“Mahallenin Muhtarı” Murat abi…
20-09-2020
İskeçe’de bir mahalle. Ve bu mahallenin bir gönüllüsü. İnsanların ve mahallenin tüm işlerine yetişmeye çalışan, özellikle de çevre temizliğini kendine amaç edinmiş bir insan. Birçoğunun deyimiyle “Arenmahalle Muhtarı Murat Sebahattinoğlu”.
Fotoğraflar

O bir gönüllü. Bir bakmışsın sabahın ilk ışıklarıyla tamamladığı yürüyüş dönüşü asfaltın etrafındaki çöpleri topluyor, bir bakmışsın belediyenin sorumlu olduğu çöp bidonlarını tamir ediyor, bir bakmışsın (bilenler bilir) Arenmahallenin üstündeki lokantaların çevresinde “ikamet eden” köpekleri besliyor, bir bakmışsın caminin minaresine çıkmış şerefedeki lambaları değiştiriyor, bir bakmışsın mevlit ve cenazelerde kullanılan seyyar hoparlörü taşıyor, bir bakmışsın hizmet gelsin diye belediyede oda oda gezip “hesap” soruyor. Ha bir de mütevelli heyeti üyeliği yapıyor.

Murat Sebahattinoğlu doğma büyüme İskeçe Arenmahalleli. 63 yaşında. Sanat okulu mezunu. Şu anda emekli. Asıl mesleği elektrik tesisatçısı. Uzun yıllar İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulu’nda eşi Şahzimet hanım ile kantin sorumlusuydu. Burada hizmet ettiği 17 yıl boyunca öğrencilerin “Murat abisi” oldu. Eşiyle çocukların bir anlamda anne ve babaları gibiydi. Hastalanan çocuğa, parası biten öğrenciye, çocuğunu görmeye gelen veliye, çocuğuna okulda sürpriz doğum günü pastası getiren anne – babaya hep o yetişti.

Her güzel şey gibi okuldaki kantin sorumluluğu bitince emeklilik yılları başladı. Ancak Murat bey köşesine çekilip “klasik” anlamda emekliliği tercih etmedi. Onun son derece faal bir yaşantısı var. İskeçe Türk Birliği’ndeki yöneticiliğinin, koro üyeliğinin ve folklor ekibindeki zeybek oyunlarını her geçen gün daha iyi öğrenmenin yanında bir de “Arenmahalle Muhtarlığı” var.

İskeçe’nin en tarihi mahallesi olan Arenmahalle (Yunanca adıyla eski İskeçe – Palia Ksanthi) Türk azınlık üyelerinin büyük çoğunlukta olduğu bir yerleşim alanı. Olay yeni değil ama belediye hizmetlerinden en az yararlanan bölge olduğu da inkar edilemeyecek bir gerçek. Öyle ki; her belediye başkan adayı seçim döneminde “Bu bölgeye artık hizmet gelecek” şeklinde söz vermeyi “ihmal” etmiyor. Hal böyle olunca da iş başa düşüyor. Halk “kendi işini kendisi” yapmaya çalışıyor. Tam da bu noktada seçimle olmasa da gönülden bu işe soyunan bir mahalleli devreye giriyor. Murat Sebahattinoğlu. Diğer adıyla “Arenmahalle Muhtarı Murat.”

“ESKİDEN GELEN BİR ALIŞKANLIK”

“Eskiden beri etrafı toparlamak, çöpleri toplamak, genel anlamda temizlik yapmak gibi bir alışkanlığım var. Çevremde bir düzensizlik görünce rahatsız oluyorum. Belediyemizin bizim bölgeye fazla zaman ayırmaması aslında beni ve çevremi buna zorladı bir yerde.” diyerek anlatıyor Murat bey temizlik tutkusunun kökenini.

Neredeyse her sabah mahallenin üst tarafından geçen asfalt ve “çeşmeler bölgesi” Murat abi tarafından temizleniyor. Arenmahallenin şehrin kuzeyinde ve yüksek rakımlı bir yerde olması nedeniyle manzarayı seyretmek için birkaç yıl önce yapılan “köşk”ün günlük temizliği de “mahallenin muhratının” işi. Sonra bir diğer önemli “görev” de çöpler ve özellikle de çöp bidonları. Şöyle anlatıyor: “Mahallemiz yokuş ve engebeli bir arazide. Çöp bidonları sürükleniyor ve yer değiştiriyordu. Yokuşta duran bidonlar köpeklerin yiyecek aradığı sırada devriliyor ve çöpler etrafa saçılıyordu. Ben de bu durumda belediyeyi arıyordum. Ancak bir süre sonra beklemekten sıkılınca bu işe el attım. Sonra diğer iş, sonra bir başka iş derken komşular benim adımı “mahallenin muhtarı” yapıverdi.

