02-01-2017
Yılbaşında neyi kutluyoruz?
“Yılbaşı” tabiri milâdî yılın ilk ayının ilk günü olan 1 Ocak kastedilir. Yılbaşı kutlamaları denilince de eski yılın sona erip yeni yıla geçildiği 31 Aralık/1 Ocak gecesi yapılan eğlence ve faaliyetler anlaşılır. Ancak yılbaşı eğlenceleri, ilk bakışta yeni yıla girişin kutlamaları gibi gözükmekle birlikte bunun hıristiyan noel bayramıyla da yakın ilgisi bulunmaktadır.
Hıristiyanlıkta milâdî takvimin başlangıcı Hz. Îsâ’nın doğum tarihi esas alınmış ve bu giderek bütün dünyada da benimsenmiştir. Bu bakımdan hıristiyanlar aralık ayının son haftasını, doğumun arefesini teşkil etmesi bakımından, en önemli dinî bayramları olarak kabul etmişlerdir. Bu hafta içerisinde hıristiyanlar kiliseye giderler, ayrıca birbirlerini ziyaret edip hediyeleşirler. Dinî bir atmosfer içinde geçen Noel bayramının akabinde ise, yeni yıla giriş büyük bir çılgınlıkla, lüks ve israfla kutlanır.
Müslüman toplumlarda “yılbaşı kutlaması” adı altında düzenlenen eğlence toplantıları ise, hiçbir kültürel ve geleneksel temele sahip değildir. Bu bakımdan hıristiyan olmayan toplumlarda yılbaşı kutlamaları hıristiyan toplumunun körü körüne taklit edilmesinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Toplumumuzda öteden beri yılbaşı kutlamalarıyla ilgili olarak yapılan tenkitler ve gösterilen hassasiyet de buradan kaynaklanır. Yoksa hicrî yılbaşı da milâdî yılbaşı da birbirlerine dinî yönden üstünlükleri bulunmayan ve zaman ölçmede esas alınan iki ayrı başlangıç noktasıdır. Hatta müslümanların Hz. Peygamber’in hicretini esas alan hicrî takvim yerine Hz. Îsâ’nın doğumunu esas alan milâdî takvimi kullanması ve yeni yılın başlaması sebebiyle tebrikleşip birbirlerine iyi dileklerini ifade etmeleri, tek başına ele alındığında sakıncası yoktur. Ancak Hz. Peygamber’in müslümanlara diğer dinî topluluklara göre farklı bir kimlik bilinci ve kültür değerleri manzumesi kazandırmak için gayret ettiği, pek çok konuda tavsiyelerde bulunduğu düşünülürse, yılbaşı kutlamalarının, sıradan bir kutlama olarak algılanması ve normal karşılanması mümkün olmaz. Aksine, toplumumuzda kültürel tahribata, kimlik bunalımına yol açtığı, yeni yetişen kuşakları kendi öz değerlerinden ve geleneklerinden koparıp farklı kültürlerin önce hayat tarzına alıştırdığı, sonra değer ve inanç esaslarına sıcak bakmaya ve giderek onları benimsemeye götürdüğü dikkate alınırsa, yılbaşı kutlaması, Noel ağacı süslemesi, Noel babanın hediye bırakması gibi âdetlerin terkedilerek kendi kültür ve değerlerimize göre hareket etmek gerekir.
Bir yılı daha geride bırakırken ömür sermayemizin de bir bölümünü harcamış bulunuyoruz. Yaşantımızdan bir yıl daha eksilirken, ecel vaktine daha çok yaklaştığımızı unutmayalım. Bu dünya hayatını bir köprüye benzetebiliriz. Bu köprü sağlam sütunlarla inşa edilmiş olup kıyamete kadar hiç yıkılmayacaktır. Köprünün altında ise seller akmaktadır. Köprüyü geçmeyi başaran insan kurtuluş sahiline, ebedi saadete kavuşacaktır. Ancak sele kapılıp gidenler ise ebedi hüsrana uğrayacaklardır.
Bu köprüden nice önemli insanlar geçti, gitti. Nice mübarek insanlar; peygamberler, veli kullar, vatanı milleti için canını feda eden şehitler bu köprüyü geçip umduklarına nail olmuşlardır. Diğer yandan nice zalimler; Firavunlar, Nemrutlar, Ebucehiller de sele kapılıp gitmişlerdir.
Elbette hepimiz güzelliğe, mutluluğa, huzura, sevgiye, kardeşliğe talibiz. Bu noktada yaratılış mayamızı, fıtratımızı dolayısıyla insanlığımızı nedenli muhafaza edip etmediğimizi gözden geçirip köprüyü başarıyla geçmenin şartlarına sarılmaya, üzerimize düşen insanî vazifemizi yapmaya gayret etmemiz gerekir. Aksi halde maazallah sele kapılır, ebedî hüsrana uğrayanlardan oluruz.
Yeni yıla girerken, kendimize şu soruları soralım; yılbaşında neyi kutluyoruz; Ölüme bir adım daha yaklaştığımız için mi? Bizden önce ölmüş olan sevdiklerimize kavuşmanın yakınlaştığının sevincini mi? Bu dünyada Allah’ın bize yüklediği sorumlulukları yerine getirmenin rahatlığıyla, yarın hesap gününde amel defterimiz sağ tarafımızdan verilip sırat köprüsünden geçerek bir an önce cennete kavuşma özelemi mi? Bu soruları kendimize sorduğumuzda, yılbaşı kutlamasının gerekliliğini ve nasıl olması gerektiğini sanırım daha iyi anlarız. O halde girmekte olduğumuz yeni yıl vesilesiyle, yılbaşında ölüme daha çok yaklaştığımıza göre hatalarımızdan dönüp günahlarımız için Allah’tan af dilemeyi, öz eleştirimizi yapmayı, geride kalan yılda yapmayı planlayıp da yapamadıklarımızın nedenlerini düşünmeyi ihmal etmemeliyiz.
Yeni yıl için iyi dileklerde bulunmak alışılmış bir davranış biçimi. Ben, yeni yılda bizi ayakta tutan unsurlara karşı daha duyarlı olmayı; millî ve manevî değerlerimizi tüketmeden, hırpalamadan, yıpratmadan Müslüman Türk’üne yakışır bir şekilde korumayı, toplum olarak hep birlikte bizden sonra gelecek nesle daha güzel, yaşanabilir bir dünya bırakmayı ve ebedi kurtuluş için Allah’ın rızasını kazanmayı Yüce Mevla'dan niyaz ederim.
2017 yılının sevgi, barış ve huzur içinde geçmesi temennisiyle hepinizin yeni yılı kutlu olsun.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com