Irkçılık söylemi endişe yaratıyor
18-11-2019
Göçmen ve mülteci sorunuyla ilgili tartışmalar Yunanistan’da her geçen gün artarken, bazı çevreler konuyu Batı Trakya Türk Azınlığı’yla bağdaştırıyor ve azınlığı ilgilendiren konularla, mülteci problemi arasında benzerlik kuruyor.

Göçmen ve mültecileri Yunanistan’da istemeyen çevrelerin protesto eylemleri ırkçılık boyutuna ulaşabiliyor. Adalardaki yoğunluk nedeniyle ana karaya taşınan göçmenler, yerleştirilecekleri bölgelerde yaşayanların tepkisiyle karşılaşıyor. Selanik’te bir göçmen merkezi önünde düzenlenen domuz eti ve alkollü protestonun ardından, Dedeağaç’ta da İslam karşıtı ve düzensiz göçmenlere karşı bir eylem hazırlanıyor.

Hatırlanacağı üzere Meclis İkinci Başkan Yardımcısı ve Yeni Demokrasi Lesvos milletvekili Haralambos Athanasiu da geçtiğimiz günlerde, “Böyle devam ederse Lesvos yeni Rodop ili olacak” açıklamasında bulunmuştu.

GÜNDEM Gazetesi, artan göçmen ve mülteci karşıtlığı ile göçmen sorununun Batı Trakya Türk Azınlığı’yla bağdaştırılmasını, geçen dönem İnsan Hakları Genel Sekreterliği görevinde bulunan eski milletvekili Maria Yannakaki, Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi Yunanistan Temsilcisi Panayotis Dimitras ve Yunanistan İnsan Hakları Birliği yönetim kurulu üyesi avukat Halil Mustafa ile konuştu.


MARİA YANNAKAKİ

SİRİZA hükümeti döneminde Adalet Bakanlığı’na bağlı İnsan Hakları Genel Sekreteri olarak görev yapan DİMAR Partisi eski milletvekili Maria Yannakaki, ülkede son dönemde artan göçmen – mülteci sorunuyla ilgili tartışmaları ve bu sorunun azınlıkla bağdaştırılmasını GÜNDEM’e değerlendirdi.

Mülteci ve göçmen sorununu protesto amacıyla yapılan ırkçılık içeren eylem ve hareketlerin kabul edilemez olduğunu belirten Yannakaki, bu sorunun medyatik atraksiyonlarla değil, stratejik bir planlamayla çözüme kavuşturulabileceğini ve sorunun tüm Avrupa’yı ilgilendirdiğini vurguladı.


“SAYIN ATHANASİU’NUN AÇIKLAMALARI SON DERECE ÜZÜCÜ”

GÜNDEM’in, “Geçtiğimiz günlerde Meclis Başkan Yardımcısı Haralambos Athanasiu, Lesvos adasının yeni bir Rodop ili olabileceğini iddia etti. Göçmen dalgalarının artmasıyla, adadaki nüfus yapısının değişebileceğini öne sürerek, bu durumu Trakya’daki azınlıkla karşılaştırdı. Siz bu tür açıklamaların ülkenin gerçeğini yansıttığına inanıyor musunuz? Sizce gerçekten nüfus yapısının değişmesi gibi bir durum söz konusu mu? Bu iddia ortaya atılırken, Yunanistan’da yaşayan ve uluslararası alanda tanınan bir azınlık ile göçmenler karşılaştırılarak yapıldığını hatırlatmak gerekir.” sorusunu yanıtlayan Maria Yannakaki, meclis başkan yardımcısı Athanasiu’nun açıklamalarının son derece üzücü olduğunu söyledi.

Yannakaki, “Sayın Athanasiu’nun açıklamaları son derece üzücü. Özellikle de bu açıklamalar şu anki meclis başkan yardımcısından ve eski adalet bakanından geliyorsa. Nasıl olur da göçmen ve mülteci dalgalarını Trakya’daki Müslüman hemşehrilerimizle karşılaştırırız?


