Ezgi Hacısüleyman: Bir başarı öyküsü…
21-06-2020
Fotoğraflar

Ezgi Hacısüleyman…. Kökleri Batı Trakya’ya dayanan, henüz 33 yaşında olmasına rağmen genetik alanında önemli çalışmalara imza atmış bir genç. İstanbul Robert Kolej’de başlayan lise yıllarını, Amerika Birleşik Devletleri’nin, hatta dünyanın önde gelen üniversitelerinden MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) çift anadal yaptığı yıllar izlemiş. Ezgi Hacısüleyman, Kimya Mühendisliği ile Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü eş zamanlı olarak üç yılda bitirmiş. Ardından Harvard Üniversitesi’nde doktora yılları başlamış… Ezgi Hacısüleyman bugün yardımcı doçent olarak Rockefeller Üniversitesi’nde çalışmaya devam ediyor ve asistan profesör olmaya hazırlanıyor.

BATI TRAKYALI ANNE – BABANIN KIZI
Ezgi Hacısüleyman, Gümülcineli diş hekimi Mümin Hacısüleyman ile 8 yaşında Rodop ilinin Muratlı köyünden ailesiyle Yalova’ya göç eden eczacı Ferişte Hacısülayman’ın ilk çocukları.

Mümin Hacısüleyman, Gümülcine’nin Tabakhane Mahallesi’nden. İlkokulu İdadiye’de, orta ve liseyi Celal Bayar’da okuduktan sonra üniversiteyi İstanbul’da Çapa Diş Hekimliği Fakültesi’nde tamamlamış. 1982 yılında Selanik’te askeri hastanede 21 ay askerlik yapan ve bu arada DİKAÇA sınavlarını (diploma denklik sınavları) vererek Gümülcine’ye dönmeye hazırlanan Mümin Hacısüleyman’ın planları, Gümülcineli Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Devecioğlu’nun “hayırlı bir işe” soyunmasıyla suya düşmüş.

Mümin Hacısüleyman, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu Ferişte Hacısüleyman’ı Yalova’daki ailesinden, Ömer Devecioğlu ve eşi Gülten Devecioğlu ile birlikte istemeye gitmiş. Çift 1986 yılında evlenmiş ve bir yıl sonra 9 Ekim 1987 tarihinde ilk çocukları Ezgi dünyaya gelmiş.

ANNESİ EZGİYİ ANLATIYOR
“Görünen köy kılavuz istemez.” derler ya… Ezgi de daha çocukluk yıllarından disiplini ve başarılarıyla ne olacağının sinyallerini vermeye başlamış aslında.

Anne Ferişte Hacısüleyman, Ezgi’yi anlatırken şu ifadeleri kullanıyor: “Çok uslu ve uyumlu büyüdü Ezgi. Çok düzenli ve prensipli idi . Biz ona iki tane çikolata bile alamadık; sadece bir tane alabilirdik . İkinciyi bıraktırırdı. 4-5 yaş arası en sevdiği oyuncaklarını, barbie bebeklerini bile oynadıktan sonra dolaba yerleştirir öyle bırakırdı. 5 yaş civarı matematiğe merak sardı. İkili üçlü rakamlar derken dörtlü rakamları toplayıp çıkartmayı öğrendi ilkokula başlamadan önce. Sayfalar dolusu işlem yazdırtırdı babasına sürekli.”

Ezgi, ilkokulu Oğuzkaan Koleji’nde bitirir. Eve gelir gelmez ödevlerini tamamlayan, çok kitap okuyan bir çocuktur. Sınıf öğretmeni, “Başbakan olacak kızım benim” diye sever Ezgi’yi. İlkokulu bitirdiği yıl da başarı ödülü olarak Oğuzkaan Koleji, Ezgi’yi İngiltere’de yaz okuluna götürür.

Ezgi ortaokula İlke Okulları’nda devam eder. Çalışkandır, ama aynı zamanda sosyal bir çocuktur. Spor, müzik, ders… Hepsini bir arada götürmeyi başarır.

Anne Ferişte Hacısüleyman, “Liseye hazırlanırken ailesini tanıdığımız başarılı ve zeki bir Boğaziçi öğrencisinden Ezgi’ye koçluk yapmasını istedim. Ezgi’nin okulu, sınavları, okuması uygun olan kitapları hep o ağabey tarafından yönetildi. Bunu iki çocuğumda da yaptım, çünkü aile ile çocukların arasına dersleri ile ilgili , sınavları ile ilgili konular girdiğinde anne baba bu süreci iyi yönetemeyebiliyor ve ilişkiler zarar görebiliyor diye düşündüm. Lise sınavlarında; devlet lisesi sınavlarında İstanbul Erkek Lisesini, özellerde de Robert Koleji kazandı.” diye anlatıyor.

