“Çare bulunmazsa azınlık eğitiminden bahsedemez duruma geleceğiz”
15-02-2018
Rodop – Meriç İlleri Selanik Özel Pedagoji Akademisi (SÖPA) Mezunu Öğretmenler Derneği’nin kongresi toplantısı 14 Şubat Çarşamba günü gerçekleşti.
Fotoğraflar

Dernek başkanı Salih Ahmet yaptığı konuşmada önemli mesajlar vererek azınlık okulunun bir beka sorunu yaşadığını vurguladı. 2 bin çocuğun devlet okullarına gittiğini hatırlatan Ahmet, azınlık okulunun varlığının tehlikede olduğunu söyledi. Salih Ahmet konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Daha önce olmayan ya da görülmeyen bir sorun vardır. Azınlık okulunun beka sorunu. İzlenen yok etme politikaları ve toplum olarak bilinçsizce yer aldığımız itibarsızlaştırma operasyonları neticesinde bu gün gelinen noktada bir beka sorunuyla karşı karşıyayız. Azınlık okulunun varlığı tehlikededir. Biz her şeyden önce, toplum ve öğretmenler olarak bunu halletmeye çalışmalıyız. Eğer buna bir çare bulunmazsa, yakın gelecekte bırakın istihdamı, azınlık eğitiminden bile bahsedemez duruma geleceğiz.”

Gümülcine’deki Chris & Eve otelinde yapılan kongrede, divan başkanlığına Mustafa Şakir, sekreterlik görevlerine ise İbrahim Sadık ve Ahmet Çavuşoğlu getirildi. Daha sonra vefat eden öğretmen Mehmet Emin Nazif anısına, ağabeyi Yusuf Emin Nazif’e, SÖPA Genel Sekreteri Hakkı Hacı tarafından bir plaket takdim edildi. Aynı şekilde emekliye ayrılan öğretmen Mehmet Çakır’a darnek başkanı Salih Ahmet plaket verdi.

Genel kurul öncesi Rodop ili İlköğretim Müdürü Marinos Konstandinidis yaptığı konuşmada öğretmenlere son zamanlarda eğitimle ilgili çıkan yasalar hakkında bilgi verdi. Konstandinis öğretmenlerin encümenler ve velilerle sürekli diyalog içerisinde olmaları gerektiğini belirtti. Konstandinidis konuşmasının devamında dernek üyelerine dijital imza hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Rodop – Meriç İlleri Selanik Özel Pedagoji Akademisi Mezunu Öğretmenler Derneği’nin 149 faal üyesinden 134 üyenin katıldığı olağan genel kurul toplantısında SÖPA Derneği Başkanı Salih Ahmet yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. Yönetim kurulunun çalışmalarını da anlatan Ahmet şöyle konuştu: “Bundan tam iki yıl önceydi. Bir grup fedakar arkadaş; derneğimiz ve üyeleri için daha iyisinin, daha güzelinin yapılması, sendikal ve toplumsal haklarımızın daha iyi korunması, toplumsal barışın sağlanması, azınlık eğitimi ve öğretmenin hakkettiği saygınlığı elde etmesi için bir hareket başlattık. Bu hareketimiz büyük bir çoğunluk tarafından desteklendi ve düşüncelerimiz kabul gördü. 2016 Şubat’ ında yapılan seçimlerde desteğinizle bizi bu göreve getirdiniz.

İki yıl boyunca, öncelikle kendimize verdiğimiz söze sadık kalarak, sizin haklarınızı en iyi şekilde korumaya çalıştık. Anayasal zeminde sıkıntılarımızı her fırsatta dile getirdik, sorunların giderilmesi için taleplerimizi yetkililere defalarca ilettik. Yeni karşılaştığımız engelleri aşmak için çaba gösterdik.

Sizin de hatırlayacağınız gibi, göreve gelir gelmez, sesimizin daha gür çıkması için, iki SÖPA mezunu öğretmen derneklerinin kötü olan ilişkilerini düzeltme yoluna giderek kardeşlik ahdi imzaladık. Bu ahde göre bundan böyle iki dernek birlikte hareket edecek ve talepler ilgili makamlara birlikte gönderilecek. Niyet ve maksatları aynı olan iki kuruluşun ayrı telden çalması ancak başkalarının işine gelirdi. Buna müsaade edemezdik. Normal olanını ve bize yakışanı yaptık ve o günden beri de birlikte çalışarak sesimizin daha çok duyulmasını sağladık. Kısa zamanda bu birlikteliğin olumlu sonuçlarını görmeye başladık.

