07-11-2016
İyiliği emretmek, kötülüğü önlemek
İyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak, İslâm dininin önemli ve genel esaslarından biridir. Gerek fert olarak gerekse toplum olarak iyilikleri yaymak, kötülükleri ortadan kaldırmak Müslümanların en belirgin özelliğidir. Bu nedenle iyilikleri yaymak ve ihya etmek, kötülükleri ortadan kaldırmak ve insanları kötülüklerden korumak konusunda çalışmak ve çaba harcamak her Müslüman için dini bir görevdir.

Bu görev fert ve toplumun huzuru için ihmal edilmeye tahammülü olmayan bir görevdir. Bu konuda hiç kimse bana ne, benim neme lazım dememelidir. Herkes belli bir sorumluluk içinde ve gücü nispetinde bu dini görevi yerine getirmeye çalışmalıdır.

Bu iş herkes için gereklidir. Bu emir de herkes için geçerlidir. Kötü insanları kendi haline bırakmak, onun için olduğu kadar toplum için de tehlikelidir. Akıllı insanlar bunu bilirler ve sonucunu görürler. Toplumu meydana getiren fertlerin kişisel kötülüğü şahsındaki zararla bitmez, topluma sıçrar. Nitekim on dairelik bir apartmanda oturanlardan biri, ben kendi dairemi yakıyorum, kimse karışamaz, diye kendi dairesini ateşe veremez. Aşağıda vereceğimiz hadis-i şerif her devir için ciddi bir uyarıdır. Hadis, toplumda kötü iş yapanları uyarmayıp bana ne diyenlerin sonucu şu çarpıcı misalle anlatılmaktadır:

“Bir grup insan gemiye binerek topluca deniz seyahatine çıkarlar. Oturacakları yer için aralarında kura çekerler. Herkes yerine yerleştikten sonra içlerinden biri bulunduğu alt kattaki zemini balta ile delmeye başlar. Üst kattakiler, ‘Yahu ne yapıyorsun?’ dedikleri zaman o, ‘Size ne bundan. Benim kendi yerim değil mi, istediğimi yaparım. Siz ancak kendi yerinize karışabilirsiniz’ der.

Şimdi gemi ahalisinin, bu adamın elinden baltayı alması gerekirken, bundan kaçınıp, ‘Adam sen de, bize ne; o kendi yerinde delik açıyor, şimdilik bir zararı yok, ne yaparsa yapsın’ deyip onu haline terk ederlerse çok geçmeden hepsi birden denize batıp helak olup giderler.” (İbnü’l Mübarek, ez-Zühd, nr.1060.)
Şimdi, üst kattakiler, bunu serbest bırakırlarsa hem kendileri hem de onlar mahvolacaklardır. Ancak ona mani olsalar, hem kendileri hem de diğerleri helak olmaktan kurtulacaklardır. Aslında bu hadis, güzel bir benzetme ile insanlık cemiyetinde birlikte yaşayan iyilerle kötülerin durumunu anlatıyor. Olayı zihinde canlandırıyor. Şöyle ki:

İslam insanları yüce Allah’a eriştirmek ve ebedi saadete ulaştırmak maksadıyla Cenâb-ı Hakk tarafından gönderilmiş bir gemi gibidir. Bütün insanların bu gemide belli yerleri vardır. Bunlardan biri kalkıp da kötü işleriyle gemiyi delmeye başlayınca, diğerleri o kimseyi uyarıp kendisini ve diğer insanları bu kötü işin neticesinden kurtarmaları gerekir. Yoksa güzel ahlakı yok edilen ve huzuru kaçırılan bir cemiyette, kimse kendisini emniyette göremez. Her aklı başında olan insanın, cemiyette yayılmaya başlayan kötü işleri ve gidişi durdurması ve önüne geçilmesi gerekir.
Şunu katiyetle bilmemiz gerekir ki bizi ilgilendirmediğini sandığımız, yapılmasına göz yumduğumuz bir kötülük için, gün gelecek, mutlaka bize de zarar verecektir.
Bir düşünürün dediği gibi; “Çocuklarımızın ayaklarına batacak dikenler; ya ektiklerimizdir, ya da sökmediklerimiz.”

Birbirlerine hayrı, iyiliği, doğruluğu ve fazileti anlatan fertlerin meydana getirdikleri toplumun temeli de o nispette sağlam olacaktır. Bu özelliği kazanmış bir toplum, bünyesinde kötülüğü, zulmü, haksızlığı ve gayri meşru hareketlerin hiçbirini yaşatmayacaktır.

İyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve düşmanlıkta yardımlaşmayın…” (Mâide, 5/2) âyet-i kerîmesi de bunu teyit etmektedir. Diğer bir âyette ise şöyle buyrulmaktadır.

“Mümin erkekler de mümin kadınlar da birbirinin velileridir (dostları ve yardımcıları). Bunlar (insanlara) iyiliği emrederler, (onları) kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/71)

Müminlerin iyiliği emretme, kötülüğü yasaklama, namaz kılma ve zekat verme şeklinde sıralanan bu dört özelliği, münafıkların kötülüğü emretme, iyiliği yasaklama, Allah’ı unutma ve ellerini sıkı tutup cimrilik etme şeklinde sıralanan dört özelliğin karşılığıdır. Yüce Allah’ın müminlere rahmet etmesi münafıklara ve kafirlere lanet etmesinin karşılığıdır…

Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com