Necmi Hasanoğlu
OKU-YORUM
Yazarın Diğer Yazıları

14-06-2016
Çağrı

05-01-2016
Yüzyıl önce

14-12-2015
“Trakya’nın Serserileri”

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği

04-07-2015
EVET Mİ HAYIR MI?

29-06-2015
Ve kale düştü...

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?

20-05-2015
FUEN

20-05-2015
TUZ RUHU

29-04-2015
RUHLU - RUHSUZ

29-04-2015
Ruh...

14-03-2015
HALK SONUÇ BEKLİYOR

14-03-2015
HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

14-03-2015
26 OCAK SABAHI

14-03-2015
DEMOKLES’İN KILICI

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?
Yunanistan'da kemer sıkma politikaları nedeniyle ağırlaşan hayat şartları dünyanın, özellikle Avrupa’nın gündemi olmaya devam ediyor. Avrupa’nın gündeminde bir yandan bazı üye ülkelerde referandum konuşulurken diğer taraftan Yunanistan’ın durumunun Birliği getirdiği nokta tartışılıyor.

“Grexit” şeklinde deyimleşen Yunanistan’ın Euro ve bölgesi ile Avrupa Birliği’nden ayrılması anlamına gelen süreçte Haziran ayı Akdeniz’in kızgın güneşini daha da dayanılmaz hale getireceğe benziyor.

Tabii olan gene sıradan vatandaşa oluyor. Yayımlanan veriler ülkede 18-36 yaş arasındaki nüfusun yüzde 63,5'inin ailesiyle birlikte yaşadığını, 25 yaş altı nüfustaki işsizliğin yüzde 50'ye dayandığını gösteriyor. Genel işsizlik oranı ise yüzde 26.

Yunanistan’ın 2010 yılından beri yüzde 25 oranında bir milli gelir daralmasına uğradığı da belirtiliyor. Tabii bu daralma halkın “dar veya sabit gelirli” kesiminde daha da yüksek olduğu aşikar. Aynı dönemde ülkede intihar olaylarında ise yüzde 35 artış olduğu kaydediliyor. Bir veri de ülkenin toplam borcunun milli gelire oranının yüzde 177 olduğunu söylüyor. Gelirinden fazla borcu olmak anlamına geliyor bu.

Başbakan Çipras’ın açıklamalarına bakılırsa krizin sorumlusu “oligarşi” ve ödemesi gerekenler de onlar. Başbakan, borç müzakerelerinde yapılan taleplerle ilgili “karşı tarafın” mantık dışı bir tutum içerisinde olduğunu ve Yunanistan halkının aşağılandığını belirterek “vergi toplama hakkının” hükümetlerinde olduğunu ifade ediyor. Son görüntüde AB, IMF ve AMB bastırıyor, Çipras direniyor. Haziran ayı en çetin müzakere ayı. Çünkü toplam 320 milyar euro borcu olan ülke için ödemeler kapıya dayandı.

Toplam borcun içinde Almanya’ya 57 milyarlık borcu olan Yunanistan’ın Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Avrupa Merkez Bankası, IMF ve kısa vadeli tahvillere 17 milyar evroluk ödeme yapması gerekiyor.

Çipras’ın “halkın onurunu düşünen” politiklarının blöf olup olmadığını ve uluslararası basında “yorgan kavgası olarak” nitelenen bu müzakerelerin nasıl sonuçlanacağı kabuslar gördüren bir süreç.

Yunanistan Merkez Bankası da ilk kez ülkenin Euro Bölgesi'nden çıkışına dair bir açıklama yaparak, AB ile bir uzlaşma sağlanamaması durumunda olası eurodan ayrılmanın reçetesinin “acı” olacağını söyledi. Merkez Bankası’na göre "Bu yolda önce Yunanistan borcunu ödeyemez duruma düşer, sonucunda da eurodan çıkış gerçekleşir”.

Bu arada İngiliz The Guardian gazetesi hafta başında yayımladığı bir yazıda, Yunanistan’ın kurtarılmasının Avrupa’nın kurtarılması anlamına geldiğini ileri sürdü ve “Avrupa kendini kurtarmak için Yunanistan'ı kurtarmalı” başlığını kullandı.

Gazete, Yunanistanın AB’den çıkmasının jeopolitik olarak Türkiye’nin daha ön plana çıkması anlamına geleceğine vurgu yaparak, "Avrupa Yunanistan'ı kurtarmak zorunda. Yunanistan'ı euro birliğinde tutmak kötü olabilir, ancak çıkarmak çok daha kötü olacaktır. Yalnızca ekonomik değil; insani, jeopolitik ve tarihi anlamda da." ifadelerini kullandı.

Gazeteye göre, "Yunanistan Euro Birliği’nden çıkarsa, kimse ne olacağını tam olarak bilmiyor... Yaşam standartlarında en keskin düşüşe yol açacak ve her bir Yunanlı 'Biz bu acıları ne için çektik?' diye soracak. Bir mucize olmazsa da sandıktan soldan veya sağdan daha radikal, daha popülist ve milliyetçi bir hükümet çıkacak. Böyle bir hükümetin AB ve dünyadaki yeri için de sonuçları olacak.”
Gazete, "Euro Birliği’nden çıkan bir Yunan hükümeti, Ukrayna üzerinden Rusya'ya uygulanan yaptırımları da veto edebilir. Moskova maddi bir destek sağlamamakla birlikte, Ortodoks inanca sahip iki ülkenin birlikteliği yönünde siyasi kartını oynayabilir. Atina, Orta Doğu ve Afrika'dan gelen binlerce mülteciyi daha zengin AB ülkelerine geçmemeleri için durdurmak konusunda gönülsüz davranmaya başlayabilir." diyor.

Görülen o ki bu işin ortasındaki Yunanistan halkını düşünen gene yok. 19. asırdan bu yana ne tarım, ne sanayi olarak kendini idare ve idame etme şansı olmayan ülkenin “jeopolitiğinin” gelir kaynağı olarak kullanılması ve uluslararası satrançta anlam ifade etmesidir bazılarının gözündeki.

Bakalım, “pazarda kim yüksek rayici verecek” diye bekleyen kesinlikle Yunanistan halkı değil. Onlar bunun bedelini ödüyorlar zaten. Parsayı da “broker”lar götürüyor.

Yorgan giderse kavga biter mi dersiniz?
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com