Geçen iki yıllık zaman zarfında çözdüğümüz ve çözüme kavuşmasına vesile olduğumuz mesellerden bazıları şunlardır:

- 4310/2014 yasasının bizlere bıraktığı kötü mirasın etkilerini en aza indirmek için büyük gayret sarfettik. Verdiğimiz çok yönlü mücadelenin sonucunda, bütün azınlığın da arzu ettiği şekilde Dimokritio Üniversitesinde faaliyete geçirilmesi planlanan Didaskaliyo’ nun iptali gerçekleşti. Bunun paralelinde Selanik Aristotelio Üniversitesi “Azınlık Eğitimi Bölümü” resmileşti.

- Azınlık Okulunun statüsü ve okullarımızdaki iki dilli eğitim sistemi dikkate alınarak Tam Gün Eğitim Programı yani (Enieou Tipou Oloimero) dediğimiz bu program uygulanmadı. Bunu yapmakla okullarımıza günlük en az 500 ders saati kazandırmış olduk.

- Türkçe yasağının iptalini sağladık. Hatırlarsanız bu olay bizi hayli üzmüş ve derneklerimiz dahil bütün azınlığın top yekün mücadelesi neticesinde yeni bir genelgeyle bu yasağın iptali gerçekleşmişti.

- Girişimlerimizle Türkçe ders kitaplarının zamanında okullarımıza dağıtılması sağlandı.

- Zamanında yapılan bir takım müdahalelerle, son eğitim yılında düşünülenden daha az okulumuzun kapanması sağlandı.

- Son yıllarda birçok okulumuzun kapanması ve birçok okulumuzda dersliklerin azalması, boş yerlerde bir düşüş yaşanmasına sebep oldu. Bunun neticesinde sözleşmeli alımlarında bir azalma yaşandı. Geçen yıla oranla rakamın daha az olması bizi üzse de, azami sayıda sözleşmeli öğretmenin işe alınması ve aynı anda göreve başlaması sağlandı.

- Sözleşmeli meslektaşların kendi istekleri doğrultusunda çifte puanlama uygulamasından muaf tutulmaları sağlandı.

- Rodop-Meriç okullarında Cuma programının olduğu gibi kalması sağlandı.

Mücadelesini verdiğimiz ve bazılarının kısa vadede çözüme kavuşmasını beklediğimiz taleplere gelince:

- Azınlık okullarındaki müdürlerin ders saatlerinin arttırılması sonucunda, okullarda görev yapan türkçe öğretmenlerin sayısında azalma yaşanmıştır. Buradaki adaletsizliğin giderilmesi için mücadelemiz devam etmektedir.

- Azınlık okullarındaki Türkçe Müfredatı öğretmenlerine Türkçe kitapların yazarları tarafından seminerlerin düzenlenmesi yönündeki talebimiz ısrarla devam etmektedir.

-Azınlık okullarındaki Yunanca ders kitaplarının günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediğinden, devlet okullarında okutulan Yunanca ders kitaplarıyla değiştirilmesi.

- Azınlık okullarının kapatılması ve birleştirilmesi uygulamasına son verilmesi.

- Azınlık okullarına 2009 yılından bu yana atama yapılmamıştır. O tarihten bu yana 70’in üzerinde öğretmen emekliliğe ayrılmıştır. Boş kadrolara acilen atama yapılması.

- 1982 – 1993 yılları arasında sigortasız olarak çalışan öğretmenlerin emeklilikleriyle ilgili sorunlarının giderilmesi.

- Azınlık ilkokulu modelinde çift dilli azınlık anaokullarının kurulması,

- Medreselerde 5 yıl eğitim görenlerin altıncı yılları Akademi’deki izari sınıfla tamamlanıp sınava tabi tutulmadan lise diplomalarının verilmesi,

- Azınlık ilkokullarına ayrılan bütçenin arttırılması,

-Okullarımızdaki mevcut müdürlük yasasının yeniden düzenlenmesi gibi taleplerimiz devam etmektedir.

Derneğimiz ve üyelerinin yararına yaptığımız bazı çalışmalara gelince:

Öncelikle aldığımız tasarruf tedbirleriyle derneğin giderlerini büyük ölçüde azalttık.
Bunun neticesinde iki yıl içinde aidatları %25 düşürerek iki taksitte maaşlardan tutulmasını sağladık.

