Necmi Hasanoğlu
OKU-YORUM
Yazarın Diğer Yazıları

14-06-2016
Çağrı

05-01-2016
Yüzyıl önce

14-12-2015
“Trakya’nın Serserileri”

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği

04-07-2015
EVET Mİ HAYIR MI?

29-06-2015
Ve kale düştü...

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?

20-05-2015
FUEN

20-05-2015
TUZ RUHU

29-04-2015
RUHLU - RUHSUZ

29-04-2015
Ruh...

14-03-2015
HALK SONUÇ BEKLİYOR

14-03-2015
HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

14-03-2015
26 OCAK SABAHI

14-03-2015
DEMOKLES’İN KILICI

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?
Seçim sonuçlarını değerlediren Ozan Ahmetoğlu “azınlık insanı dört milletvekili seçtiği için mutlu oldu tabii ki, ancak Rodop ilinin Hıristiyan temsilcisinin olmamasına kesinlikle ‘bayram’ yapmadı” diyerek Batı Trakya Türk toplumunun sosyo-kültürel kodlarındaki vakarının altını çizmiş. Bu doğru ifade, insanımızdaki “vatandaşlık” algısının “kelimenin tam anlamıyla” anlatıldığı bir ifade olmuştur.

Seçim kanununun bir cilvesi olarak Rodop seçim bölgesinin Hıristiyan nüfusunun temsilcisiz kalması, mevcut kanunun gerçek temsili demokrasinin uygulanabilirliğine katkısı açısından tartışılması gerektiğinin de bir başka göstergesi. Batı Trakya Türkleri ve tabii ülke sathındaki tüm bağımsız adaylık koymak isteyen politikacılar yüzde üçlük ülke barajı gibi bir ucube dolayısıyla sevenlerini parlamentoda temsil edememektedir.

Siyasi istikrar iddiasıyla konulan ülke barajının siyasi partiler açısından kendi içinde bir tutarlılığı olduğunu düşünenler olabilir. Ancak, bu barajın bağımsız adaylar için de istenmesi hiç bir tutarlılığı olan bir uygulama olmadığı gibi tepeden tırnağa antidemokratiktir. Bir bağımsız siyasetçinin fikir ve ifade özgürlüğüne vurulan bir pranga görevi yaparken; bu fikirlere oy verebilecek tek tek her vatandaşın seçme hakkının engellenmesi anlamına da geliyor.

Ülkenin her bölgesindeki vatandaşı, “müesses” partilere mahkum eden bu uygulama utanç vericidir.

Son seçimlerde Troyka’ya teslim olarak halkı kandıran SİRİZA’nın ortaya çıkış felsefesine inanan binlerce “yoldaşını” yarı yolda bırakan bir politika belirlemesi de mevcut seçim sisteminin desteğini almış görünüyor. Kendilerini “satılmış” hisseden eski SİRİZA’cıların da bu seçim sistemi dolayısıyla sesleri susturulduğunu, fikirlerini temsilden mahrum bırakıldığını düşünenler az değil malum.

SİRİZA-ANEL koalisyonu; ekonomik buhrandan bunalan halkın tepkilerinin “alternatifsiz bırakılarak” ve “ince propagandalarla” birileri “alternatifmiş gibi gösterilerek” kurulmuş konjonktürel bir sonuç ve ameliyattır. SİRİZA’cıların yemin törenlerinde sözde seküler şovlar yapmaları bile “kripto faşistliklerini” gizlemeye yetmemektedir.

SİRİZA lideri ve Başbakan Çipras’ın daha seçim akşamında ortağı sözde bağımsız açık faşist ANEL lideriyle birlikte yaptığı “bayrağı yükseltme” retorikli nutkunun ipuçları ortaya çıkmaya da başladı. Çipras, Türkiye ile ilişkilere değinirken bu konudaki belirleyicinin “Kıbrıs” olacağına vurgu yaptı ve “müesses nizamın” devamcısı olduğunu gösterdi.

Bir başka gösterge de Gümülcine’de Cunta dönemi kalıntısı anıt önünde “Küçük Asya Yunanlıları Soykırımı Anma Günü” toplantısına 20 Eylül seçimlerine katılan -seçilen seçilmeyen- tüm milletvekili adaylarının tam kadro hazır bulunmalarıyla yaşandı. Katılımcılar, kilise ayinleriyle yüce Helen ırkını kutsayan törenlerin huşu ile gerçekleşmesine katkıda bulunarak “milli görevlerini” yerine getirdiler.

Oylarıyla temsilden mahrum kalan Hıristiyan hemşehrilerimizin temsilciliğine de talip olmak bu olsa gerek diyeceğiz, ancak bu zihniyetteki Hıristiyan hemşehrilerimizin çok küçük marjinal bir kesimden ibaret olduğunu düşünüyoruz. Acaba törene katılan SYRİZA’cılar kimleri temsilen oradaydılar?

Yoldaşları; SİRİZA’cı milletvekili adaylarından toplumsal barışı güvence altına alacak ve güçlendirecek, halklar arasında dayanışmayı ve işbirliğini arttıracak ve tabii yoksullukla mücadele edecek polikalar bekliyorlardı. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayacakları çok açık.

İdeolojik değil de “çaresizlikten/alternatifsizlikten” dolayı “bizden olsun çamurdan olsun” diye oy verenler de bu işlerin “çamurla” olmayacağını öğrenmeye başlıyor olsa gerek.

Mutluluğu boğazında düğümlenen halk eksiklerine rağmen demokrasiye inanıyor ve sandığın gene önüne geleceğini biliyor.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com