“HÜKÜMET YANLIŞLARIN BEDELİNİ ÖDÜYOR”

Bugünkü hükümetin göçmen ve mülteci sorunu karşısında yetersiz olduğunu ve yanlışlar yaptığını dile getiren Yannakaki, “Hükümet yaptığı yanlışların bedelini ödüyor” dedi. Yannakaki sözlerine şöyle devam etti: “Herşeyden önce bugün hükümetin çelişkili açıklamaları ile karşı karşıyayız. Seçimlerden önce başka şeyler söylüyorlardı, bugün ise başka şeyler görüyoruz. Bu durum İçişleri Bakanı sayın Hrisohoidis’in görevi devralmasıyla ve Lesvos adasına yaptığı ziyaretle başladı. İnanıyorum ki; bugün hükümet yaptığı yanlışların ve ana muhalefetteyken yaptığı açıklamaların bedelini ödüyor. Ana muhalefetteyken göçmen ve mülteci sorununu nasıl ki sorumsuzca ele aldıysa, iktidar olarak da aynı sorumsuzluğu sergiliyor. Tabii ki Göç Politikası Bakanlığı gibi bir bakanlığı ortadan kaldırmak ve tüm bu konuları Vatandaşı Koruma Bakanlığı’na bağlamak gibi bir yanlışın de bedelini ödüyor.”


“AVRUPA’DA YÜKSELEN İSLAMOFOBİ’DEN ENDİŞELİYİM”

GÜNDEM’in, “Avrupa’da ve Yunanistan’da yükselen ve büyüyen İslamofobi sizi endişelendiriyor mu?” sorusunu yanıtlayan eski İnsan Hakları Genel Sekreteri ve eski milletvekili Maria Yannakaki şunları kaydetti: “Tabii ki endişelendiriyor. Sizlere birkaç gün önce Paris’te yapılan ‘İslamofobiye Hayır’ konulu büyük yürüyüşü hatırlatmak isterim. İslamofobi, ırkçılığın bir türüdür ve kınanması gerekir. Tüm Müslümanların cihatçı olduğunu düşünmek, ortalama tüm Yunanlıların Altın Şafakçı olduğunu varsaymak gibidir. Ve üzülerek bir gözlemde daha bulunmam gerek. Altın Şafak Partisi meclise girmemiş olabilir, ancak Altın Şafak’ın açıklama ve retoriğini bugün dahi parlamento içinde görebiliyoruz.”


“ALTIN ŞAFAK MECLİS YOK ANCAK ONUN RETORİĞİ HALA MECLİSTE”

“Yani siyasi sistemimizin içinde bugün hala gizli Altın Şafak olduğunu mu söylüyorsunuz?” sorusuna Yannakaki’nin yanıtı, “Aynen. Bu nedenle her siyasi güçün tarihin hangi tarafında durmak istediğini seçmesi kaçınılmaz zorunluluk. Çünkü Avrupa yanlısıyız demek basit bir açıklama değil. Çünkü Avrupa aydınlanmayı da doğurdu, ama soykırımı da doğurdu. Herkes tarihin hangi tarafında duracağına karar vermeli.” oldu.


“HÜKÜMETİN GÖREVİ HALKI KIŞKIRTMAK DEĞİL, BİLGİLENDİRMEKTİR”

Ülkeye yönelik göçmen ve mülteci akını karşısında politik güçlerin ve özellikle de hükümetin sorumluluğunun büyük olduğuna işaret eden Yannakaki, “Halkın bu konuyla ilgili olarak manipülasyona değil, bilgilendirmeye ihtiyacı var. Yunanistan, coğrafi konumu gereğince, olanaklarının çok üzerinde bir yükü kaldırmaya çalışıyor. Bu nedenle hükümet demagoji yaparak halkı göçmenlere karşı kışkırtacağına, Avrupa’dan bu ağır yükün eşit bir şekilde paylaşılması için talepte bulunması gerekir.” ifadelerini kullandı.