Kurulduğundan bu yana yenilenmeyen tüzüğümüzün bazı maddelerinde değişiklik yaparak çağa uygun şekilde düzenledik ve hatırladığınız gibi özel oturumda hep birlikte yeni tüzüğümüzü onayladık.

Değerli arkadaşlar,
İki derneğin uyum içinde ve tavizsiz çalışmaları bazı çevreleri rahatsız etmiş olacak ki, üzerimize gelindi. Biz başından beri sözleşmeliler meselesine gereken hassasiyeti göstererek onların dertleriyle ilgilenmemize rağmen, bazı suçlamalara maruz kaldık.
Neyse ki mücadelemizi görüp anlayan duyarlı meslektaşlarımız mevcut. Onların varlığı bize güç veriyor. Bütün öğretmenlerin aynı tarihte işe alındığını, hiç bir açığın olmadığını görmezden gelip, yanlış politikalar yüzünden yaşanan olumsuzlukları derneğe maletmek isteyenler oldu. Fakat bizi anlayan meslektaşlarımız şunu iyi bilirler ki, eğer okul kapatma meselesinde bu kadar dik durulmasaydı, eğer tam gün meselesinde gerekli mücadele verilmeseydi, eğer yeni tip tam gün yasası okullarımızda da uygulansaydı, bu gün daha vahim bir tabloyla karşılaşacaktık.

Biz istisnasız bütün öğretmenlere çalışan gözüyle baktığımız için, sözleşmeliler konusunu diğer konulardan ayrı görmüyoruz. Yıllardan beri çalışıp ta, bu yıl işsiz kalan meslektaşlarımız için elbette ki üzülüyoruz. Aynı zamanda sözleşmeliler bittikten sonra sıranın daimi çalışanlara geleceğini de biliyor ve gelecekten endişe duyuyoruz. Bütün bunlar ortadayken bizim bu konuya hassasiyet göstermememiz işin doğasına aykırıdır.

Sözleşmeli meslektaşlarımızdan ,derneklerine güvenmelerini ve mücadelelerini bu çatı altında sürdürmelerini, çözüme ancak bu şemsiye altında birlikte çalışılarak ulaşmanın mümkün olduğuna inanmalarını, bizi bölmek parçalamak isteyenlerinin oyununa gelmemelerini rica ediyoruz.

İster sözleşmeli olsun, ister daimi çalışan olsun, bu çatının varlığı bütün meslektaşlar için önemlidir. Derneğimizin nasıl ve ne amaçla kurulduğunu biliyoruz. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda biraz daha dikkatli davranalım. Çünkü eski karanlık günlerin tekrar gelmeyeceğini kimse garanti edemez. Derneksizliğin ne demek olduğunu 1994 yılından önce görev yapanlar iyi bilirler. Aynı zamanda bu derneğin bu günlere öyle kolay gelmediğini ve bu uğurda bedel ödendiğini herkes biliyor.”

Dernek başkanı Salih Ahmet konuşmasının önemli bir bölümünü azınlık eğitiminin durumuna ve bu konuda duyulan endişelere ayırdı. Salih Ahmet şöyle dedi: “Burada bütün meslektaşları büyük resmi görmeye ve olaylara bir bütün olarak bakmaya davet ediyoruz.

Olayları toplum – okul – öğretmen ekseninde değerlendirmemiz yerinde olacaktır. Bu unsurlardan birinin eksikliği diğerlerini de etkilemektedir. Toplum varsa, okul vardır. Okul varsa, öğretmen de vardır. Bunları birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Onun için verilecek her mücadele toplumla birlikte verilmelidir. Ancak o zaman başarı sağlanacağı unutulmamalıdır.

