11-02-2020
Milli manevi değerleri korumak
Milletleri ayakta tutan millî ve manevî değerlerdir. Bu değerler, milletlerin birlik beraberlik ve toplumsal dayanışma içerisinde yaşamasını ve milli kimliğiyle tarih sahnesinde yer almasını sağlamaktadır. Milletler, söz konusu değerleri gelecek kuşaklara aktardığı oranda varlıklarını sürdürürler. Tarih, bize milli ve manevi değerlerine sahip çıkmayan ve başka milletleri körü körüne taklit edip milli şahsiyetlerini kaybedenlerin dünya coğrafyasından silinip yok olduklarını göstermektedir. Bu yüzden, bir toplumu içten yıkmak isteyenler, inanç, ahlak ve milli değerleri yok etmeyi ilk hedef olarak seçmektedirler.

Milli ve manevi değerleri korumanın yolu, dinimize sımsıkı sarılmak, ahlaki görevlerimizi yerine getirmekten geçtiğini unutmayalım. Bunları oluşturan kültürümüze de sahip çıkmak gerekir.

Din, Allah tarafından konulmuş bir kanundur. İnsanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. Yüce Rablerine karşı ne şekilde ibâdette bulunacaklarını öğretir. İyi ve faydalı şeyler yapmaya sevkeder, zararlı işlerden de alıkoyar.

Din, insan aklının kendi kendine sorup durduğu, "Ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum?" suâllerinin tatmîn edici yegâne cevab kaynağıdır.

Din, imkânların tükendiği, ümidlerin söndüğü yerde başlayan imkân yolu ve ümid ışığı, ilâçların dindiremediği acıların ilâcı, yıkık gönüllerin sığınağıdır.

Din; adâlet, iyilik, fedakârlık, doğruluk, fazilet gibi duyguların hayat menbaı, insan vicdanındaki inanma ihtiyacının tam karşılığıdır. İnsanlar, dinleri peygamberlerden öğrenmişlerdir.

Peygamberler, vahiy yoluyla Allah'dan aldıkları dinî hükümleri, aldıkları şekliyle insanlara bildirmişlerdir. Ahlak, insanın huylarının ve özelliklerinin bütünüdür. İnsan bu huy ve özelliklerinin etkisiyle iyi ya da kötü davranışlar gösterebilir. Ahlaklı olmak insanın doğru, güzel ve iyi davranışlarda bulunması; yanlış, çirkin ve kötü davranışlardan uzak durmasıdır.

İslam ahlakının gâyesi, Allah’ın (c.c.) bütün yaratıklarına karşı merhametli olmak, hiçbir menfaat gözetmeksizin fedakarlıkta bulunmak, karşılıksız sevmek; insani ilişkilerde iyi niyetli, dürüst, güvenilir olmak ve kötü eğilimlerden uzak durmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurarak ahlakın gayesini açıklamıştır. Efendimiz (s.a.v.) cahiliye âdetlerine dayalı anlayışı yıkarak Kur’an-ı Kerim’i temel alan bir ahlak anlayışı getirmiştir. Buna göre Müslüman’ın asıl amacı, Peygamberimiz’in (s.a.v.) ahlakını kendisine örnek alarak, iyi huylarını geliştirmek olmalıdır.

Netice olarak; toplumu oluşturan fertlerin birlik ve dayanışma içinde olmaları, dinî ve millî varlığımızın korunup devam ettirilmesinin zorunlu kıldığı bir sorumluluktur. Ayrıca bu, barış ve huzurun da teminatıdır. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu olarak üzerimize düşen görev, sorumluluk bilinci içinde birlik ve dirliğimizi korumaktır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, biz Müslüman Türk toplumuyuz. Bizi böyle bir toplum yapan; sahip olduğumuz dinimiz İslâm, milli varlğımız olan Türklüğümüz, dilimiz, tarihimiz, kültürümüzü oluşturan gelenek ve göreneklerimiz, kısacası millî ve dinî değerlerimizdir.

Batı Trakya Müslüman Türkü olarak bizler, şartların gerektirdiği türlü zorluklara her zaman katlanmış, mukaddes değerleri uğrunda her türlü sıkıntıya sabretmişiz. Bu günlere gelmemiz de bunlara sahip çıkmamızdandır. Bundan böyle de Allah’ın inayetiyle aynı inanç ve mücadele ruhuyla sahip çıkmaya devam edeceğimize kimsenin şüphesi olmasın.

Yakın geçmişte Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak milli ve dini hasletlerimizi koruma adına verdimiz mücadeleyle bütün dünyaya ne olduğumuzu bildirdik. Önümüzdeki Çarşamba günü yıl dönümünü kutlayacağımız 29 Ocak 1988 tarihi Batı Trakya Türkleri'nin kimliklerinin inkarına karşı suskunluğunu bozduğu milli direniş günü olarak tarihe geçmiştir. 29 Ocak milli direniş günümüz kutlu olsun.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com