29-03-2017
Gerçek zenginlik gönül zenginliğidir
Zenginlik denilince, genellikle akla mal mülk, servet sahibi olmak gelir. Gerçekten zenginlik bundan mı ibarettir? Elbette hayır. Çünkü biliyoruz ki, hayatı acı veya tatlı yapan gönüldür. O halde zenginlik veya fakirlik mala değil, gönüle bağlıdır.

İnsanın üzülmesi gereken şey malının az olması veya hiç olmaması değil, gönlünde ilâhi sevgi ve güzel niyetin bulunmayışıdır. İnsan gönlünde sakladığı niyete ve ortaya koyduğu amele bakmalıdır. Niyeti ve ameli kötü olan kimseye fakirlik de, zenginlik de beladır.

Allah’u Teâlâ bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor: “Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız, nede evlatlarınızdır. Ancak iman edip sâlih amel işleyenler hariç. Bunların yaptıklarına karşılık kat kat ecir vardır. Ve onlar emin olarak en yüksek makamdadırlar.” (Sebe 37)

Asıl zengin, ahiret pazarında geçerli sermayesi olan kimsedir. Orada geçerli tek sermaye de, temiz kalp ile Allah rızası için yapılan güzel işlerdir. Bu dünyada imrenilecek ve özenilecek en kıymetli şey fakirlik veya zenginlik değil, her şeyi güzel yapan Allah ile beraber olmuş ve huzur bulmuş gönüldür. Çünkü ahirette ancak böyle bir gönüle sahip olan, kalbini kötülüklerden koruyan kişi kurtulur:

Bu konuda Rabbimiz şöyle buyuruyor: “O Gün ki, ne malın mülkün, ne de çoluk çocuğun bir yararı olmayacaktır; ancak Allah'a kötülükten korunmuş tertemiz selim bir kalple gelen kurtulur.” (Şuara: 88-89)

Dinimizde fakirlik övülmüş ve fakirlerin sevilmesi emredilmiştir. Fakat bu fakirler, kalbi Allah’tan gelene rıza gösteren, kimseye halinden şikayet etmeyen, verilirse alan, verilmeyene göz dikmeyen, mal sahiplerine haset etmeyen, zenginlere kızmayan, menfaat için dalkavukluk yapmayan, fakirlik halinden utanmayan, bilakis peygamberlerin tercih ettiği bir hal olduğu için fakirlikle sevinen ve Yüce Rabbi’ne karşı vazifelerini yerine getiren edepli fakirlerdir.

Onlar dünya fakiri, fakat ahiret zenginidir. Onların ölümü güzel, hesabı kolay olur. Cennete zenginlerden önce girerler. Gönülleri sevgi ile doludur. Herkese hayır dua ederler. Kalpleri Allah ile hoşluk içindedir. Ellerinde olana kanaat ederler. Şerefi malda değil, Yüce Mevlâ’da ararlar. İyi niyet ve ihlâsları ile ilâhi rahmetin inmesine sebep olurlar. Duaları kabul edilir.

Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur; “Sizden her hangi biriniz canı ve malı emniyet içinde, vücûdu sıhhat ve âfiyette, günlük azığı da yanında olduğu hâlde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.” (Tirmizî, Zühd, 34)

Kullarının halini en iyi bilen Yüce Allah, bizlere şu gerçeği hatırlatıyor: “Eğer Allah bütün kullarına bol rızık, imkanlar verseydi, hiç şüphesiz çokları yeryüzünde azgınlık yapardı. Fakat Allah her şeyi dilediği bir ölçüye göre indirir. O, kullarının halini en iyi bilen ve görendir.” (Şura, 27)

Bunun için Allah Rasülü (s.a.v.); “Az olup yeten mal, çok olup Allah’tan alıkoyan maldan hayırlıdır.” buyurmuştur.

Zenginlik bir insan için çok büyük bir fırsattır. Onun için, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde; “Fakirlikten önce zenginliğin kıymetini bilin” buyurmuştur. (Hâkim ve Beyhâkî)

Ancak, zenginliğin iki yönü vardır. Zengin olan kimse, zenginliğini Allah yolunda kullanır, fakirlerin hakkını gözetirse, bu zenginlik o kimseye cennet yolunun üzerinde bir rehber olur.

Ama zenginliğini nefsinin arzu ve isteklerinin peşinde kullanır ve o zenginliğin üzerinde hakkı olan fakirleri gözetip ihtiyaçlarını karşılamazsa, cennet yolunun üzerinde büyük bir engel olur.

Unutmamak gerekir ki insanların zengin veya fakir olması Allah’u Teâlânın taksimatıdır. Bu nedenle hayatımıza Peygamberimiz (s.a.v.)’in şu haidis-i şerifini destur etmeliyiz: "Gerçek zenginlik mal çokluğu ile değildir. Asıl zenginlik gönül zenginliği¬dir". (Buhârî ve Müslim)



Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com