Değerli meslektaşlar,
Şu gerçeği hepimiz görmeliyiz: Daha önce olmayan ya da görülmeyen bir sorun vardır. Azınlık okulunun beka sorunu. İzlenen yok etme politikaları ve toplum olarak bilinçsizce yer aldığımız itibarsızlaştırma operasyonları neticesinde bu gün gelinen noktada bir beka sorunuyla karşı karşıyayız. Azınlık okulunun varlığı tehlikededir. Biz her şeyden önce, toplum ve öğretmenler olarak bunu halletmeye çalışmalıyız. Eğer buna bir çare bulunmazsa, yakın gelecekte bırakın istihdamı, azınlık eğitiminden bile bahsedemez duruma geleceğiz. Azınlık okulunun varlığının devamı, öncelikle toplumumuzun bu okulu tercih etmesine bağlıdır. Bu da dilemekle olmuyor arkadaşlar. Burada bize çok büyük görev düşüyor. Artık azınlık eğitimi bizim omuzlarımızda. Bu okulları açık tutmak, toplumla birlikte bizim elimizde. Hareketlerimizle, yapacağımız iyi işlerle, özverili çalışmalarımızla, öğrencilerimizi bu okullarda tutmaya çalışacağız. Biz nüfus azalmasına veya göç sorununa bir çare bulamayız. Ama var olan azınlık öğrencilerini okullarımızda tutmayı başarabiliriz. 2000’ den fazla azınlık öğrencisi bu gün devlet ilkokullarında. Bu gidişle yarın bu rakamın kaçağı belli değil. Hesap ortada. Eğer bu çocuklar bizim okullarımızda olsaydı, bu, 25 öğrencilik 80 dersliğin daha çalışması demekti. Bunun kaç iş yerine tekabül ettiğini anlamak güç değildir.

Öğretmen dernekleri olarak, sırasında bir okulun kapanmaması, sırasında kapalı bir okulun tekrar açılması için, sırasında bir tek öğrencinin devlet okulundan azınlık okuluna kaydının yapılması için mücadele verdik. Yani verdiğimiz mücadeleyle hep bu okulları ve öğrenci sayısını korumaya çalıştık. Daha önce de dediğim gibi, sadece bizim verdiğimiz mücadele maalesef yeterli olmuyor. Bu yapının korunması aynı zamanda toplumun da bunu istemesine bağlıdır. Eğer toplum da hakikaten bu yapının (azınlık okulunun) korunmasını istiyorsa, o zaman eğitimcisiyle, aydınıyla, seçilmişiyle, kurum ve kuruluşlarıyla, hep birlikte bir mücadele verilmesi şarttır.

Değerli meslektaşlar;

Azınlık okulu, bazılarının göstermeye çalıştığı gibi kötü bir okul değildir. Varolan eğitim modeli de kötü bir model değildir. Eğitimde çift dillilik bir dezavantaj olarak değerlendirilmelidir. Tam aksine bu sistem amacına uygun çalıştığında çok olumlu sonuçlar verecek bir yapıdadır. İkili ve uluslararası antlaşmalarla garantilenmiş olan ve dünyada eşine çok az rastlanan bu yapının iyi korunması hepimizin vazifesi olmalıdır. Varlığında bunun değerini bilip, yok olmaması için gerekli mücadele verilmelidir. Bu da bu gün yapılmalıdır.”

Daha sonra Sayman İdris Hasan 2017 yılı mali gelir ve giderlerin sunumunu yaptı. Ardından Denetim Kurulu Başkanı Serdar Mehmet, Denetim Kurulu Raporu’nu okuyarak dernek üyelerine, derneğin gelir ve giderleri konusunda ayrıntılı bilgi verdi.
Son olarak Sayman İdris Hasan 2018 yılı mali bütçe tasarısını üyelere maddeler halinde okuyarak oylamaya sundu. Tüm maddeler genel kurul tarafından oybirliğiyle kabul edildi.

Genel kurulun son bölümünde yönetim kurulu adayları belirlenerek oylamaya geçildi.
Genel kurul sonrası yönetim ve denetim kurullarına aday olan kişiler ve aldıkları oy dağılımı şu şekilde oluştu:

YÖNETİM KURULU
Salih Ahmet: 86 oy
Hakkı Hacı: 81 oy
İdris Hasan: 80 oy
Mehmet Serdar: 75 oy
Ali Haseki: 52 oy
Mehmet Süleyman Çolak 49 oy
Hüseyin Şakir: 45 oy
Nihat Kara Hasan: 43 oy
Yusuf Kör Hasan: 43 oy
Mehmet Baba Hasan: 33 oy

DENETİM KURULU
Rıdvan Halil: 79 oy
Mehmet Bülbül: 59 oy
İbrahim Mustafa: 51
Lütfi Deli Şakir: 39
Osman Arnavut Yusuf: 21

Yönetim kuruluna aday olanlardan en çok oyu alan yedi üye yönetim kurulunu oluşturacak. Görev dağılımının önümüzdeki günlerde yapılacağı belirtildi.




Kaynak: GÜNDEM
Ekleyen: HH
Sayı: 1082
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com