Sanki de Arenmahalle Belediyesi gibi çalışan Murat bey, zamanla bu alışkanlığını komşulara da bulaştırmış. Mahallenin işlerine bakan muhtar Murat’ın yanı sıra artık başkaları da var.

“ARENMAHALLE BELEDİYESİ DİYEN DE VAR, GÖNÜLLÜ TEMİZLİK İŞÇİLERİ DİYEN DE VAR”
Şöyle devam ediyor Murat bey: “Mahallemizde bir lokanta ve bir kafeterya var. Bunun dışında İskeçe manzarasını seyretmek için gelen insanlar var. Artı çamların altında serinlemek için kahvesini, içeceğini alan, İskeçe – Şahin yolunun başında Ksanthipi lokantasının yanındaki “çeşmelere” gelip vakit geçiriyor. Herkes değil ama bazı kişiler yediklerini içtiklerini etrafa atıyor. İşte bunları neredeyse her gün, her sabah temizlemek bize düşüyor. Çünkü iki – üç gün bıraksak çöplüğe dönüşecek. Bazen iş yükü artınca komşular da imdada yetişiyor. Bir bakmışsın doktor Devrim, bakkal Günay, komşum Turgay, kuzenim Zeki, yürüyüş arkadaşımız Reha abi, her türlü işe gelen Hüseyin abi ve diğerleri hep birlikte iş tutmuşuz. Arenmahalle gönüllüleri iş başında sizin anlayacağınız. Bunun yanı sıra elektrikçi olduğumu bildiği için mahalleli direklerdeki lambaları değiştirmek için belediyeyi arayacağına beni arıyor. Biz de elimizden gelen yardımı yapıyoruz. İcabında direklerdeki lambaları kendimiz değiştiriyoruz. Mahalle geneline dağılmış ağaçları budamak, sulamak, ilaçlamak gibi işler de var tabii bu gönüllülük işinin içinde. Bir de sokak hayvanlarını seven arkadaşlar var. Hep birlikte sokak hayvanlarını da yalnız bırakmıyoruz. Tabii çok fazla çoğalınca da belediyeye haber verip toplatıyoruz. Camimizin işleri de tabii ki önceliklerimiz arasında. Mahallenin ve mahallelinin işiyle uğraşmak benim hoşuma gidiyor. Her ne kadar bunların büyük kısmı belediye hizmetine giriyorsa da, öteden beri gereken hizmeti alamadığımız için devreye biz giriyoruz. Bize Arenmahalle Belediyesi diyen de var, gönüllü temizlik işçileri diyen de var. Tabii mahallenin muhtarı diyenler de var. Allah güç kuvvet verdikçe bu gönüllü hizmetimize devam edeceğiz.”

BAŞKALARINA DA ÖRNEK OLUYOR
Murat Sebahattinoğlu bu özelliğiyle zaman zaman yerel basının ve sosyal medyadaki grupların da dikkatini çekiyor. “Temizlik Gönüllüsü” diye tanıtan, onun bu gayretini öven birçok yazı ve yorum çıktı bugüne kadar gerek yerel basında, gerekse sosyal medyada. Hatta bir defasında küçük bir gruba ilham kaynağı oldu. Onun bu “alışkanlığını” kopyalayan bir grup genç, şimdilerde gönüllü bir ekip oluşturarak İskeçe genelinde temizlik faaliyetine imza atıyor.

