“Peace Talk” oyununun ardından...
09-10-2017
Gümülcine’de sahnelenen “Peace Talk” oyunu sona erdi.

30 Eylül – 6 Ekim tarihleri arasında Gümülcine’de belediye tiyatrosunun mütevazı sahnesinde seyirciyle buluştu. “Peace Talk” alışık olduğumuz tarzda klasik bir tiyatro oyunu değildi. Daha çok “barış” ve “uyum”la alakalı “mesajlar”ın koreografi yardımıyla aktarılmaya çalışıldığı bir oyundu.

Yönetmen Lambrinidi’nin “Gümülcine’deki barış ve uyumu yansıtmak” gibi çok iddialı bir amacı vardı. Yönetmen, Gümülcine’de örnek teşkil edebilecek bir “uyum”un olduğunu söylemişti düzenlediği basın toplantısında.

Hristiana Lambrinidi’nin ifadelerini hatırlatacak olursak; “Gümülcine şehri birlikte yaşamayı, uyumlu yaşamayı gerçekleştirmiştir. Bu çok önemli. Buradaki uyumlu yaşam başka bölgelerde yok. Örneğin Gümülcine; Saraybosna, Belfast, Doğu Kudüs ve Ramallah’ta olmayanı gerçekleştirmiştir. Bu durum oyunda da sahnelenmektedir. Burada uyumsuzluk vardır, ancak çatışma yoktur. Barış için herkes bilerek veya bilmeyerek çaba gösteriyor.” demişti.

Oyunun prömiyeri yapılmadan sayın Lambrinidi’yi azınlığa tanıtan yönetmen Şükran Raif oyundan ayrıldığını açıkladı. Acaba neden? Bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. Fakat bu sorunun yanıtı mutlaka çok önemli.

Sayın Lamrinidi’nin “Gümülcine” dediği yerlerde genelleme yaparak “Batı Trakya” demek lazım. Evet, Batı Trakya’da uyum ve barış var. Peki Gümülcine’de ve Batı Trakya’da “uyum ve barış var” deme gerekliliği nereden geliyor? Çünkü burada bir Türk toplumu yaşıyor. Çünkü buradaki Türk toplumu yıllarca haksızlıklara, baskılara, ayrımcılıklara maruz kaldı ve kalmaya da devam ediyor. Ve Batı Trakya’daki “uyum ve barışın” bir numaralı rol ve pay sahibi işte bu azınlıktır. Çünkü haksızlıklara ve baskılara maruz kalan Batı Trakya Müslüman Türk toplumu, bugüne kadar hiç bir zaman bu haksızlık ve baskılarla mücadele ederken hukuktan ve demokrasiden vazgeçmedi! Ülkesine bir “yanlış” yapmadı. Sükunetini her zaman korudu ve koruyor. Tehditlere, korkutmalara, sindirmelere maruz kaldı, ama komşularına dahi en ufak bir olumsuz hareket içine girmedi. Şiddete başvurmadı! Basit bir protesto yürüyüşü yapmaya kalktığında bile engellendi. Türlü dalaverelerle önüne engel çıkartıldı. Kültürel faaliyetlerini yaptığı tarihi ve en eski üç derneğinin isminde “Türk” kelimesi var diye resmiyeti elinden alındı. Resmi bir dilekçe yapamaz hale getirildi azınlığın dernekleri. Kültür yaşamına sekte vuruldu. Vurulmaya da devam ediliyor. Ve herşeyden hazin olanı, kendisine “Türk” denmesi bile yasaklandı! Hala yasaklanmaya devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz, kendi kimliğinizi ve kültürünüzü bile ifade etme özgürlüğüne sahip değilsiniz. Basit bir kültürel faaliyet yapmak isteyen azınlık derneklerine belediyeler bazen “cevap” bile vermedi. Bazen okulda, askerde, resmi dairede azınlığın çocukları ve büyükleri “Burada Türkçe konuşma” diye “uyarıldı”.

Evet tüm bunlar yaşandı. Ve yaşanmaya devam ediyor. İşte böyle bir ortamda Gümülcine’de, İskeçe’de ve Batı Trakya’da “uyum ve barış” varsa sayın Lambrinidi’nin dediği gibi “çatışma yok” ise,
bu Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın tutum, davranış ve yaşamından dolayıdır.

İşte bu gerçeği, bu tiyatro oyununda görmek isterdik. Fakat bunu gördüğümüzü söylemek çok zor. Zira “Gümülcine’deki barış ve uyum” anlatılacaksa, yukarıda altını çizdiğimiz hususların dile getirilmemesi büyük bir eksiklik...

Kaynak: GÜNDEM
Ekleyen: Gündem
Sayı: 1018
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com