02-05-2017
Allah için sevmek
Sevgi ışık gibidir, sevgisizlik karanlık. Karanlığın kaynağı olmaz. Karanlık ışığın yokluğu halidir. Fakat ışığın bir kaynağı olmak zorundadır. Kaynaksız ışık olmayacağı gibi, kaynaksız sevgi de olmaz. Sevginin kaynağı Allah’tır. Zira O’nun güzel isimlerinden biri de Vedûd’tür. Vedûd isminin özelliği, hem etken hem edilgen olmasıdır. Bu yüzden Vedûd ismi, hem “En çok seven”, hem de “En çok sevilen” anlamına gelir. Bir başka ifadeyle, hem “sonsuzca seven”, hem de “sevilmeyi isteyen” anlamını verir. Vedud ismini diğer birçok isimden ayıran fark da budur.

Rezzâk ismiyle “bol bol rızık verir”, Gaffâr ismiyle “bağışlar”, Rahmân ismiyle “rahmet eder”. Bu ve bunun gibi isimler hep tek taraflıdır. Fakat Vedûd’a gelince iş değişir, çift taraflı bir ilişki başlar: Hem sever, hem de sevgi ister.

“Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.”(Buhârî, Rikak 38.)

İnsan sever; her devrede başka başka şeyleri sever. Önce anne-babasını sever ve paylaşmak istemez onları başkalarıyla, hatta kardeşleriyle bile; kıskanır. Günler geçer kardeşlerini de sever insan ve arkadaşlarını, insanları ve kâinatı. Nihayet Rabbini tanır insan ve tanıdıkça sever, O'nu sevdikçe de daha iyi tanır. Böylece kendini tanır insan, sevmenin ne demek olduğunu anlar. Daha önce şuursuzca seven insan, artık şuurundadır neyi neden sevdiğinin. Bazen Leyla ile Mecnun olur, bazen Mevlâna, bazen Yunus.

“Allah için sevmek” bir anlamda sevgiye, sevgiden başka karşılık tanımamaktır. Bir kimseyi Allah için sevmek demek, sevdiğine karşılık iyilikle artmayan, kötülükle eksilmeyen bir sevgi duymak demektir. İşte bu anlamdaki sevgi, imana derinlik ve zevk katmaktadır. İnsan da imanın tadını böylece tatmaktadır. Gerçek inancı yakalayan insanın vücudunun bütün hücreleri sevgiyle dolar, bu sevgi onun bütün konuşmalarına, davranışlarına yansır.

Allah rızası için birbirlerini seven, başka bir maksat taşımayan, bir arada iken de ayrı iken de Allah için duydukları sevgiyi muhafaza eden iki insan. Zira mümin müminin aynasıdır. Onların bu birbirlerini Allah için sevmeleri ve dostluklarını bu çizgide birbirlerine yardımcı olarak geçirmeleri, âhirette her ikisinin birden ilâhi koruma altına alınmaları ile ödüllendirilecektir. O halde sevgimize ve sevdiklerimize bu açıdan iyice dikkat etmeliyiz.

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:

“Adamın biri, bir başka köydeki din kardeşini ziyaret etmek için yola çıktı. Allah Teâlâ, adamı gözetlemek için onun yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi.”

Adam meleğin yanına gelince, melek: “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Adam: “Şu ileriki köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum,” cevabını verdi. Melek: “O adamın yanında geliştirmek istediğin bir menfaatin mi var?” dedi. Adam: “Yok hayır, ben onu sırf Allah rızası için severim, onun için ziyaretine gidiyorum,” dedi. Bunun üzerine Melek: “Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben bu müjdeyi sana vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçiyim” dedi.

Hayat bu mücadele içinde devam edip gider; tâ ki bir gün ecel gelip rûhu bedenden ayırana kadar. İşte o gün gerçek hayat başlar. Önce kalplerdeki sevgiler tartılır ve sonra sevgilerin amellere yansıyan tezahürleri. Kiminin sağından verilir kitabı, kiminin solundan. Kimininse amelleri boşa çıkar, çünkü o ameller sevgiden mahrumdur, yani defoludur. Elbette o gün defolu hiçbir amel kabul edilmez. Nihayet insan sevgisi kadar yükselir, yakın olur Rabbine tâ Firdevs Cennetlerine kadar. Sevgisini yanlış tarafa yatıranlar ise o sevgiyle alçalır cehennem çukurlarında.

Öyleyse gelin bir daha gözden geçirelim sevgilerimizi, sevdiklerimizi; tâ ki kötü amellerle çıkmayalım Rabbimizin huzuruna. Yeniden damıtalım sevgilerimizi; O'nun sevdiklerini, O'nun sevmemize izin verdiklerini yine O'nun istediği kadar sevelim. Göreceksiniz, dünyamız da bir başka olacak, mizandaki hesabımız da. O gün tam olarak salihlerden olamasak bile Rabbimizin lütfüyle inşallah onlarla beraber haşrolanlardan oluruz.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com