31-05-2016
Çocuk eğitiminde koşulsuz sevginin önemi
Çocuğumuzu eğitirken gözönünde bulundurulması gereken en önemli noktalardan biri de her çocuğun ayrı özellik ve yeteneklerinin olduğu, dolayısıyla da her birinin ayrı birer birey olarak değerlendirilmesinin gerekliliğidir.

Ne yazık ki pek çok ebeveyn, ne kadar eğitimli de olsa çocuklarına bu konuda pek adil ve doğru davranamamaktadır. Çünkü bizlerin çocuklarımıza karşı olan davranışlarımız, genellikle kendi ailelerimizden öğrendiğimiz davranışlar olmaktadır. Bunun için de bazen bilerek, bazen de farkında olmadan çocuğumuzu eğitirken çoğu zaman kendi anne babalarımızı taklit ederiz. Mesela, çocuğunun üzerine aşırı düşen bir annenin genellikle kendi annesinden de aşırı usandırıcı bir ilgi görmüş ve bu ilgiden bıkmış bir kişilik özelliği taşıdığı görülebilir. Bazen de annenin kendi ailesinden gerekli ilgiyi görmeden büyümüş olması, onun kendi çocuğuna aşırı ilgi göstererek, bu yaşamış olduğu eksikliği doldurmaya çalıştığı anlaşılabilir. İyi bir anne olmanın anahtarı, kendi ihtiyaçlarımızla çocuğumuzun ihtiyaçlarını ayırdedebilmek ve her çocuğun kendine has özelliklerinin var olduğunu kabul edebilmektedir. Çünkü her çocuk ayrı kişilik özelliklerine sahiptir. Bunun için de öğretim hayatında bazı çocuklar daha çabuk, bazı çocuklar daha geç öğrenirler. Her birinin zeka düzeyi ve yetenekleri farklıdır. Çocuktan kendi yetenek ve zeka düzeyinin üzerinde beklentilerin olması, aile ve çocuk arasındaki ilişkilerde uçurumların oluşmasına neden olabilir. Aile istedikçe, çocuk da beklentilere cevap veremediği sürece, her iki taraf da mutsuz olacaktır.

Dolayısıyla anne bababın çocuklarını mutlu edebilmeleri için, kendisine vermeleri gereken en önemli şey, kuşkusuz sevgi ve güvendir. Sevgi, çocuğa verilirken, bunun koşulsuz olduğu çocuğa hissettirilebilmelidir. Çocuk ne kadar yaramaz ya da derslerinde başarısız da olsa, kendisini her zaman çok sevdiğimizi bilmeli ve buna inanmalıdır. Çünkü sevgi, çocuğun özgüveninin gelişmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi açısından şarttır. Çocukları için kaygılanmak elbette ki her anne babanın normal bir davranışıdır. Ancak kendisini tamamen çocuğuna adamış olan ve sürekli “senin yüzünden kendi hayatımı yaşayamıyorum, kendimi hep sana göre programlıyorum” gibi sözler çocuğu üzer ve çocuk sevilmediğini düşünerek suçluluk duymaya başlar.

Bu da onun ruh sağlığının bozulmasına ve çocukta davranış bozukluklarının ortaya çıkmasına yol açabilir. Burada yapılması doğru olan, çocuğa sevgimizi verirken, ona ne kadar çok güvendiğimizi de gösterebilmektir. Sevgi güven ortamında büyüyen çocuk, her zaman daha başarılıdır. Derslerinde de öncelik alıp, çok iyi çalışmamış bile olsa, sınıfta katılımını gösterir ve her zaman parmak kaldrımaya çalışır. Fakat sevgi ve güvenin eksik olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, derslerine çok iyi hazırlanmış bile olsa sınıfta cesaretini toparlayıp öne çıkamaz, her zaman sessiz ve pasif kalmayı tercih eder. Bunun sonucunda da başarısız ve mutsuz olur.

Dolayısıyla, çocuklarımızın başarılı, girgin, özgüveni gelişmiş kişiler olarak yetişmesini istiyorsak, her şeyden önce onları koşulsuz sevdiğimizi, onlara güvendiğimizi, hatalar yapsalar bile her zaman kendilerinin arkalarında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz. Onlara baskı yapmadan, eleştirmeden, hoşgörü ve sevgiyle her zaman yaklaşabilmemiz, son derece önemlidir. “Şunu yaparsan seni sevmem, ama bunu yaparsan seni daha fazla severim” gibi şartlı sözler, çocuk eğitiminde yeri olmayan yanlış davranışlardır. Çocuklarımıza her zaman sımsıcak davranarak kendilerini ne kadar çok sevdiğimizi söyleyip hissettirebilmek çok önemlidir.
Çocuklarınızla sevgi dolu bir hafta geçirmenizi dilerim.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com