Hakan Çavuşoğlu'nun NATO ve AB'den beklentisi
23-03-2020
"NATO denizdeki kuvvetlerini sığınmacıların geçişlerini önlemek için kullanıyor. Halbuki NATO'nun, gücünü Suriye ve İdlib'de barışın sağlanması ve güvenli bölgelerin tesisi için kullanmalıydı."

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, "NATO, denizdeki kuvvetlerini sığınmacıların geçişlerini önlemek için kullanıyor. Halbuki NATO, gücünü Suriye ve İdlib'de barışın sağlanması ve güvenli bölgelerin tesisi için kullanmalıydı." dedi.

Çavuşoğlu, Avrupa'ya geçmek için Yunanistan sınırında bekleyen sığınmacıların durumuna ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin, 28 Şubatta mültecilerin sınırı geçişlerini engellememe kararı üzerine on binlerce mülteci ve sığınmacının Yunanistan sınırına hareket ettiğini anımsatan Çavuşoğlu, Yunanistan'ın uluslararası hukuk normlarına aykırı davranarak sığınmacıların iltica taleplerini kabul etmediğini, insanlık dışı işkence ve zulme varan uygulamalar yaptığını söyledi.

Çavuşoğlu, sınırda yaşanan olaylar nedeniyle TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturdukları Göç ve Uyum Alt Komisyonu olarak bölgeye gittiklerini, Pazarkule sınır kapısından İpsala hattına kadar yerinde incelemelerde bulunduklarını anlattı. Çavuşoğlu, gözlemlerini, rapor haline getirmek için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Türkiye'nin, Suriye'de ortaya çıkan karışıklıklar sonucunda her gün artan sayıda mülteciyi misafir ettiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Türkiye, açık kapı politikasından ödün vermeden, uluslararası hukuk ve tarihi misyonuna uygun olarak Suriyeli kardeşlerimizi barındırmaya devam ediyor. Türkiye, uluslararası hukukun; açık kapı politikası, sığınmacıların temel ihtiyaçlarının karşılanması ve mültecileri geri gönderme yasağı normlarına göre hareket ederek dünyaya örnek bir model ortaya koydu. Türkiye sadece 3,6 milyon Suriyeliyi değil, farklı ülkelerden gelen mültecileri de barındırarak temel ihtiyaçlarını karşılıyor." diye konuştu.

“İNAN HAKKI İHLALLERİ SİSTEMATİK BİR HALE GELDİ”

Çavuşoğlu, Yunanistan'ın, BM'nin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, AB'nin göç politikasını belirleyen ortak Avrupa iltica sitemi, Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre insan onuruna yakışır ve güvenli bir şekilde, mültecilerin geçişini sağlaması gerektiğini belirtti.

Hakan Çavuşoğlu, "Sınırda inceleme yaparken Yunanistan güvenlik güçlerinin, sığınmacılara karşı tazyikli su, ses ve sis bombası, biber gazı, plastik mermi hatta gerçek mermi kullandıklarına şahit olduk. Sığınmacıların biriktiği alanlarda Pazarkule Sınır Kapısı'ndaki ara bölgede 5 bin civarında mülteci vardı. Periyodik olarak 10 dakikada bir sis bombaları atılıyordu. Sığınmacılarla yaptığımız görüşmelerde Yunanistan tarafına geçenlerin tutuklanarak, para ve telefon gibi kıymetli eşyalarına el konulduğunu, giysilerinin çıkarıldığını, cop ve demir çubuklarla dövüldüklerini, topluca Türkiye'ye gönderildiklerine dair şikayetler aldık. AB'nin dış sınırları olan Yunanistan sınırlarında yaşanan insan hakkı ihlalleri sistematik bir hale geldi." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, AB'nin de sınır koruma birliklerini göndermek suretiyle Yunanistan'da yaşanan insan hakları ihlallerine ortak olduğunu söyledi.

