11-02-2020
Wuhan Coronovirus salgınına akademik bakış...
Sanal ortamda gezinirken son günlerde gündem oluşturan akademisyen Prof. Dr Ali Cesur Onmaz’ın yazısı dikkatimi çekti ve paylaşmak istedim. Yazı aynen şöyle:

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Coronavirüs (2019-nCoV) salgını Aralık ayından itibaren yüzlerce kişiyi enfekte etti. Virüsü ilk kez çözen bilim adamı Leo Poon, muhtemelen bir hayvanda başladığını ve insanlara yayıldığını düşünmektedir.

Wuhan salgınının arkasındaki yeni virüsun, koronavirüs adı verilen bir aileye ait olduğu tespit edildi. Koronavirüsler hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Koronavirüs, elektron mikroskobu altındaki kraliyet tacı şeklindeki karakteristik görüntüsünden dolayı taç anlamına gelen Latince corona’dan türetilmiştir. Koronavirüsler, 1970’lerin başından itibaren hayvanlarda hastalıklara neden olduğu kabul edilmekte olup, öncelikle memelilerin ve kuşların üst solunum ve gastrointestinal sistemini enfekte etmektedir. Koronavirüsler çiftlik hayvanlarında ve evcil hayvanlarda, bazıları ciddi olabilecek ve tarım endüstrisi için bir tehdit olabilecek bir dizi hastalığa neden olur.

Tavuklarda, bir koronavirüs olan enfeksiyöz bronşit virüsü (infectious bronchitis virus, IBV) sadece solunum yolunu değil aynı zamanda ürogenital sistemide etkileyerek farklı organlara yayılabilir. Sığırlarda (bovine coronavirus, BCV) ve domuzlarda bulaşıcı gastroenterit koronavirüsleri (transmissible gastroenteritis coronavirus, TGEV) barsak yangısı ve ishale yol açmaktadırlar. Kedi koronavirüsünün iki formu olup, kedi enterik koronavirüs (Feline coronavirus, FCoV) daha az klinik önemi olan bir patojendir, ancak bu virüsün spontan mutasyonu yüksek mortalite ile ilişkili bir hastalık olan kedi enfeksiyöz peritonitisine (feline infectious peritonitis, FIP) neden olabilir. Benzer şekilde, gelincikleri enfekte eden iki tip koronavirüs vardır; ilk tip gelincik enterik koronavirüs, epizootik kataral enterit (epizootic catarrhal enteritis, ECE) olarak bilinen bir gastrointestinal sendroma ve ikinci tip ferret sistemik coronavirüs olarak bilinen virüsün daha öldürücü bir sistemik versiyonuna (ferret systemic coronavirus, FSC) neden olur. İki tür köpek koronavirüsü (CCoV) vardır, bunlardan biri hafif gastrointestinal hastalığa neden olan virüstür ve diğeri solunum yolu hastalığına neden olmaktadır.

