Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu azınlık basınına konuştu
27-06-2020
Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu, Batı Trakya Türk azınlık basınına konuştu.

Başkonsolos Ömeroğlu video konferansla gerçekleştirilen basın toplantısında azınlık basının sorularını yanıtladı, Kovid – 19 salgınıyla ilgili konuları ve azınlığı ilgilendiren gündem maddelerini değerlendirdi.

GÜNDEM gazetesinden Ozan Ahmetoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen video konferansa MİLLET gazetesinden Ramadan Molla, BİRLİK gazetesinden İlhan Tahsin ve RODOP RÜZGARI’ndan İbrahim Baltalı yer aldı.

“SALGIN TÜM DÜNYADAKİ ÇALIMA USULLERİNİ DEĞİŞTİRDİ”
GÜNDEM’in “Son dönemde dünya genelinde olduğu gibi Batı Trakya’da da yeni koronavirüs vakalarında bir artış sözkonusu. Bu durumla ilgili Başkonsoloslukta ne gibi tedbirler aldınız?” sorusunu yanıtlayan Başkonsolos Ömeroğlu şunları dile getirdi: “Sağlık çok ciddi bir gelişmedir. Bütün dünyayı etkiledi. Bütün dünyada çalışma usullerini değiştirdi. Bugün toplantıyı telekonferans yoluyla yapıyor olmamız salgının ciddiyetiyle ilgilidir. Mart ayında Yunanistan’da Türkiye’de ve diğer ülkelerde tedbirler açıklanmaya başlandı. Bizde bunun üzerine Atina Büyükelçiliğimizle koordine ederek konsolosluk hizmetlerini sınırlandırdık. Sadece acil işlemler için konsolosluk işlemleri yapmaya başladık. Onun haricinde soydaşların buraya gelmeden önce randevu alması gibi başka uygulamaları da koyduk. Çalışanlarımızın sağlığı açısından o onların dönüşümlü olarak buraya gelmesini istedik. Bizde keza dönüşümlü olarak çalıştık. Daha ileri yaşta olan çalışanlarımız için de onlara idari izin verdik, bir süre gelmediler. Çünkü onlar risk grubundaydılar. Konsolosluk girişinde dezenfektan, maske ve eldiven gibi uygulamalarımız oluyor. Atina Büyükelçiliğimizin duyurularıyla ateşiniz varsa başka hastalığımız varsa buraya gelişinizi erteleyin gibi uygulamalarımız oldu. Herkesin hem çalışanlarımızın hem de diğer soydaşlarımızın sağlığı açısından bunlara önem verdik. Bir başka açıdan bakarsak mesela her sene binlerce kişinin katıldığı Ramazan Bayramı etkinliğimiz oluyordu. İnsanlar birbirleriyle bayramlaşıyordu. Bu sene onu sadece 15 kişilik çok küçük bir grupta sınırlandırdık. İnsanları da grup grup içeri alındılar. Buna benzer tedbirlerin mutlaka mevcut şartlarda 15 Temmuz ve daha sonra Kurban Bayramında da uygulama uygulamak zorunda kalabileceğiz. Gidişata göre hareket edeceğiz. Gelişmelere göre gerekirse yeni tedbirler gerekirse de var olan tedbirleri yumuşatma yönünde adımlar atabiliriz.”

AZINLIK OKULLARI
Ozan Ahmetoğlu’nun “Malum Batı Trakya’da en önemli konulardan biri azınlık eğitimi. Geçtiğimiz günlerde Gümülcine İdadiye Azınlık İlkokulu ülke genelinde yapılan bir yarışmada birinci oldu. siz de başkonsolosluğun sosyal medya hesabından yaptığınız paylaşımda bu başarıya vurgu yaptınız. Azınlık okullarının mevcut durumu hakkındaki görüşünüz nedir?” şeklindeki sorununa ise Başkonsolos Ömeroğlu şu yanıtı verdi: “Bu konuda çok objektif bir tavır takınamayabilirim. Çünkü ben de bu okulun bir velisi olarak bu okulun bir parçasıyım. Kızım bu okulda birinci sınıfı okudu. Seneye ikinci sınıfa devam edecek. Kızım o okulda okuma – yazmayı öğrenci. Yunancayı öğrendi. Hatta bazen birlikte gezmeye gittiğimizde ona bazen tercümanlık da yaptırıyoruz. Azınlık okullarında eğitimin kötü olduğunu insanlar konuşabiliyor. Hatta bu konuda haber ve yorumlar da olabiliyor. Ancak somut örnekte de gördüğümüz üzere İdadiye İlkokulu, Yunanistan genelinde bir yarışmada birinci olabiliyor. Böyle bir yarışmaya imza attılar. Daha büyük başarılara da imza atacaklarına inanıyorum. Biz de bunun basın haberinden paylaşmıştık. Azınlık ilkokulu kötüdür algısı var. Bunun doğru olmadığını bu somut örnek net bir şekilde ortaya koyuyor. Peki azınlık okullarının sorunları yok mu? Tabii ki de var. Bunu kimse inkar edemez. Ancak bu sorunların aşılmasında da en önemli görev yine azınlık mensuplarına düşüyor. Çünkü bu okulların encümen heyetleri var, okul aile birlikleri var. Bu tür mekanizmalarda yer alarak sorunların çözümünü sağlamak yine sizlerin elinde."