“TÜRKİYE’NİN, MÜLTECİLERİ ŞANTAJ UNSURU OLARAK KULLANDIĞI İDDİASI DOĞRU DEĞİL”

Türkiye tarafında sınırı geçmek için bekleyen sığınmacıların durumuna ilişkin gözlemlerini de anlatan Çavuşoğlu, "Türkiye, her zaman olduğu gibi burada da insani anlamda örnek uygulamalara imza attı. Türkiye orada bir sahra hastanesi oluşturmuş. Ambulanslar hazır bekliyordu. Kumanyalar dağıtılarak, ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyordu. Portatif tuvaletler dahil, Türkiye insani ihtiyaçlarının karşılanması noktasında üzerine düşeni fazlasıyla yaptı." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin, "mültecileri şantaj unsuru olarak kullandığı" yönündeki eleştirilerin de doğru olmadığın ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin, dünyada en fazla sığınmacı barındıran bir ülke olduğunu, insani yardımda son yıllarda üst sıralarda yer aldığını, sadece Suriyeli sığınmacılara 40 milyar doların üzerinde harcamada bulunduğunu dile getirdi.

Sığınmacı sorununun sadece bir ülkeye yüklenemeyeceğine işaret eden Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "AB ile yapmış olduğumuz geri kabul anlaşması çerçevesinde Türkiye'ye 6 milyarlık bir kaynak aktarılması gerekiyordu. AB, 3,5 milyarlık kaynağını projeler bağlamında aktardı. Geri kalan para aktarılmadı. Türkiye, sığınmacı barındırma sınırını aştı ve bu konuda yalnız bırakıldı. AB, sığınmacı sorununu komşu ülkelerin veya AB'nin sınırları dışında tutulması ve yönetilmesi gereken bir sorun gibi görüyor. Oysa sığınmacı sorunu bütün dünyanın sorunudur. Meseleye böyle bakmak lazım."

Çavuşoğlu, İdlib'deki gelişmelere ve yaklaşık 3,5 milyon yeni göç dalgası olasılığına dikkati çekerek, Türkiye'nin bu yükün altından tek başına kalkmasının mümkün olmadığını söyledi.

Sığınmacılar konusunda yük paylaşılmasına gidilmesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, NATO'nun tutumunu da eleştirdi. Çavuşoğlu, "NATO, denizdeki kuvvetlerini sığınmacıların geçişlerini önlemek için kullanıyor. Halbuki NATO'nun, gücünü Suriye ve İdlib'de barışın sağlanması ve güvenli bölgelerin tesisi için kullanmalıydı. Türkiye, mülteciler için Suriye'nin toprakları içerisinde uçuşa yasak bir güvenli alan tesisinin kurulmasını önerdi ama kimse elini taşın altına koyarak bir girişimde bulunmadı." dedi.

“AB’NİN MÜLTECİLERİN İLTİCA TALEBİNİ KARŞILAMASI GEREKİR”

Hakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin sadece sığınmacılara yardım etmekle kalmadığını, aynı zamanda güvenliğini tehdit eden PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleriyle de mücadele verdiğini vurguladı.

Sığınmacıların, otobüslere bindirilerek geri getirildiği yönündeki haberlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çavuşoğlu, "Yaptığımız görüşmelerde belli sayıda sığınmacının, sığınma hakkının verileceği inancıyla bölgede beklediğini biliyoruz. Zaman zaman bazı köylerde toplanarak, sınırı geçmek üzere bekleyenler var. Türkiye, sığınmacıların sınırdan geçmesi veya Türkiye'de kalmasına dair zorlama bir tavır ortaya koymaz. Gitmek isteyene engel olmuyoruz, kalmak isteyen de geri dönüyor." diye konuştu.

AB'nin bölgede bekleyen sığınmacıların iltica talebini karşılaması ve mültecilere insani yardımda bulunması gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Yunanistan'a gönderilen sınır birlikleri ciddi insan hakkı ihlalleri yapıyor. Bu hak ihlallerinin önüne geçilmesi gerekir. Uluslararası Af Örgütü, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi uluslararası örgütlerin de Yunanistan'ın yaptıklarını raporlaması ve duyurması gerekiyor." dedi.

Çavuşoğlu, mülteci veya sığınmacıların bir sorun olarak değil, sorunun neticesi olarak görülmesi gerektiğini kaydederek Suriye'de istikrarın oluşması, barışın sağlanması ve mültecilerin ülkelerine geri dönüşüne imkan veren güvenli alanların oluşturulmasıyla bu sorunun da ortadan kalkacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: Gündem
Ekleyen: HE
Sayı: 1083
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com