Yannakaki sözlerini şöyle tamamladı: “Bir önceki hükümetin görevi devraldığı 2015 yılında, İkinci Dünya savaşı sonrasında en büyük ekonomik kriz şartlarında, insan haklarına saygı çerçevesinde göçmen sorunuyla başa çıkabildi. Bu ülkeden yaklaşık 2 milyon mülteci geçti ve bu insanlara verilebilecek en iyi hizmet sunuldu. Eğer bazıları insan haklarına saygıyı ve ihtiyacı olanlara kucak açmayı ‘saflık’ olarak adlandırıyorsa, bu ‘saflar’ hükümetinde yer aldığım için büyük gurur duyuyorum.”


PANAYOTİS DİMİTRAS

Uluslararası Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi Yunanistan Temsilcisi Panayotis Dimitras, son dönemde artan göçmen karşıtı eylemlerin altyapısının ırkçılık anlayışına dayandığını söyledi.

Yıllarca insan hakları alanında uluslararası faaliyet gösteren ve aynı zamanda Yunanistan Hümanist Birliği Sözcülüğü görevini sürdüren Dimitras, göçmen karşıtı olayların başlama noktasının Vrasna bölgesindeki vatandaşların ortaya koyduğu tepkiler karşısında kararlılık gösterilmemesi olduğunu belirtti. Dimitras, bu olaydan sonra göçmen karşıtı tepki ve olayların arttığına dikkat çekti.

Dimitras, “Şimdi herkes aynı beklenti içinde. Herkes aynı ümidi besliyor. Bunun altyapısında ise ırkçı saldırıların cezasız kalması yatmaktadır. Aynı zamanda hakim olan ve ‘hastalıklı’ olarak nitelendirilebilecek ‘temiz ulus’ anlayışına dayanan ırkçılıktır.” dedi.

Göçmen ve mülteci sorununun bazı çevreler tarafından Batı Trakya Türk Azınlığı’yla bağdaştırılmasının “ırkçılık” olduğunu vurgulayan Dimitras, “Bu anlayış yanlıştır ve ‘farklı’ olanı problem olarak kabul etmektedir.” ifadelerini kullandı.


“BENZERLİK KURMAK IRKÇILIK İÇERMEKTEDİR”

Eski yargıç ve halihazırda meclis ikinci başkan yardımcısı olan Lesvos milletvekili Haralambos Athanasiu’nun, “Yakında Lesvos ikinci Rodop ili olacak” açıklamasının ırkçılık içerdiğini anlatan Dimitras şunları kaydetti: “Bu paralelliği kurmak, yani Türk azınlığı, mültecilerle bir tutmak yanlıştır. Batı Trakya’daki azınlık ile mülteciler arasında paralellik kuran kişi eski bir yargıç olmasaydı ‘aptalca’ nitelendirilebilirdi. Fakat bu benzerliği kurmak ırkçılık içermektedir. Çünkü yerli Türk azınlık, yakında ülkeye gelen mültecilerle bir tutulmaktadır veya genel anlamda ‘farklı’ olanları problem ya da ‘günah keçisi’ olarak görmektedir.”


HALİL MUSTAFA

Yunanistan İnsan Hakları Birliği yönetim kurulu üyesi olan Gümülcineli avukat Halil Mustafa, GÜNDEM’e yaptığı değerlendirmede, son dönemde göçmen sorunuyla ilgili ırkçılık içeren hareketlerde yükseliş olduğunu belirtti ve bir göç politikasının eksikliğine dikkat çekti.

