Allah’ım sevaplarımı bağışla! - Ahmet Hraloğlu - Gündem Gazetesi
07-08-2018
Allah’ım sevaplarımı bağışla!
Elime bir kitap geçti. Farklı bir üslupla, sıra dışı yazılmış bir kitap. Zaten isminden de bunu anlamak mümkün. Ezberleri bozan adam Hasan Uzun’a ait olan bu kitabın adı; "Şeytan Arkadaşlık İsteği Gönderdi" Melek bir yandan, şeytan bir yandan...

“Her duyduğunu yayması kişiye günah olarak yeter” Hadis-i Şerifi’ne binaen; her gördüğünü internette paylaşması da kişiye günah olarak yetmez mi?

Kitabın dili ve üslubunun yanı sıra içeriğindeki ilginçliklerle hayatın birçok alanına dokunuyor.

Kitaptan ilgi çeken bazı başlıklar:

- Komşusu Tokken Aç Yatan Bizden mi?
- Biz Bu Dünya’ya Din’lenmeye Geldik!
- Niçin mi Huzurluyuz? Çünkü günde 5 vakit Huzur’a çıkıyoruz!
- Evimizde “Rabb Odası”!
- Android Hazretleri!
- Eşimi Paylaşıyorum, Beğenin!
- Şükrün Şükrü olur mu?
- Cep Telefonunuz Şefaatçiniz Olsun mu?
- Namaza ve Cemaate Devam Projesi!
- Facebook'ta Kandiller Bir Başkadır!
- Ezeli Rekabet: Vicdan ile Nefis Maç Özeti!
- Şeytan Tweet Attı!
- Facebook da Mahşerde Şahitlik edecek!
- Şeytan Düğünde! gibi başlıkların yer aldığı bu kitaptaki bütün konular hepsi ilginç, ama benim ilgimi çeken; “Allah’ım Sevaplarımı Bağışla!” başlığındaki konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

Kitabın yazarı şöyle diyor:

“İnsanlar genelde günahlarının bağışlanması için dua ediyorlar ama sevaplarının kendilerine bağışlanması için dua eden hiç görmedim. (Eminim ki sen de görmemişsindir). Sevaplarımızın bize bağışlanacağından emin olduğumuzdan mıdır, yoksa işlediğimiz günahları hafife aldığımızdan mıdır bilmiyorum ama –Allah korusun – iflas edebileceğimiz ihtimalini de göz önünde bulundurarak sevaplarımızın bize bağışlanması için de dua etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Peki, kimdir gerçek müflis (iflas eden)? Bu soruyu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabilerine soruyor ve sahabiler de; “bizim gözümüzde müflis, parası ve malı olmayan kimsedir” cevabını veriyorlar. Peygamberimiz ise gerçek müflisin tanımını şöyle yapıyor: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna (hak sahiplerine) verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir”. Bu cevaptan anlıyoruz ki sevaplarımız %100 garantili değil!

Toplumumuzun büyük kısmı –çok şükür – yukarıda sayılan iflas ettirici günahlardan beridir fakat toplumumuzda gıybet, en yaygın bir şekilde işlenen ve maalesef ki normalleşen günahlardan...

Konuşmalarımızın önemli bir kısmıgıybet işgal ediyor. Gıybetin kul hakkına girdiğini herhalde söylemeye gerek yoktur. Farkında mıyız bilmiyorum ama çoğunlukla gıybeti yapılan kişinin yaptığı günahtan daha kötüsünü de insanlar gıybet ederek yapıyor. Bu yüzden sahip olduğumuz sevaplarımızın elimizden alınmaması için gıybet başta olmak üzere iflas ettirecek günahlara bilhassa dikkat etmek gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra da; “Allah’ım! Sevaplarımı bağışla” diye dua etmeli. Etmeli ki, telafisi olmayan bir iflasa sürüklenmeyelim. Allah hepimizin sevaplarını bağışlasın...”
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com