14-03-2015
ZAMAN EN BÜYÜK SERMAYE
Yüce Allah’ın bizlere önemli lütuflarından birisi de zaman nimetidir. Akıp giden zaman içerisinde bize emanet edilen ömrümüzü tamamlamaktayız. Bu dünyada yolcuyuz ve günün birinde ebediyet âlemine yürüyeceğiz. “Yalnız azamet ve ikram sahibi Rabbi’nin zâtı bâki kalacak.” (Rahman, 55/27) mealindeki âyette ifade edildiği gibi, Allah Teâlâ’nın zâtı dışında bütün varlıklar fânidir.
İnsan, yaratılışı icabı hayatı sever, ömrünün uzun olmasını ister. Ancak, uzun ömür, hak yolunda tüketilmiş ise hayırlıdır. Nitekim bir sahabî Peygamberimiz (s.a.v.)’e, “Hangi insanlar daha hayırlıdır ya Resûlallah?” diye sorar. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “En hayırlı insan ömrü uzun olup ameli güzel olandır.” Sahabî, “Hangi insanlar daha şerlidir?” diye sorunca da Peygamber Efendimiz, “Ömrü uzun olup da, ameli kötü olandır.” (Tirmizi, Zühd 22) buyurmuşlardır. Allah Teâlâ, mükellef olan her insana düşünüp taşınacağı, öğüt alacağı ve hakkı kabul edebileceği kadar bir ömür vermiştir. Bu hususta Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Biz size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip uyardı.” (Fatır, 35/37) Kur’ân-ı Kerim’de zamanın önemine şöyle dikkat çekilmiştir. “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr, 103/1-3)
Asr Suresi’nde, her asırdaki insanlığın bunalımdan kurtuluşu, dünyevi ve uhrevi mutluluğa kavuşmasının yolu, kısa ve özlü olarak, -adeta formüle edilmiş bir şekilde- anlatılmaktadır. Yüce Allah bu surede insanın hüsranda, ziyanda olduğunu, ancak şu dört haslet ile vasıflananların bu ziyandan, kayıptan kurtulacaklarını söylemektedir: İman, salih amel, hakkı tavsiye etmek ve sabrı tavsiye etmek.
Dikkat edilirse bu esaslar, insanlığın bütün zaman ve mekânda muhtaç olduğu dünyevi ve uhrevi kurtuluşun anahtarıdır. Yine dikkat edilirse, bu esaslarda Allah hakkı ile kul hakkının bir arada zikredildiği görülür. Çünkü kişinin nefsini kemale erdirebilmesi iman ve salih ameller yoluyla mümkündür ve bu, Allah hakkı ile ilgilidir. Başkasını kemale erdirmesi de hakkı ve sabrı tavsiye etmesiyledir ki, bu da kul hakkı ile ilgilidir. İnsanlığın mutluluğu da aslında birbiriyle kopmaz şekilde irtibatlı bu iki hakkı yerine getirmesiyledir.
Bilindiği üzere, bir miladi yılı tamamlayarak yeni bir yıla girmek üzereyiz. Hayat defterimizden bir sayfa daha eksildi. Bir adım daha âhirete doğru yaklaştık. Geçmişimize yönelik bir muhasebe yaparak yeni yılı değerlendirelim. Kendimiz adına, milletimiz ve insanlık uğruna ne gibi güzellikler, hayırlar, fedakârlıklar yaptığımıza, yapacağımıza bakmamız gerekir. Yeni bir yıla girerken yılbaşı çerçevesinde yapılan kutlamalar bizim milletimiz yönünden dini, ahlaki ve kültürel hiçbir temele sahip değildir. Aklı ve sağlığı tehdit eden içki tüketimi, aile bütçesini tahrip eden kumar, gece sabaha kadar uygun olmayan mekânlarda vakit geçirmek ve kumara vesile olan oyunları oynamak dini, milli, ahlaki ve kültürel değerlerimizle bağdaşmamaktadır. Bu tür davranışlar, ahlaki yozlaşmaya ve kültürel tahribata sebep olmaktadır. Dini değerlerimize sahip çıkmak, çocuklarımıza ve gençlerimize aynı hassasiyeti vermek hepimizin görevidir.
Unutmayalım ki ömür bize emanettir. Dünya ve ahiret saadetini kazanmak, sınırlı olan ömrü iyi kullanmamıza bağlıdır. Geçen her dakika, her saat, her gün ve her yıl ömürden eksilmektedir. Zaman bizim için en büyük sermayedir. Peygamberimiz (s.a.s.)’in ifadesi ile “Akıllı Müslüman, kendini hesaba çekip, ölüm ötesine hazırlık yapan kişidir.”
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bu mübarek sözü ne kadar manidardır.
“İki nimet vardır ki, insanoğlu bunlarda hep aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Tirmizi, Zühd 1)
Yeni yılda zamanı en iyi bir şekilde değerlendirip, ziyana uğrayanlardan olmamak dileğiyle...
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com