Necmi Hasanoğlu
OKU-YORUM
Yazarın Diğer Yazıları

14-06-2016
Çağrı

05-01-2016
Yüzyıl önce

14-12-2015
“Trakya’nın Serserileri”

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği

04-07-2015
EVET Mİ HAYIR MI?

29-06-2015
Ve kale düştü...

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?

20-05-2015
FUEN

20-05-2015
TUZ RUHU

29-04-2015
RUHLU - RUHSUZ

29-04-2015
Ruh...

14-03-2015
HALK SONUÇ BEKLİYOR

14-03-2015
HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

14-03-2015
26 OCAK SABAHI

14-03-2015
DEMOKLES’İN KILICI

05-01-2016
Yüzyıl önce
Dünya yüzyıl önce adını sonradan “dünya savaşı” olarak koyacağı ve o zamanlar “büyük savaş” olarak tanımladığı gerçekten büyük bir paylaşım savaşı içerisindeydi.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliaht Perensi Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da suikasta uğramasıyla başlayan süreç bir ay içinde Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerini birbirine savaş ilan etmeleriyle sonuçlanmıştı. İtilaf Devletleri İngiltere, Fransa ve Rusya olarak bir “cephe” oluştururken sonradan aralarına katılacak Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya ve Avusturya-Macaristan da İttifak Devletleri olarak karşı cephede yer alacaklardı.

Yunanistan ise bu “cephelerin” taraftarları arasında resmen ortadan ikiye bölünmüş ne yapacağı veya ne yapmayacağı konusunda kendi içinde “çarpışır” hale gelmişti. Büyük bir inatla İtilafçılar safında yer alan “Liberal” Eleftherios Venizelos’un ülkeyi savaşa sokma ve “megali idea” havucu ile büyük Yunanistan’ı kurma politikalarına karşı Kral Konstantin’in Alman “muhabbetine” bağlanan ülkenin savaşa girmeden tarafsız kalmasını sağlama politikaları çekişmiştir.

Dünyanın her yerinde savaşlar sürerken Yunanistan bu “ikilemin” içinde hükümet krizleriyle çalkalanmaktaydı. Bu tarihi “ulusal hizipleşme” (Εθνικός Διχασμός) döneminin doruğunda Kral Konstantin’le ihtilaflı Venizelos’un Atina’daki arka arkaya kurulan Kalogeropulos, Zaimiz ve Lambros Başbakanlığındaki hükümetlere paralel olarak 19 Eylül 1916’da Selanik’te Ulusal Savunma Bölgesel Hükümeti’ni (Προσωρινή Κυβέρνηση της Εθνικής Αμύνης) kurması damgasını vuracaktı.

Çanakkale cephesini açmak için uğraşan İtilaf kuvvetlerine asker vererek zaferden pay kapmak isteyen Venizelos’un bu hayalini geciktiren, İtilafçıların büyük Gelibolu hezimetiyle, gürültüyle geldikleri yerden sessiz sedasız kaçarcasına çekildikleri son gün 9 Ocak 1916 olmuştu. İtilafçılar 28 Aralık’ta başlattıkları ve üç aşamalı olarak sessizce gerçekleştirdikleri bu “çekilme” ile 13 gün içinde 35 bini aşkın askeri, 4 bine yakın hayvanı ve 1600 tonu geçen malzeme mühammatı alıp gitmişlerdi. Yanlarına alamadıkları için telef ve tahrip ettikleri bir o kadar hayvan ve aracı yakarak bırakan İtilaf güçleri buradan işgalleri altındaki Selanik’e, Makedonya cephesini tahkime gitmişlerdi.

Bu dönemde Yunanistan’da Balkan Savaşları’ndan kalma bir Bulgaristan “takıntısının” bulunduğu; Venizelos’un, Bulgaristan’ın İtilafçılar safında savaşa girmesi uğruna Kavala ve civarının bu ülkeye verilmesi için İngiltere ile gizli pazarlık yaptığı biliniyor. Ancak Bulgaristan’ın 14 Ekim 1915’te İttifak güçleri yanında yer almasıyla Selanik Makedonya cephesinin üssü haline gelecekti.

Bunlar yaşanırken Yunanistan’ın Balkan savaşlarından itibaren işgal ettiği bölgelerde yaşayan bir de Müslüman Türkler nüfus vardı. Balkan vahşetinden nasibini alan, yüzbilercesi vatanlarından sürülen veya katledilen bu insanlardan arta kalanların sayısı Bulgaristan işgalindeki Garbi Trakya dahil milyonu buluyordu. Tarihçilerin bu dönemde canı, malı, namusu tasallut altındaki bu insanlarımızla igili çalışmaları yeterli olmasa da bize büyük trajedilerin, acıların, katliamların bilgilerini aktarıyor.

Dünyanın bu ilk büyük kitlesel kıyımlara yol açan paylaşım savaşında bundan tam da yüzyıl önce büyük acılar yaşanıyordu. İnsanlar yerinden yurdundan edilirken kendilerinde güç vehmedenler mazlum ve mağdurların yurtlarına tam manasıyla “çöküyorlardı”.

Yüzyıl sonra köprünün altından çok sular aksa da benzer acıları dünya hala yaşıyor ve mazlum ve mağdurların ezilişi sürüyor. Teknolojik ve ekonomik üstünlüğün diğer insanlara efendilik yapma hakkı iktisap ettirdiği, bu efendilikte “söz sahibi olma” çabasının bedelini masumların ödediği bir dünyada yüzyıl sonra nelerin değiştiğine bakmak lazım.

Her şeye rağmen aklın, sağduyunun, adaletin ve barışın dünyamızda olması umudunu kaybetmemeli.

Sağlık ve esenlik içinde bir yıl dilerim.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com