“GÖNÜLLÜ REHBER”
Murat abinin bir başka özelliği daha var. Ona da “gönüllü rehberlik” diyebiliriz. Murat bey gençliğinde uzunca bir zaman “gemicilik” (taşımacılık yapan gemilerde çalışmış) yapmış. Batı Trakya tabiriyle o da “gemilere gitmiş”. Hem de beş yıl boyunca. Batı Trakyalı gençlerin 1970 – 80’lerde “popüler” mesleği olan gemicilikten o da geçmiş. İskeçeli birçok komşusu veya akranı gibi bu sayede dünyanın birçok ülkesini görmüş, tanımış. Bu dönemde İngilizce’yi de sökmüş. “Gemiciliği” ve dünya limanlarını geride bıraktığı yıllarda da İngilizce’yi bırakmamış, geliştirmiş. Fakat İngilizce bilgisi okul yıllarına dayanıyor. “Sanat okulundan, dinlemeli, okumalı sistemden ve mektuplaşma ile İngilizcemi geliştirdim.” diye anlatıyor yabancı dil bilgisinin kaynağını.

“GEMİCİLİK BAMBAŞKA BİR ŞEY”
Murat bey şöyle anlatıyor gemicilik yıllarını: “Beş sene gemicilik çalışmışlığım var. Gemicilik dediğimiz gemide çalışan personel yeni. Veya tayfa da diyebiliriz. Bu sayede Avustralya haricinde diğer kıtaların birçok ülkesine gittim. Oradaki insanların yaşamlarına hayran kaldım. En önemlisi de 1973 yıllarında birçok ülkenin çevre hassasiyetti beni çok etkilemişti. Hatta izmaritin yere atılması 50 Singapur doları cezası vardı. Orada 2ay kaldım. Japonya başka bir ayrıcalık. 63 günde çok şeyler öğrendim. Gemilere giden gençlerimiz adeta bir okul bitirmiş gibi bilgi ve tecrübe edinirlerdi. Tabii ki bunu istemek ve biraz da gayret etmek gerekiyor.”
Malum, İskeçe’ye gelen turistlerin duraklarından biri de İskeçe’ye kuşbaşı bakan Arenmahalle’dir. İşte burada rastladığı turistlere “gönüllü rehberlik” hizmeti vermek de hobilerinden biri “Muhtar Murat”ın. Mahalle ve bölge hakkında bilgi verirken arada Batı Trakya Türklerinin de sorunlarını ve durumlarını kısaca aktarmayı ihmal etmiyor.

BREZİLYALI FUTBOLCUYLA KENDİ DİLİNDE ANLAŞIYORLAR
Hatta geçen yıl süper ligde mücadele eden (ancak bu yıl küme düşen) İskeçe futbol takımının Brezilyalı oyuncusu ve aynı zamanda Murat beyin kiracısı olan Eduardo Teixeira Machado ile de iletişim kurmasında yardımcı olmuş İngilizce bilgisi. Şöyle devam ediyor Murat muhtar Brezilyalı futbolcu ile diyalog serüvenini: “Brezilyalılar bilirsiniz Portekizce konuşur. Futbolcu arkadaşımız buraya gelmeden, yani bizim kiracımız olmada 21 sayfa ders aldım. Önemli ölçüde Portekizce konuştuk kendisiyle. 1986 da Brezilyada 100 gün kalmıştım. Oradan altyapı vardı. Bir de uzun yıllar gemicilik yapan komşum Turgay var. O da Portekizce biliyor. Turgayla birlikte Eduardo kardeşimizle kendi dilinde konuştuk. Yabancılık çekmedi yani burada. Ancak bu yaz kardeşimizi memleketine uğurladık.”

“MUHTARLIĞIN HAKKINI VERMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Ancak daha önce de dediğimiz gibi onun “ana görevi” çevre temizliği ve genel anlamda “mahalle işleri.” Bu anlamda hem bir taraftan gönüllü bir hizmet vermeye çalışıyor ve bir eksikliği kapatmaya çalışıyor, hem komşularıyla birlikte kolektif bir çabayı ortaya koyuyor, hem de örnek olmaya çalışıyor.

“Örnek olmak güzel bir şey. Biz bir alışkanlığımızı bir anlamda hobi haline getirdik. Sokakları temiz tutalım, devrilen bidonları kaldıralım, bozulanı tamir edelim derken, adımız Arenmahalle muhtarına çıktı. Tabii ki ben bunları yalnız yapmıyorum. Diğer arkadaşlar da yardımcı oluyor. E, ne diyelim biz de hep birlikte ‘muhtarlığın’ hakkını vermeye çalışacağız.” diyerek son noktayı koyuyor “Mahallenin Muhtarı.”

Kaynak: Gündem
Ekleyen: OA
Sayı: 1083
© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com