01-12-2015
Fitne ölümden beterdir
Fitne; anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha başka manalara gelirse de, daha çok bölücülük, bozgunculuk anlamında kullanılır. Fitne; Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir.

Müslümanlar, uzun bir zamandır çeşitli ihtilaf ve çekişmelerle iç içe yaşamaktadır. Bugün yeryüzünde hangi müslüman topluma bakarsanız bakın, birlik ve beraberliğin, hakka ve hayra birlikte yürüme anlayışının yerini, her türlü çekişme ve kargaşanın aldığını görmekteyiz.

Çoğunun nereden ve nasıl çıktığı meçhul bu çekişmeler sadece toplum hayatındaki nizam ve intizamı bozmakla kalmamış, insanların iç dünyalarına da sirayet ederek Hakk’a teslimiyetini de yaralamış bulunuyor.

İslâm tarihi boyunca örneklerini sıkça gördüğümüz bu çekişme ve nefsani ihtilaflar, özellikle son yüzelli-ikiyüz senedir, müslüman toplumların adeta bir özelliği haline gelmiş durumdadır.
Bu ihtilaf ve çekişmeler, bugün müslümanların karşı karşıya bulunduğu büyük sorunların en önemli sebeplerinden biri olduğu ortadadır.

Kur’an-ı Kerim’i okuyan müminler, “Gerçek şu ki, mümin erkekleri ve mümin hanımları belaya uğratanlar ve sonra da tevbe etmeyenler yok mu? İşte onlara cehennem azabı vardır.” (Buruc/10) ilâhî ihtarının da farkında olmak zorundalar.

Ne var ki Allah’ın dinini sadece günlük ibadetlerle sınırlı sayarak fitneye alet olanlar, asıl dindarlığın insanlar arası münasebetlerde ve güzel ahlâkta olduğunu unutmuş gözüküyor. Allah Rasulü (s.a.s.); “din muamelattır” buyurmuyorlar mı?

Müminler, hayra koşmada, hizmette, Allah rızasını aramada gereksiz ihtilaf ve çekişmelerle birbirlerinin yolunu kesedursunlar, bakın Rabbimiz ne buyuruyor: “Kâfir olanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz bunu yapmazsanız, (birlik ve kardeşliği kurmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük fesat olur.” (Enfal/73)

Bu ayet-i kerimeye bakınca, yardımlaşmanın yerini çekişme ve ihtilaflar alınca, doğan fitnenin sadece müslümanları etkilemediği, bütün insanlık aleminde bozulmaya sebep olduğu açıkça anlaşılıyor. Çünkü müminlerin yeryüzünde denge unsuru ve insanlığa örnek olma vazifesi vardır. Bu durumda biz, dünyada kargaşadan, huzursuzluklardan söz ediyorsak, önce kendi muhasebemizi yapmakla yükümlü değil miyiz?

İnsanları sıkıntıya, belaya düşürmek, karışıklıklara sebep olmak da fitne çıkarmaktır. Allah’ın Rasulü (s.a.s.) bu tür fitne için, “Fitne uykudadır, bunu uyandırana Allah lanet etsin” buyuruyor.

Peygamber Efendimiz’in buna benzer sayısız uyarılarının yanı sıra, Kur’an-ı Kerim’de otuzdört ayetde fitne kelimesinin geçiyor olması, bu konuda ne kadar hassas olmamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Çünkü fitne, dinî, ahlâki, toplumsal ve ilmî çöküşü içine alacak kadar tehlikeli ve geniştir. Fahr-i Alem (s.a.s.) Efendimiz; “Yakında fitneler ortaya çıkacaktır. O zaman oturan ayakta durandan, ayaktaki yürüyenden, yürüyen koşandan hayırlıdır.” buyuruyor.

Bu hadis-i şerifte, kişinin fitneye ne ölçüde bulaşırsa o nisbetle sorumlu ve günahkâr olacağının işareti veriliyor.

Bütün bunlardan anlıyoruz ki, yüce dinimizin bizden istediği şeyleri fert ve toplum olarak arzu edilen seviyede yerine getirmekten bizi alıkoyan ne varsa fitnedir. Yerine göre zenginlik ve fakirlik, yerine göre çoluk-çocuğumuz, yerine göre toplumsal kargaşa ve huzursuzluk. Bütün bunlar, dini değerlerimizi gerçek manada yaşamamıza ve hayatımızı sırat-ı müstakim üzere dosdoğru yolda sürdürmemize engel teşkil ettikleri anda, birer fitnedirler.

Ne türlü olursa olsun, hayatımızı Allah rızası doğrultusunda yaşamamıza mani olan her türlü fitne konusunda Tabiun’un ileri gelenlerinden ibn-i Ebî Müleyke’nin şu duasıyla Rabbimize sığınalım:

“Allah’ım! Geriye (İslam öncesi cahiliye anlayışına) dönmekten yahut dinimizde fitneye uğramaktan sana sığınırız.” (Buhârî, Müslim)

Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com