TÜRKİYE’NİN SAĞLIK ALANINDAKİ HİZMETLERİ
Millet gazetesinden Ramadan Molla’nın sorusunu yanıtlayan Başkonsolos Ömeroğlu, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık turizm kapsamında Türkiye’ye hasta kabul edilebileceği konusundaki açıklamayı ve sağlık turizmi ile ilgili Türkiye’deki son gelişmeleri de değerlendirerek şunlar belirtti:
“Son yıllarda Türkiye’de çok ciddi sağlık yatırımları yapıldı. Türkiye çok yabancı hasta ya da sağlık kapsamında hizmet veren bir ülkedir. Bundan 6 yıl öncesine kadar on binlerle ifade edilen yabancı hasta Türkiye’ye getirildi. Fakat bu alanda hedefimiz artık milyonlu sayılara ulaşmak. Bu hedefe ulaşmak için de Sağlık Bakanlığı bünyesinde Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi kuruldu. Bu kuruluş, sağlık turizmin de önemli bir rol üstlenecek. Bu bağlamda mesela 2020 yılında 20 ülkede sağlık koordinasyon ofisleri tanı merkezleri açılması hedefleniyor. Türkiye uluslararası sağlık turizm kapsamında 20 Mayıs 2020 itibariyle aralarında Yunanistan’ın da bulunduğum 31 ülkeden hasta kabulüne başlamış bulunmaktadır. Koronavirüs bazı ülkelerdeki sağlık sistemlerinde ciddi zafiyetleri ortaya çıkardı. Türkiye ise kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesine devam ediyor. Bu süreçte birçok yeni hastane tamamlandı ve vatandaşımızın hizmetine sunuldu. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla İstanbul’da yapımına başlanan ve 45 gün içerisinde tamamlanan 2 tane hastane var. Bunlar özellikle Sağlık Turizmde ileride önemli rol oynayacağını düşünüyorum. Türkiye Kovid-19 konusunda göstermiş olduğu mücadele ve performansla uluslararası yabancı medya kuruluşlarınca ve dünya kamuoyunca da takdir edildi. Mesela bu çalışmalarımız sırasında yurt dışında bulunan vatandaşlarımız ülkemize getirildi. Türkiye’deki yabancıların ülkelerine dönmeleri konusunda kolaylık sağlandı. Türkiye Cibuti’de bulunan vatandaşlarını almaya gittiğinde orada bulunan Yunanlı denizcileri de aldı ve Türkiye’ye getirildi. Daha sonrada İpsala’ya ve oradan da Yunanistan’a giriş yaptılar. Türkiye’den çok sayıda ülke yardım talebinde bulundu. Türkiye, 131 ülkeye bu bağlamda taleplerine cevaben yardımda bulundu. Bunlar arasında Amerika’da var, Balkanlardaki ülkeler de var İspanya ile İngiltere’de var. Dolayısıyla Türkiye’nin bu sağlıkla mücadele eden aşağı ile öne çıktığını yeri neresi diye düşünüyorum.”

“SON DÖNEMDE KUTSAL MEKANLARA YÖNELİK PROVOKATİF EYLEMLERE ŞAHİT OLUYORUZ”
Rodop Rüzgarı’ndan İbrahim Baltalı’nın “Bölgemizde azınlığımızın kutsal mekanlarına zaman zaman saldırılar gerçekleştirildiğini görüyoruz. Dimetoka’daki Çelebi Sultan Mehmet Camii yıllardan beri hedefte ve saldırılar yapılmaktadır. Gazi Evrenos Bey İmareti’ni Kilise Müzesine çevirdiler ki çalışmalar hala devam ediyor. Yine Poşpoş Tekkesi de aynı akıbete uğradı. Son olarak da Atina’da bir mescidin kapatılma olayı var. Bu konularda ne düşünüyorsunuz? Sorusuna ise Murat Ömeroğlu şu yanıtı verdi: “Kutsal mekanlar medeni gelişmişlik seviyesinin göstergesidir. Bölgemizdeki mekanlar da, çeşitli kültürlerin bir arada yaşamasına imkan veren manevi kültürel zenginliklerdir. Ancak son zamanlarda bu kutsal mekanlara yönelik kışkırtıcı ve provakatif eylemlere şahit oluyoruz. İskeçe’de saldırılar oldu. Dedeağaç’taki Osmanlı mezarlığına saldırı oldu. Bazı azınlık okullarının kapılarına sloganlar da yazıldı. Ancak bu eylemlerin failleri meçhul kaldı. Oysa bu tür saldırılardan sonra en önemli husus, benzer eylemlerin önüne geçebilmek için saldırganların adalet önüne çıkarılmasıdır. İnsan haklarına saygılı demokratik bir devlette zaten bunun aksi düşünülemez. Nitekim Türkiye’de bir kiliseye böyle bir saldırı oldu ve yirmi dört saat içinde yakalandı. Dolayısıyla aynı hassasiyeti bütün ülkelerin göstermesi gerekir.”