Halil Mustafa şöyle konuştu: “Ne yazık ki son dönemde ülkeye gelen mültecilerin ana karaya taşınması nedeniyle yabancı düşmanlığı ve ırkçılık içeren olay ve eylemlerde ani bir yükseliş gözlemleniyor. İşin olumlu yanı, Diavata’da gerçekleştirilen ırkçı eyleme katılımda da görüldüğü gibi buna benzer olaylar şimdilik küçük gruplar tarafından yapılıyor. Ancak bu tür olayların son dönemde arttığına ve yaygınlaştığına dikkat çekmek gerekir.”

Yunanistan İnsan Hakları Birliği adına GÜNDEM’e konuşan Halil Mustafa şöyle devam etti: “Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık içeren eylemlerin artması, önemli ölçüde tutarlı bir göç politikasının eksikliği ve adalardaki göçmen merkezlerinde toplanan yüksek sayıda göçmen ve mültecinin çok uzun süre buralarda tutulmasına bağlı. Unutulmamalıdır ki bu göçmen ve mülteciler, konuk edildikleri merkezlerde son derece kötü şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Bu durum da onların Yunan toplumuna sağlıklı bir şekilde entegre olmalarını engelliyor. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık içeren hareket ve eylemlerin artmaması için devlet yetkilileri ile yerel yöneticilerin topluma vereceği mesajlar çok önemlidir. Bu yetkililerin, negatif stereotipler üreten, ırkçı reaksiyonları normalleştiren, her türlü yabancı düşmanlığı içeren retoriğin uzağında durması gerekir.”


“SORUN AVRUPA ÜLKELERİNDE GÜNDEMDE OLMAYA DEVAM EDECEK”

Mülteci sorununun sadece Yunanistan’da değil, diğer Avrupa ülkelerinde de gündemde olmaya devam edeceğini ifade eden Halil Mustafa, “Ne yazık ki bu sorunun nihai çözümünü sağlayacak sihirli değnek yok. Bu sorun sürekli değişen parametrelere ve şartlara uyum sağlanmasını gerektiren bir durum. Bu insanların topluma uyumlu bir entegrasyonu, devletin Yunan toplumuna gerçeği söylemesiyle gerçekleşebilir. Devletin, ırkçı hareketlerin iyi yönetilen bir ülkede kabul edilmeyeceği mesajını vermesi gerekir.” diye konuştu.


“SAYIN ATHANASİU’NUN MANTIĞINA GÖRE TRAKYA’DAKİ AZINLIK TEHLİKELİ VE PROBLEMLİ BİR DURUM”

GÜNDEM’in göçmen ve mülteci sorununun Batı Trakya Türkleri’yle bağdaştırılmasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Halil Mustafa, Lesvos milletvekili ve meclis başkan yardımcısı Haralambos Athanasiu’nun açıklamalarına da değindi. Halil Mustafa, “Ne yazık ki sayın Athanasiu’nun söz konusu röportajda söylediği tek olumsuz şey bu değildi. Aslında söylemekten kaçınması gereken herşeyi söyledi. Azınlık örneği, zaten ‘problemli’ olan Müslümanlarla ve mültecilerle ilgili görüşleri, bazı politikacıların bu konudaki görüşlerinin dışa vurumu gibiydi. Bu kişiler aynı zamanda geçmişte ülkenin yönetiminde önemli roller üstlenmiş kişiler. Ümit ediyoruz ki; sayın Athanasiu’nun açıklamaları, yerli nüfus ve ülkenin asli unsuru olan Trakya’daki Müslümanların statüsü hakkında bilgisizliğinin sonucudur. Tabii bu bilgi, toplumun uyumu için ayrıştırıcı, hakaretamiz ve tehlikeli söylemi yanında önemsiz kalıyor. Sayın Athanasiu’nun mantığına göre; Trakya’daki azınlık ülkenin olağan bir parçası değil, ‘problemli’, ‘tehlikeli’ ve her ne pahasına olursa olsun uzak durulması gereken bir durum.” diye konuştu.

Kaynak: Gündem
Ekleyen: OA
Sayı: 1077
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com