Çalışmalar, kedileri ve köpekleri etkileyebilecek pantropik köpek coronavirüsünün köpekler için ölümcül olabileceğini gösteriyor. Fare hepatit virüsü (mouse hepatitis virüs, MHV), özellikle laboratuvar farelerinin kolonileri arasında yüksek ölüm oranına sahip salgın bir murin hastalığına neden olan bir koronavirüstür. Yine HKU2 ile ilişkili bir yarasa coronavirüsü, domuzlarda akut diyare sendromu olarak adlandırılan (swine acute diarrhea syndrome coronavirus, SADS-CoV) ishale neden olur. Koronavirüsler hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur ve nadir durumlarda bilim adamları tarafından zoonoz olarak adlandırılmaktadır. İnsanlarda görülen enfeksiyonların %60’ı zoonozdur yani insanlar ve hayvanlar arasında müşterek seyreder. Zoonotik hastalıklara virüsler, bakteriler, parazitler ve mantarlar gibi zararlı mikroorganizmalar neden olur. Bu mikroorganizmalar insanlarda ve hayvanlarda hafif ila ciddi hastalık ve hatta ölüme kadar birçok farklı hastalık türüne neden olabilir. İnsanlar ve hayvanlar arasındaki yakın bağlantı nedeniyle, insanlarda zoonotik hastalıklara neden olabilecek mikroorganizmalarla enfekte olabileceği ortak yolların farkında olmak önemlidir. Bulaşma doğrudan temas (tükürük, kan, idrar, dışkı vb.), dolaylı temas (hayvanların yaşadığı ve dolaştığı alanlarla veya mikroplarla kontamine olmuş nesnelerle veya yüzeylerle temas etmek) yoluyla, vektör kaynaklı (bir kene veya sivrisinek veya pire gibi bir böcek tarafından ısırılmak) ve gıda kaynaklı (kontamine bir şey yemek veya içmek, pastörize edilmemiş süt, az pişmiş et, yumurta veya enfekte bir hayvandan dışkısı ile kontamine çiğ meyve ve sebzeler gibi) olabilmektedir. Doğal olmayan koşullarda hayvanların bir araya getirilmesi, çok fazla stres altında kötü koşullarda barındırılması, hasta olmaları ve başta viruslar olmak üzere diğer mikroorganizmaları bulaştırmaları için iyi bir fırsat yaratabilir. Bu durum insanlarda da hastalıkların ortaya çıkma riskine yol açabilmektedir. Virüs ve hayvan arasındaki bu etkileşim, ortaya çıkan salgının kaynağını izlemeye de yardımcı olabilmektedir. Ayrıca erken teşhis testlerinin geliştirilmesi, salgının hangi virüs çeşidinden kaynaklandığının belirlenmesinde ve hastalığa karşı önlem alınmasında oldukça önemlidir. Hastalığın antibiyotikle tedavisinin olmaması ve virusun mutant formlara dönüşerek hastalık yapma yeteneğinin güçlenmesi bu hastalığa karşı hijyen, koruma ve kontrol önlemlerinin alınmasını önemli kılmaktadır.
Koronavirüsler, bazıları insanlarda hastalığa neden olan büyük bir virüs ailesidir, diğerleri ise develer, genç yaşlı sığırlar, domuzlar, kediler, köpekler, kuşlar, ve yarasalar da dahil olmak üzere hayvanlar arasında dolaşmaktadır. Yarasalar bilim adamları tarafından artık tüm büyük koronavirüslerin orijinal kaynağı olarak kabul edilmektedir. Son dönemlerde ortaya çıkan koronavirus kaynaklı Ağır Akut Solunum Sendromu (severe acute respiratory syndrome, SARS) ve Orta Doğu Solunum Sendromu (Middle East respiratory syndrome, MERS) gibi zoonoz karakterli salgınların yarasaların ağız veya dışkı yoluyla kirlettiği meyveleri yiyen evcilleştirilmiş memeli hayvanlar tarafından insanlara sıçradığı tahmin edilmektedir. Bu durumda koronavirüs enfeksiyonlarının kaynağının yarasalar olduğu ve virusun insanlara ulaşmak için misk kedileri, rakun köpekleri ve porsuk gibi yaban havyanları ile deve gibi memeli hayvanları bir köprü olarak kullandığı düşünülmektedir. Bu bağlamda yaban hayatı ticaretinin yasaklanması, hem yaban hayatının orjinal halinin korunmasında hem de hastalıkların yayılımının önlenmesinde etkili olacağı kanısını doğurmaktadır. Ayrıca günümüzde ülkeler arası ulaşımın kolay olmasının zoonoz hastalıkların taşınmasını kolaylaştırdığı düşünüldüğünde, hem insan hem de hayvan hareketlerinin kontrollü bir şekilde yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Günuümuüzde insanlar, hayvanlar ve çevrenin giderek artan yakınlaşması sonucu ortaya çıkan durum, bu konudaki zorlukların tek sağlık kavramı ile ele alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Ülkemizde ve dünyada yeni zoonoz hastalıkların ortaya çıkmasını ve yayılmasını önlemek için, tek dünya, tek tıp, tek sağlık konseptine uygun olarak için beşeri hekimler, veteriner hekimler, gıda sektörü çalışanları ve çevre mühendislerinin işbirliği yaparak bir takım ekseninde birlikte çalışmaları zorunludur. Ayrıca sağlık bilimleri alanında yüksek lisans diploması ile mezun olan Veteriner Hekimler’in modern dünyada olduğu gibi Sağlık Bakanlığı bünyesinde istihdam edilmeleri zoonoz karakterli salgınların takibi, kontrol ve önlenmesinde oldukça önemlidir.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com