“SAYIN VOLKAN BOZKIR’IN BAŞKANLIĞI ÖNEMLİ BİR BAŞARIDIR”
Birlik gazetesinden İlhan Tahsin’in “Büyükelçi Volkan’ın BM 75. Genel Kurul Başkanlığına seçilmesi hakkında neler söylemek istersiniz” sorusuna ise Başkonsolos Murat Ömeroğlu şu yanıtı verdi: “Bu önemli bir başarı gerçekten. Sayın Bozkır aynı zamanda bir meslek büyüğümüz, eski bir büyükelçimiz. Aynı zamanda eski AB bakanımız. Sayın Cumhurbakanımızın desteğiyle BM Genel Kurul Başkanlığına aday gösterildi. Üye ülkelerin de ezici bir çoğunluğu tarafından seçildi. Bu olay, Türkiye’nin uluslararası düzeyde elde ettiği başarılara bir yenisini ekledi. Bu çerçevede BM’nin en önemli karar organının başkanlığını bir Türk yapacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir diplomatı ve bir vatandaşı olarak bu gelişmeden ben de gurur duyduğumu vurgulamak isterim. Sayın Bozkır’ın başkanlığı döneminde özellikle temas edeceğini açıkladığı konular arasında; çok taraflı insani gündem, cinsiyet eşitliği ve kadınların konumunun güçlendirilmesi gibi hususların, dünyanın bugün içinden geçtiği bu dönemde son derece değerli olduğunu düşünüyorum.”

“HEDEF GÖSTERMEK SADECE BİR BÖLGEYİ DEĞİL, TÜM İLİ ETKİLEYEBİLİYOR”
“Bölgemizdeki makamların virüsle mücadelede iyi bir sınav vermediği yönünde eleştiriler olduğunu görüyoruz. Gerçekten, AB ülkelerinden dönenlerin karantinaya alınmadan yaşadıkları şehirlere ve köylere dönmelerine izin verilmesi, test sayısının düşüklüğü ve güvenirliği gibi konular ön plana çıkıyor. Öte yandan, anavatan Türkiye’nin koronavirüsle mücadele konusunda dünyadaki diğer ülkelerden pozitif ayrıştığını görüyoruz. Bu bağlamda neler söylemek istersiniz?” sorusunu yanıtlayan Başkonsolos Ömeroğlu şunları söyledi: “Türkiye’de salgının kontrol altında tutulmasındaki en büyük etkenlerden biri karantina uygulamalarının tavizsiz bir biçimde gayet ciddiyetle hayata geçirilmesi oldu. Bazı hafta sonları sokağa çıkmaya saklar uygulandı, bazı yerleşim birimleri ayrıca karantina altına alındı. Bu ve benzeri çok ciddi tedbirler uygulandı. Keza yurtdışından dönen vatandaşlarımız kamuya ait çeşitli tesislerde misafir edildi. Bir süre orada karantinada kaldılar daha sonra dışarı çıkarken de testler uygulandı. Ama burada sizin de dikkatini çektiği gibi Türkiye’den gelen öğrenciler mesela karantinaya alındı ama Avrupa’dan gelen kişiler karantinaya alınmadan yaşadıkları şehirlere ve köylere ciddi durumlar oldu. Bence bu gelişmenin de bugün karşı karşıya olduğumuz açık tabloda bir yeri olabilir diye düşünüyorum. Türkiye’de karantina uygulaması sonucunda virüs tehdidi sona erdi. Hiçbir yerleşim biriminde de ardı ardına karantinalar uygulanmadı. Tüm dünyada da virüsle mücadelede birinci unsur olarak genelde daha fazla test yapılmasıdır. Türkiye’de test sayısı şimdiye kadar 3 milyonu geçti. Bunu da günümüz dünyasında herkes medyadan ve sitelerinden takip edebiliyor. Burada insanlar kıyaslama yapıyor ve soruyor. Acaba burada süreç iyi yönetilmedi mi diye. Daha üzücü olanı insanlar geçmişte yaşadıkları muamelelerin dışında aşırı görüşleri ile bilinen bir takım medya organları tarafından ölümcül salgın hastalık bile azınlığa karşı istismar malzemesi haline mi getiriliyor, şeklinde sorgulamaya başlıyor. Tabi bu şekilde hedef gösterilmek sadece bir bölgeyi değil belki de bütün bir ili etkileyebiliyor. Onun üzerine çeşitli sivil toplum kuruluşlarının başkanların veya kanaat önderlerinin, siyasetçilerin duruma isyan ettiklerini ve salgının durdurulması amacına da hiçbir şekilde hizmet etmeyen bu kampanyadan turizm gibi başka sektörlerin de zarar gördüğünü söylediklerini gündeme getirdiklerini hepiniz biliyorsunuz. Ben buradan bu vesileyle koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden herkesin yakınlarına başsağlığı diliyorum ve hasta olanlara acil şifalar diliyorum.”