Anne – baba olarak Hacısüleymanlar, iki kız çocuklarına da aldıkları kararların arkasında durarak ve onlara güvenerek destek oluyorlar. Ezgi’nin lise seçimi konusunda alacağı karara müdahale, ailenin belki de bu konudaki tek dokunuşu.

Anne Ferişte Hacısüleyman o dönemi şu sözlerle anlatıyor: “Sadece bu dönem biraz baskı yaptık seçimi ile ilgili, çünkü parasız okumak istiyordu. Ama babası da, ben de Robertli olmanın ayrıcalık olduğunu söyleyerek ikna ettik.”


“HER ZAMAN PRENSİPLİ, KURALLI BİR ÇOCUK OLDUM”
1987 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ezgi Hacısüleyman’a çocukluk yıllarını sorduğumuzda, “prensip”, “kural”, “merak” ve “çalışmak” kelimelerinin ön plana çıktığını görüyoruz.

Ezgi Hacısüleyman, “Annemlerin dediğine göre, küçüklüğümden beri hep çok prensipli, kurallı bir çocukmuşum. Her şeyin sınırını belirler ve belli ölçülerde yaşarmışım. Bir seferinde eğitim-öğretim senesinin son günü, yani karne aldığımız gün eve gelip o yaz için verilen günlük tutma ödevinin tamamını yazmışım. Neredeyse üç ayın günlüğünü, hayal kurarak sanki gerçekleşmiş gibi yazmışım. Bu hep aramızda komik bir anı olarak anılır. Onun dışında ilkokul çağlarından beri matematiğe çok meraklıymışım. Babamdan hep bana testler hazırlamasını istermişim.” sözleriyle anlatıyor çocukluk yıllarını.

Ezgi Hacısüleyman’ın, genetik alanına olan merakı da ortaokul dönemlerinde kendini göstermeye başlıyor. O dönemi Ezgi, “Genel olarak çocukken hep meraklı bir yapım vardı ve hep çok çalışkandım. Bu konuda ne, nasıl olmuş, nasıl gerçekleşmiş hep merak eder öğrenmeye çalışırdım. Sanırım biyolojinin en önemli faktörlerinden bir tanesi meraklı olmak. Genetik alanına ortaokulda merak sardım. Annemler önce bunu geçici bir heves sanmışlardı ancak ben ortaokuldan beri bu hevesten hiç vazgeçmedim. Hep ya yaz okuluna gitmeye ya da okul dışında aktivitelere katılmaya çalışırdım bu alanda.” sözleriyle anlatıyor.

AMERİKA’DA YAZ KAMPI
“CV’nize baktığımızda gerçekten herkesin gıpta edeceği bir eğitim süreci görüyoruz. Türkiye’nin önde gelen kolejlerinden Robert Kolej’te başlayan lise hayatı, ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin hatta dünyanın en saygın üniversitelerinden biri olan MIT’de devam eden üniversite yılları. Bu kariyer planlaması nasıl oldu?” sorusuna ise Ezgi Hacısüleyman’ın yanıtı şu oluyor:

“Lise 1’de ilk Amerika’ya gelme sebebim olan yaz kampı, sanırım buraya gelmemdeki en büyük etkendi. Okyanus bilimi üzerineydi bu kamp. Hem yaşıtlarımla olan grup çalışmaları, hem öğrendiklerimiz, hem de özgürce sunulan imkanlar biraz başımı döndürmüş olmalı ki döner dönmez annemlere üniversite planlarımdan bahsetmeye başladım.”

Buna rağmen Ezgi Türkiye’de kalmak ve ABD’ye gitme arasında kararsız kalıyor. Bu nedenle hem ÖSS sınavlarına, hem de Amerikan üniversitelerinin başvurularına eş zamanlı olarak hazırlanıyor.

Türkiye 16’ncısı olarak kazandığı Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne kaydını ise annesi yaptırıyor. Çünkü Ezgi, yoluna devam etme kararı aldığı Amerika’ya gitmiş bulunuyor.

MIT’YE YATAY GEÇİŞ
“İlk sene Cornell Üniversitesi’nde okudum. Ancak hayalim, MIT’de okuduğum araştırmalara katılmaktı ve zor da olsa yatay geçiş için başvurdum. Tabi bunun için Cornell’in ilk senesinde çok çalışmam gerekti. Hem çok sayıda ders alıp hem Bik Tye gibi çok meşhur genetikçilerin laboratuvarında çalıştım ve araştırma ödülü aldım.”

