31-07-2018
Hac yüce davete icabettir
Hac, sözlükte ziyaret etmek demektir. Fakat gelişi güzel, sıradan her hangi bir yeri ziyaret etmek değil, saygı gösterilmesi, hürmet edilmesi, ta’zimde bulunulması gereken bir makamı ziyaret etmektir. Dinimizdeki manası ise, hac ayları içerisinde usulüne göre hac ibadetini yapmak demektir. Usulüne göre yapmaktan maksat, diğer ibadetlerimizin olduğu gibi, haccın da farzları, vacipleri, sünnetleri vardır. Haccı bu kurallara riayet ederek yapmak demektir.

Namaz günde beş vakit, oruç senede bir ay, hac ise şartlarını taşıyan kimselere ömürlerinde bir defa farzdır.

Namaz ve oruç bedenî, zekat ise malî bir ibadettir. Hacca gelince, o, hem malî hem de bedenî bir ibadettir. Hac, hem sıhhatli bir beden ve hem de malî imkan verdiği için Yüce Allah’a karşı bir şükrandır, şükür borcunun yerine getirilmesidir.

Kur’an-ı Kerimden öğrendiğimize göre hac ibadeti sadece bizim Peygamberimiz ve ümmetine farz kılınmış değil, Hz. İbrahim’den buyana farz kılınmış bir ibadettir. Yine Kur’an-ı Kerimden öğrendiğimize göre Hz. İbrahim, oğlu İsmail (a.s.) ile Kabe’yi inşa edince yüce Rabbimiz Hz. İbrahim’e, insanlara haccın farz kılındığını, gelip beyti haccetmelerini ilan etmesini bildirerek şöyle buyurmuştur: “İnsanlara haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse nice uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler. Ta ki orada dünyalarına ve ahiretlerine ait faydaları bulsunlar.” (Hac Sûresi, 22/27-28)

Bu ayet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere hac yüce bir çağrıya, ulvî bir davete icabettir. Çağrı emrini veren yüce Rabbimiz, çağırmakla emrolunan Hz. İbrahim (a.s.), çağırılanlar da bütün insanlardır. Çağrıya icabet edenler ise Allah’ın emrine boyun eğenler olmuşlardır.
Hac en faziletli ibadetlerden biridir. Nitekim Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Mebrur olan/Allah tarafından kabul edilmiş olan haccın mükafâtı ancak cennettir” buyurmuştur. (Tirmizi, Hac, 2)

Hacca giden kimse yenilenir, günahlarından hatalarından arınır, adeta hayata yeniden başlar. Sevgili Peygamberimiz bu konudaki bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“Kim Allah’ın rızasını kazanmak için hacceder, bu esnada kötü söz söylemez ve günahlardan kaçınırsa, evine annesinden doğmuş olduğu gün gibi tertemiz olarak döner.” (Buhari, Hac, 4)

Hacca giden kimseler başta bütün müslümanların kıblegâhı olan Kâbe-i Muazzama ve Peygamber efendimizin doğup büyüdüğü, vahiy aldığı ve İslamı yaydığı yerler olmak üzere dinimizce mukaddes sayılan feyizli ve bereketli bir çok yeri görme imkanı bulurlar. Yüce Rabbimiz Âl-i İmrân sûresinin 96-97. âyetlerinde bütün müslümanların kıblegâhı olan Kâbe hakkında şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki ibadet yeri olarak yeryüzünde yapılan ilk bina Mekke’deki Kâbe olup, pek feyizli ve insanlar için hidayet rehberidir. Orada apaçık alametler, deliller ve İbrahim’in makamı vardır. Kim Beytullah’a girerse korkudan emin olur. Ziyarete gücü yeten herkese Beytullah’ı ziyaret etmek Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Nankörlük edip bu hakkı tanımayana Allah’ın hiçbir ihtiyacı yoktur. O, bütün âlemlerden müstağnîdir.”

Bu mukaddes mekanları görüp haccın manevi iklimine girenler bundan büyük bir haz duyarlar, anlatılması imkansız derecede zevk alırlar. İmanları kuvvetlenir, ibadetleri artar, ahlakları güzelleşir, daha olgun, etraflarındaki olaylara karşı daha duyarlı olurlar.

Haccın bir seyahat yönü vardır, görünürde bir seyahattir, fakat hac turistik bir seyahat değildir, ibadet için yapılan bir seyahattir, manevi bir yolculuktur. Onun için hacı adayı evinden çıktığı andan itibaren hac ibadetini yapıp memleketine dönünceye kadar Allah yolundadır. Cenab-ı Hak ona bunun ecrini, mükafatını verecektir. Nitekim Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Hac ve umre için Beytullah’a gidenler, müslümanların Allah’a gönderilmiş temsilcileridir. Şayet onlar Allah’a dua ederlerse Allah dualarını kabul eder, O’ndan bağışlanmalarını dilerlerse kendilerini bağışlar.” buyurmuştur. (İbn Mace, Menasik, 5)

Buna göre hac görevini ifa etmeye çalışanlar Mescid-i Haram’da, Arafat’da, Müzdelife’de, Mina’da, Mescid-i Nebevî’de ve diğer mukaddes mekanlarda ihlasla bol bol dua etmeli, Yüce Allah’tan bağışlanmalarını dilemeliler. Sadece kendileri için değil, diğer din kardeşleri için de dua etmeliler. Sevgili Peygamberimiz yüce Rabbimizin hacda mukaddes mekanlarda yapılan duaları kabul edeceğini bildiriyor.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com