09-11-2015
İki Doğru “Hayır”
Revizyonist bir görüşe sahip olan İtalya, sınırlarını genişletmek ve stratejik yerlere sahip olmak istemiştir.
Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek için Doğu Akdeniz’i, Yunanistan ve Girit’i almayı hedeflemiştir. Zaten Arnavutluk’u işgal etmesiyle Yunanistan’ın komşusu olan Mussolini, 12 Ağustos 1940 tarihinde ani bir şekilde Yunanistan’a girmeye karar vermiş ve 15 Ağustos 1940 tarihinde hafif hücum botu Elli’yi torpillemiştir. Yunan halkının tahriklere kapılmaması için geminin İtalyanlar tarafından torpillendiği duyurulmamıştır. Akdeniz’de ise sıcak gelişmeler yaşanmaya başlamış, 13 Eylül 1940’da İtalyanların Mısır’ı işgal etmesi ile İngiltere karşı harekete geçmiş ve Avrupa’da hedefine ulaşan Almanya’nın da savaşa katılımıyla savaş Akdeniz’e yayılmıştır.

Bir dünya savaşının başlayacağının netleşmesi üzerine 27 Eylül 1940 tarihinde İtalya, Japonya, Almanya arasında Üçlü Pakt imzalanmıştır. Bu pakt ile yeni düzen kurulması görevi Avrupa’da Almanya ve İtalya’ya, Doğu Asya’da ise Japonya’ya verilmiştir. Ayrıca taraflardan birinin Avrupa savaşıyla ya da Çin-Japon savaşıyla ilgili olmayan bir devletin saldırısına uğraması durumunda diğerlerinin ona yardım etmeyi kabul etmiş olması paktın önemini artırmıştır.

Almanya’nın Balkanlar’daki ilerleyişi Romanya ile devam etmiş ve 7 Ekim 1940 tarihinde Romanya savaşmadan Alman askerlerine bırakılmıştır. Böylece Hitler hayati önemi bulunan Ploieşti Bölgesi’ndeki petrol yataklarına sahip olmuştur.

İtalya için petrol yataklarının Almanya’nın eline geçmesi ve Alman nüfuzunun Güneydoğu Avrupa’ya yayılmaya başlaması bir tehdit oluşturmuştur. Ayrıca Mussolini, hem itibarını yükseltmek hem de Almanya’nın kazandığı zaferlerin bir örneğini vermek için Yunanistan’a saldırmıştır. Bu gelişmeler üzerine İtalya, Almanya’ya haber bile vermeden 28 Ekim 1940’ta Yunan Hükümeti’ne verdiği bir ültimatomla üç saat içinde Korfu ve Girit Adaları ile Epir ve Pire limanlarının kendisine teslim edilmesini istemiştir. Mussolini, bu ültimatomun sebebi olarak Yunanistan’ın İngiltere’ye üs vermesini göstermiştir.

Başbakan Metaksas’ın 28 Ekim 1940’ta “Hayır” (“Ohi”) cevabı üzerine Arnavutluk’ta toplanan İtalyanlar Yunanistan’a girmiştir. Başbakan Metaksas, halkın milliyetçilik duygularını coşturarak halkı İtalyanlara karşı direnişe geçirmiştir. Üstelik Yunanlılar sadece anavatanları için mücadele etmemiş, aynı zamanda Arnavutluk’taki Kuzey Epir bölgesini de topraklarına katmak istemiştir.

İtalyanlar sayıca üstünlüğe ve hava gücüne rağmen, Epir’in dağlık bölgelerinde çok az ilerleme yapabilmiştir. Yunanlılar Kasım ayında karşı atak yaparak bir kısım İtalyan kuvvetlerini kuşatmış, geriye kalan İtalyan kuvvetleri ise geri çekilmek zorunda kalmış ve böylece Yunanlılar Epir bölgesini ele geçirmeyi başarmıştır.
Yunan halkının bu başarısında toplumunun her kesiminin direnişe katılmasının payı büyük olmuştur.

Öyle anlaşılıyor ki, Mussolini, Yunanistan’ın iç politikasında bir süredir var olan anlaşmazlıkları, huzursuzlukları yanlış değerlendirmiş ve bir saldırıya dayanamayıp hemen teslim olacaklarını sanmıştı. Hiç de öyle olmadı. Yunan ulusu, sağcısıyla, solcusuyla Başbakan Metaksas etrafında birleşti ve İtalyan ordusuna karşı çok başarılı bir savunma yaptı. O kadar ki General Papagos komutasındaki Yunan ordusu karşı taarruza geçerek, İtalyan ordusunu Yunanistan’dan tamamen çıkardığı gibi Aralık ayı ortalarında Arnavutluk’un da üçte birini işgal etti. Bunun üzerine Churchill ise “Şimdi söyleyebiliriz ki Yunanlılar kahraman gibi savaştılar ve artık söyleyebiliriz ki kahramanlar Yunanlılar gibi savaşır.” demiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nda ise Avrupa’nın hasta adamı Osmanlı teslim olmuş, sıra mirasın yağmalanmasına gelmiştir. Sevr’in meşhur haritasında Yunanlılara İzmir ve havalisi düşmüştür. Son yüz yıldır gün be gün büyüyen Yunanistan’ın Mega Hayalleri vardır! Anadolu’nun işgali için Albay Metaksas’a bir plan hazırlaması emri verilir. Albay çalışmaya başlar ve bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanacağını gösteren bir rapor hazırlar ve görevden alınır. Sonrasını hepimiz bildiği, Küçük Asya Felaketi!

1919 yılında ülkesini kaybedeceği bir maceraya sokmamak için çaba harcayan Meteksas, İtalyanların Arnavutluk’ta bulunan birliklerinin ülkesine girmesine 28 Ekim 1940 tarihinde “OHİ” diyerek onurlu bir yanıt verir. Böylece 3 yıl sürecek olan savaş başlar. Dedelerimizin de görev aldığı bu savaşta Yunanlılar üç yıl boyunca yalnız İtalyanlar ile değil, Almanlarla da savaşmak zorunda kalır. Üç yüz bini aşkın canın yitirilmesi ile sonuçlanır bu savaş. Yunan halkı bu savaş sürecinde çok büyük acılar ve açlıklar çeker ama bu onurlu davranış bizlere bir ulusal bayramı armağan eder. Her Yunan vatandaşının bu ulusal bayramı kutlu olsun.

Her iki tarihi olayda da hem Albay Metaksas, hem de Başbakan Metaksas olarak “Hayır” diyerek ne kadar doğru karar verdiğini görmekteyiz. Geleceği okumak ve görebilmek devlet yönetenler için önemli bir meziyettir. Kalın sağlıcakla…



















Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com