Kariyeriyle ilgili kararlarını alırken “kafasının dikine” gittiğinin altını çizen ve aldığı kararlara ailesinin gösterdiği saygının ona güç verdiğini ön plana çıkaran Ezgi Hacısüleyman’ın Amerika’daki ilk yılları tabii ki zor geçiyor. “Aileden çok küçük yaşta o kadar uzak olmak en zor şeydi benim için. İlk birkaç sene çok zorlandım diyebilirim. Sonra yavaş yavaş kendi ayaklarımın üzerinde durdukça alışmaya başladım.”

Ezgi’nin kafasının dikine gitmesinin sebebi, aslında ne istediğini çok iyi bilmesinden kaynaklanıyor.

“Bilim benim için hep ilk hedefti. Bilim dışında hiç bir meslekle kendimi bağdaştıramadım açıkçası. Öğrenciyken katıldığım konferanslar, tanıdığım profesörlerin hep öğrenmeye hevesli olmaları, çalışmaları, mesleklerine olan saygıları ve aşkları, akademiyi bana çok kutsal ve cazip kıldı. Ve para hep ikinci planda oldu. Akademiye insanların zengin olmak amacıyla girmedikleri ne yazık ki acı bir gerçek.”

Hayallerinin peşini bırakmayan Ezgi, doktorasını da yine bilim ve eğitim dünyasının en saygın kuruluşlarından biri olan Harvard Üniversitesi’nde tamamlıyor.

Anne Ferişte Hacısüleyman, “Bu dönem, çok duygulandığımız olaylar yaşadık. Amerika’daki bütün en iyi okullardan ve İngiltere’de Oxford’tan doktora için yoğun istekler geldi. Ama Ezgi Harvard’ı seçti. Beş yılda çok başarılı bir doktora dönemi oldu.” sözleriyle aktarıyor o dönemi.

NATURE DERGİSİNE KAPAK
Ezgi’ye doktora yıllarını, tez konusunu ve o dönem yaptığı çalışmaları sorduğumuzda ise şu yanıtı alıyoruz:

“İnsanın genetik haritasını dizileyen İnsan Genom Projesi’nin (Human Genome Project) tamamlamasından sonra insanın genetik yapısıyla ilgili birçok şaşırtıcı şey ortaya çıktı. Mesela insanın protein kodlayan kısmının aslında genetik yapısının çok küçük bir kısmı olduğu ve ‘çöp’ diye nitelendirdiğimiz kısmın çok daha büyük bir orana sahip olduğu görüldü. Ve ben bu noktada bu protein kodlamayan ‘çöp’ diye nitelendirdiğimiz kısmı çalışmaya başladım. Çünkü evrimsel olarak büyük bir kısmın çöp olması mantıksızdı. Çalışmalarım sonucunda protein kodlamayan, ancak yine de beyinde yeni hücrelerin oluşumunda önemli rol oynayan yeni bir gen keşfettim. Bu genin adını Firre koyduk. Firre üzerine çalışmalarımı tamamladım. Bu yeni genin diğer genleri nasıl yönettiğiyle ilgili önemli bulgular edindim ve bunları yayınladım.”

Ezgi’nin keşfettiği ve hocasıyla birlikte “Firre” adını koydukları genle ilgili çalışma, “Nature” dergisine kapak olur. Bırakın bu dergiye kapak olmayı, bu dergide yer almak bile öyle her insana nasip olmuyor. 150 yılı aşkın bir süredir yayın hayatında olan ve dünyanın en prestijli bilim dergilerinden biri sayılan Nature, sadece en üst düzeyde bilimsel çalışmalara yer veriyor.

ALZHEİMER VE OTİZİM İÇİN ÜMİT IŞIĞI
Ezgi Hacısüleyman, şu anda yardımcı doçent olarak Rockefeller Üniversitesi’nde çalışmalarına devam ediyor.

Ezgi son çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Şu an Firre’nin bana öğretmiş olduklarından yola çıkarak nörobiyoloji alanında çalışıyorum. Nöronların birbiriyle bağlantı kurmuş olduğu noktalarda, yani sinapslarda, protein yapımını anlayabilmek için yeni teknikler geliştiriyorum. Hala bu alanda bilinmeyen çok şey var. Bu proteinlerin nasıl ve ne koşullarda yapıldığını anlamak bize Alzheimer ve otizm gibi hastalıklar konusunda çok bilgilendirici olacak.”

