Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı almasıyla Anadolu ile bu yeni eyalet arasındaki deniz yollarının emniyeti daha önemli hale gelmişti. Yavuz, Rodos’un alınmasına dair esaslı hazırlıklar başlatmış ise de ömrü vefa etmedi. Kanuni, Rodos’a 700 gemilik, 50-60 bin kişilik bir donanmayla çıkartma yaptı. Son derece çetin bir savaştan ve 4 ay 23 gün süren bir kuşatmadan sonra kale fethedildi (1422). Rodos’un fethi, belki de İstanbul’un fethi kadar önemliydi. Osmanlılar, şövalyelerin eşyalarını ve silahlarını alarak 10 gün içinde adayı terk etmelerine izin verdikleri gibi, ada halkına din ve mezhep özgürlüğü tanıyacaklarını ve 5 yıl süreyle vergiden muaf tutacaklarını da taahhüt etmişlerdi.
Kanuni, camiye tebdil edilen St. Jean Kilisesi’nde Cuma namazını kıldıktan sonra 2 Ocak 1423’te adadan ayrılmıştır.

Kısacası Müslümanların ayağına batan dikeni söküp atmayı çok istemelerine rağmen ne Fatih’e, ne de Yavuz’a nasip olmuş, bu işi Kanuni Sultan Süleyman başarmıştır. Osmanlı hakimiyetinde Rodos bir sancak merkezi konumunda idi. 1867’de vilayet teşkilatı kurulunca da vilayet merkezliği konumuna yükseltilmiştir. Yirminci asırda Rodos, Sakız, Midilli ve Limni sancaklarının vilayet merkezi durumundaydı. İstanköy, Yalı, İncirli, Sömbekli, İliyaki, Herke, Kerpe, Kaşot ve Aya Yani adaları da yine Rodos’a bağlı idi.

1830’da yapılan bir nüfus sayımına göre adanın nüfusu 16 bin kişiden ibaretti. Bunun 6000’i Türklerden teşekkül ediyordu. Yahudilerin sayısı ise 100 kadardı. 1890’larda Türk nüfusun sayısının 6825’lere yükselmiş olduğu yabancı kaynaklarca belirtilmektedir. Türklerin adadaki varlığı mübadele sonrası göçlerle giderek azalmıştır. İtalyanlar 1912 yılında Rodos’u Oniki Adalar’la birlikte işgal ettiler. Aynı yılın Ocak ayında İtalyanlarla yapılan Ouchy Antlaşması ile Osmanlı’ya verilmesi kararlaştırılan adaların iade işlemine Balkan Harbi (1912-13) engel olmuştur. Daha sonra adalar üzerinde Yunanistan da hak iddia etmeye başlamıştır. Milletlerarası bir konferans tarafından adaların Yunanistan’a verilmesi kararı Osmanlı Devleti’nce tanınmamış, mesele yeniden ele alınacakken, bu sefer Birinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. Lozan Antlaşması (1923) ile Rodos ve Oniki Ada İtalya’da kalmışsa da, İkinci Dünya Savaşı sırasında buralar İngiliz deniz kuvvetlerince işgal edilerek 1947’de Yunanistan’a devredilmiştir.
Rodos’taki Osmanlı eserleriyle alakalı geniş kapsamlı çalışma Zeki Çelikkol’un “Rodos’taki Türk Eserleri ve Tarihçe” (Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayını, 1992) adlı eseridir. Eserde İbrahim Paşa, Recep Paşa, Murad Reis, Demirli, Ağa, Şadırvan, Ali Hilmi Paşa, Enderun (Kanduri), Girit Mahallesi (Hamidiye), Hamza Bey ve Muradiye (Uzgur) camilerine yer verilmektedir. Camilerin yanı sıra ayrıca 18 kadar mescit de isimleriyle birlikte listelenmektedir. Çelikkol, hamamlara, çeşmelere ve muhtelif mezarlıklara da ayrıca değinir. Adada mevcut Osmanlı imareti, halen Yunanistan Modern Sanatlar Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Rodos’tan söz edip de 18. asırda Abdülmecid Han’ın rikabdarlarından Hafız Ahmet Ağa tarafından inşa ettirilen ve içerisinde ekserisi 15. yüzyıldan kalma 2500 civarında Türkçe, Arapça ve Farsça yazmanın bulunduğu kütüphaneye değinmeden geçmek olmaz. Kütüphanede bulunan çok sayıdaki el yazması Kur’an nüshalarından en önemlisi 1400’lerde istinsah edilmiş olan bir nüshadır. Hafız Ahmed Ağa’nın vefatından sonra oğlu Fethi Ahmet Paşa’nın 1853’te güvenlik nedeniyle babasının vakfını kendi vakıflarına katmasıyla, Süleymaniye Camii ile birlikte saat kulesi ve bitişiğindeki Rüştiye Okulu tek bir vakıf haline gelmiştir.

Surların önünde yer alan Müslüman Mezarlığı da önemli Osmanlı eserlerindendir. Murad Reis Tekkesi Haziresi ise meşhurlar mezarlığı gibidir. Burada Kırım Hanı Şahin Giray (Fetih, Saadet ve Canbek Giray’ın mezarlarıyla birlikte), Şair Haşmet’in, Veziriazam Yusuf Paşa’nın, birçok sadrazamın, Müşir Abdülkerim Paşa’nın, ayrıca Iran Şahı Safi Mirza’nın mezarları bulunmaktadır.

Evliya Çelebi “Çok memleketler gördüm, böylesini görmedim.” dediği Rodos’u da ziyaret etmiş ve hayli beğenmiştir. Ona göre şehrin surları içinde 4200 ev bulunmaktadır. 24 mahalleden sadece 4’ünde Rumlar, 2’sinde de Yahudiler oturmaktadır. Rodos’ta 6’sında Cuma namazı kılınan toplam 36 cami ve mescit vardır. Bugün Rodos’taki Müslüman Türklerin çoğu geçimlerini turizmcilikten sağlamaktadırlar. İçlerinden meslek veya ticari müessese sahibi olanlar da çıkmıştır.

1972’den sonra Süleymaniye Medresesi’nin kapatılmasıyla ne yazık ki din ve dil eğitimi son bulmuştur. Her şeye rağmen gelecekten ümit kesmemek gerekir. Rodos’ta yaşayan kardeşlerimizin bizzat kendileri tarihi, milli ve manevi miraslarını kaybetmemek için gayret sarf etmelidirler.

Fakat bizler de zaman zaman burayı ziyaret etmek, onları yalnız bırakmamak, maddeten ve manen desteklemek gibi görev ve sorumluluklarımızın olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız.

Rodoslu kardeşlerimizin yarınlarının bugünlerinden daha huzurlu, mutlu ve güzel olması dileğiyle… Kalın sağlıcakla.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com