Necmi Hasanoğlu
OKU-YORUM
Yazarın Diğer Yazıları

14-06-2016
Çağrı

05-01-2016
Yüzyıl önce

14-12-2015
“Trakya’nın Serserileri”

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği

04-07-2015
EVET Mİ HAYIR MI?

29-06-2015
Ve kale düştü...

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?

20-05-2015
FUEN

20-05-2015
TUZ RUHU

29-04-2015
RUHLU - RUHSUZ

29-04-2015
Ruh...

14-03-2015
HALK SONUÇ BEKLİYOR

14-03-2015
HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

14-03-2015
26 OCAK SABAHI

14-03-2015
DEMOKLES’İN KILICI

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği
En azından ismen antik-grek döneminde ortaya çıktığı varsayılan demokrasi o günden bugüne hala gelişmeye ve büyümeye çalışan ilginç bir yönetim şekli. Halkların demokrasi adına yaşadıkları ise başlı başına yüzlerce, belki de binlerce kitaplık bir konu.

Ama demokrasinin “konjontürel oynaklığı” bu yönetim tarzının oldum olası zaafiyeti bulunması ve iki yüzlülük ithamıyla karşı karşıya gelmesine yol açmıştır. Sonucu itibarıyla bakıldığında da fakirin kaybettiği; güçlünün, zenginin “imkanları dolayısıyla” kazandığı “ihraç malı” bir uygulama şeklinde eleştirilere de uğrayan vazgeçilmezimiz.

Bazı ülkelerde yüzde 50 küsur katılımla seçilen hükümetlere demokrasinin tecellisi derken, yüzde 90’lara varan katılımla seçim yapan ülkelerde meşruiyet tartışmasına sokulabilir bu demokrasi. Demokrasi benimse demokrasidir, demokrasi seninse ya da benim değilse, demokrasi olduğu tartışılabilir.

Hali vakti yerinde, günlük gailesini hale yola koymuş ülkelerdeki sözde “gelişmiş” demokrasiler, günlük geçim endişesini neredeyse açlık düzeyinde yaşayan “gelişmemiş” demokrasileri “geliştirmeye” uğraşırken bunu büyük oranda alacakları silah sanayi siparişleri üzerinden yapmayı tercih edebiliyorlar.

Bu ağa-babalar, sosyo-ekonomik sorunlarıyla cebelleşen memleketlerde kaynak yetersizliklerinin doğurduğu sıkıntıları demokrasi cetveliyle ölçmeye kalkarken, kapısına dayanan göçmen ve mülteciler söz konusu olduğunda askerine, polisine plastik mermi kullanma yetkisi çıkarıp, metrelerce yükseklikte duvarlar oluşturmayı demokrasiye yakıştırabiliyor.

Bu ortamda, borç batağındaki Yunanistan’ın da “demokrasinin doğduğu topraklar” iddiasını zora sokan bir süreç yaşadığı aşikar. Borcu olan bu ülkenin son beş-altı yılda neredeyse her yıla bir seçime denk düşen bir dönem geçirdiğine şahit oluyoruz. Bu dönemde, demokrasiye harcanan paralar borçlardan düşülmeyecek.

Son 20 Eylül seçiminde, maddeten daralan Yunanistan halkını rahatlatacağı iddiasıyla ortaya çıkan “radikal sol” bu süreçte merkezin boşluğunu doldurup oraya yavaş yavaş yerleşirken, koalisyona devam kararı aldığı “radikal sağ” merkez sağın sersemlemesinden istifadeyle iktidar nimetlerine gark oluyor. İki zıt kutbun nasıl oluyor da iktidarı paylaşıyor olduğuna pek fazla kafa yoran da yok hala.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Yunanistan’ı Almanlar’ın işgali döneminde dönemin süper gücü iddiasındaki İngiltere tarafından örgütlenen mukavemet hareketinin iki kanadı vardı. Sol kanadı temsil eden EAM-ELAS ile sağ kanadı temsil eden EDES-EOEA ortak düşman olan işgalci faşist Almanya’ya karşı bir cephede buluşmuşlardı. SİRİZA ve ANEL koalisyonunun bu ortaklığı dedelerinden miras alan torunlarınca gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini soran var mıdır bilinmez. Ama burada da “acımasız Almanya” benzer bir öteki rolünde görünmesi dolayısıyla ilgi kuranlar olabilir. Tabii bu işgal dönemine benzemeydi. Bunun bir de işgal sonrası gücün paylaşılması savaşı var.

Çipras’ın SİRİZA’sı Yunan halkına çaresizliğin de öğrenilebileceğini öğretmeye çalışıyor sanki. Halkın her kesimini heyecanlandıran radikal “dik duruş” artık kalmadı. Omurga çöktü. Lakin halk alternatifsizliğin karanlığı ve bilinmezliği yerine çaresizliğin öğrenilebilirliğini tercih etti. Çok ince hesap. Kendi düşen ağlamaz.

Batı Trakya Türkleri de tercihini yaptı. İşin ilginci yarım asır sonra dört mebusla demokrasinin cilvelerinden birini yaşayacağımız bir evreye girilmiş görünüyor. Rodop’tan Hıristiyan hemşehrilerimizi temsil eden birinin çıkmaması görebilenler açısında fırsatların habercisi.
Bu dönem ne kadar sürecek göreceğiz. Ama umarız bu evrenin sonunda bazı temel azınlık haklarının iadesi konusunda dirayetli ve tutarlı bir duruş ve kararlılık görürüz mebuslarımızdan.

* * *

Geçmiş Kurban Bayramını’zı sağlık, esenlik, barış ve başarı dileklerimle kutlarım.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com