“BAZI ÇEVRELERİN KARA PROPAGANDAYA BAŞVURDUKLARINI GÖRÜYORUZ”
“Batı Trakya’daki vakalar bağlamında Batı Trakya Türk Azınlığı hedef gösterilmekte ve gerekli önlemlerin alınmadığı yönünde eleştirilere yer yerilmektedir. Ancak hatırlanacağı üzere, Şahin’de vaka çıkınca köy ismi adeta hemen afişe edildi. Bu duruma soydaş toplumunun siyaset sahnesindeki temsilcileri başta olmak üzere dernek ve kuruluşları da tepki gösterdi. Diğer taraftan, örneğin Yunanistan genelinde en çok vakanın kaydedildiği Attiki ilinde vaka açıklandığında Girit asıllı Yorgo pozitif çıktı diye bir haber görmedik. Ama, bu bölgede yayınlanan haberlerin başlığı ‘pomak başkenti karantinada’ mealindeydi. Bu söyleme de yine siyasetçiler ve toplumun her kesiminden insanlar da tepki gösterdi ve gösteriyor. Bu konudaki görüşleriniz veya önerileriniz nelerdir?” sorusuna Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu şu yanıtı verdi: “Batı Trakya’daki soydaşlarımızın gerek camilerde ve gerekse de diğer ortamlarda Yunanistan’ın açıkladığı tedbirleri titizlikle uyguladıklarına bizzat şahit oluyoruz. Vakalarda artış yaşandığı haberlerine yansımaktadır. Hatta sonbaharda ikinci dalga yaşanacağını belirten uzmanlar da var. Dolayısıyla; maske, mesafe gibi tedbirlere kesinlikle uymak gerekir ve bu herkes için bir ödevdir. Bundan kaçış olmaması gerekir. Diğer taraftan bazı çevreler vakaların artışını Ramazan Bayramı, cehalet gibi kelimelerle açıklamaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu yöntemleri uygulayanlara; 21. yüzyılda yaşadığımızı, internet ve sosyal medya çağında yaşadığımızı, gerçekleri kara propagandayla saptıramayacaklarını, kamuoyunu yalanlarla yönlendiremeyeceklerini söylerlerse herkese faydalı olacağını düşünüyorum. Soydaş toplumun salgının başlangıcından bu yana kurallara riayet ettiğini ki örneğin Ramazan ayında toplu iftar yapılmadı, teravih namazları ve cemaatle namaz da kılınmadı. Bayram namazı ise ülkedeki tüm ibadethanelere getirilen kurallar sonrasında eda edildi. Bu salgını ancak getirilen kurallara ki temizlik, maske, sosyal mesafe gibi kurallara uyarak sonlandırabiliriz. Koronavirüs bilindiği gibi etnik ve din ayırımı yapmamaktadır. Farklı oranlarda da olsa bu virüs Brezilya’da ve Endonezya’da da can alıyor. Latin Amerika’da bayram namazı kılındığı, ya da cahil oldukları için ölmüyor insanlar. Aynı şekilde Endonezya’da ve Güneydoğu Asya’da can kayıpları Paskalya kutlandı diye ölmüyor. Bu hususlar bölgemiz için de geçerli. Açıklanan tedbirlere herkesin uyma yükümlülüğü vardır.”

Başkonsolos Murat Ömeroğlu ile yapılan röportajın kesitlerini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Haberin Videosu
Kaynak: Gündem
Ekleyen: OA
Sayı: 1083
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com