Yaptığı çalışmaların günlük hayatımıza etkilerinin ne olacağını sorduğumuzda ise Ezgi Hacısüleyman’ın verdiği yanıt şu: “Yaptığım çalışmaların asıl amacı hastalık esnasında nöronların metabolizmalarının nasıl değiştiğini anlayabilmek. Beyin inanılmaz karışık bir organ olduğu için hala hakkında anlamadığımız çok şey var ne yazık ki. Nörodejeneratif hastalıklar insanlar daha uzun yaşadıkça daha fazla görülüyor.”

“DÜŞLERİNİZİN PEŞİNDEN GİDİN”
Ezgi Hacısüleyman’ın gençlere tavsiyesi, düşlerinin peşinden gitmeleri.

“Her zaman onları mutlu eden, hakkında tutkulu hissettikleri fikirlerin ve tercihlerin peşinden gitmelerini öneriyorum. Ve bu konuda yardım istemekten çekinmemelerini. Ailelerin fikirleri her zaman önemlidir, ancak çocukları özgür bırakabilmeli ve onlara destek verebilmeliler.”

BATI TRAKYA NE İFADE EDİYOR
“Kökleri Batı Trakya’da olan bir ailenin çocuğusunuz. Batı Trakya sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna ise şu cevabı alıyoruz:

“Bana her zaman eğer çalışıp didinirsen hak ettiğin yere gelebileceğini ifade eden bir anlam Batı Trakya. Emeğin, dürüstlüğün, zorluğun, mücadelenin ve çok çalışmanın kıymetini ve faydalarını göreceğim bir hayatın ifadesi. Hem Avrupa kültürünün iyi yanlarını alarak geniş ufukları olan; hem de bu amaçlar uğruna çalışıp didinmekten hiç çekinmeyen bir kültür. Yani Avrupa ve Orta Doğu kültürlerini güzel harmanlamış, sıcak ve birbirine destek vermekten çekinmeyen bir kültür. Ve gelip gittikçe de onu gördüm. Annemden, babamdan, tanıdıklarımızdan hep bu şekilde öğrendim.”

BİR BAŞKA BAŞARI ÖYKÜSÜ
Hacısüleyman ailesinin ikinci kızı Aysima Hacısüleyman da aslında bir başka başarı hikayesinin kahramanı. 1994 doğumlu olan Aysima, karakter olarak ablasından çok farklı olsa da, akademik kariyer alanında başarı, ortak özellikleri.

İlkokula erken başlayan, Şişli Terakki Lisesi’nden sonra Koç Üniversitesi’nde Kimya Biyoloji Mühendisliği okuyan Aysima da üniversiteden Vehbi Koç Onur Ödülü alarak mezun oluyor. Koç Üniversitesi’nde tam burslu doktora hakkı kazanıyor. Doktorasını biyofizik ve biyoinformatik alanında yapıyor . Beş yıllık doktorayı 4 yılda tamamlıyor. Şu anda Avrupa’nın önde gelen eğitim kurumlarından biri olan İsviçre’deki EPFL (École polytechnique fédérale de Lausanne) üniversitesinde post doktora yapıyor.

“KIZLARIMIZ KONUSUNDA ÇOK ŞANSLIYIZ”
Anne Ferişte Hacısüleyman, kızlarından gururla bahsediyor: “Gerçekten çok özel bir şansa sahip olduğumuzu düşünüyoruz kızlarımız konusunda. Başarılı oldukları kadar güzel ve iyi ahlaklı ikisi de. Yurt dışında olmaları, uzak yaşıyor olmak çok zor . Ama kendi tercihleri ve akıllarına koyduklarını yapmaları konusunda hep özgür davrandığımız için buna katlanmak zorundayız .”

Ama asıl gurur duyma hakkını da baba Mümin Hacısüleyman’a devrediyor:

“Mümin, annesini çok küçük yaşta kaybettiği için büyükannesi ve halası tarafından büyütülmüş. Çok küçük denecek yaşlarda fırında çalışmaya başlayarak kendi harçlığını kazanmış , hep çok çalışkan bir insan. Tüm hayatını ilmik ilmik dokumuş bir insan yani. O yüzden kızlarına verdiği emek ve çabayla gururlanmayı gerçekten çok hak eden bir baba.”

Biz de bu başarı öyküsünden kendimize düşen payı alalım. Ezgi Hacısüleyman’ın başarısı Batı Trakyalılar olarak bizlerin de göğsünü kabartıyor. Ve görünen o ki, Ezgi gurur duyacağımız daha nice çalışmalara imzasını atacak ve uluslararası alanda önemli bir bilim insanı olacak.

Kaynak: Gündem
Ekleyen: HE
Sayı: 1083
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com