Necmi Hasanoğlu
OKU-YORUM
Yazarın Diğer Yazıları

14-06-2016
Çağrı

05-01-2016
Yüzyıl önce

14-12-2015
“Trakya’nın Serserileri”

12-10-2015
SYRİZA KİMİ TEMSİL EDİYOR?

05-10-2015
Çaresizliğin öğrenilebilirliği

04-07-2015
EVET Mİ HAYIR MI?

29-06-2015
Ve kale düştü...

21-06-2015
GREXIT Mİ YOKSA KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ MI?

20-05-2015
FUEN

20-05-2015
TUZ RUHU

29-04-2015
RUHLU - RUHSUZ

29-04-2015
Ruh...

14-03-2015
HALK SONUÇ BEKLİYOR

14-03-2015
HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

14-03-2015
26 OCAK SABAHI

14-03-2015
DEMOKLES’İN KILICI

14-03-2015
26 OCAK SABAHI
Yunanistan’da ekonomik krizle suyüzüne çıkan siyasi kriz 25 Ocak erken genel seçimlerinde de durulacakmış gibi görünmüyor. Yazılarımızı takip edenler, kuruluşundan beri bu “sarkaç” benzeri olayların Yunanistan’ın ontolojik bir meselesi olduğu şeklindeki kanaatimizi hatırlayacaktır. Dolayısıyla Atina, pusulasını etrafındaki manyetik alanların etkilerinden kurtarıp sabitlemeden bu derin sorununu halledecekmiş gibi görünmüyor.
26 Ocak sabahını öngören kamuoyu yoklamaları SİRİZA’yı birinci parti göstermekle birlikte 7 hatta 8 partili bir parlamentoda tek başına hükümet kurma imkanı bulan bir parti olamayacak. “Milli” meselelerde ülke en azaından bir Cumhurbaşkanı seçebilmek için bile bir araya gelemeyebilir.

Seçmen ilgisiz görürünüyor. Büyük (ya da adı büyük) Partiler ‘ana-akım’ seçmenleri umutsuzluktan kurtarıp sandığa götürmekte zorlanıyor. Bu da küçük partilerin aldıkları oy sayısıyla pek de doğru orantılı olmayan bir yere ya da “yüzdeliğe” oturmalarına yol açıyor. Marjinalleşmede, seçmenin saf değiştirmesi kadar sandığa gitmeyerek marjinalleri “hesaba kattırması” da sözkonusu..

Uluslararası yankıları açısından Yunanistan’daki seçimler neredeyse “radikal değişikleri” beklercesine bir ilgiyle izleniyor. SİRİZA’nın Troyka’ya “posta koyan” bir parti olarak iktidara gelmesi halinde ülkenin Euro bölgesinden çıkarak drahmiye dönmesi de dahil belli senaryolara hazırlıklı bir görüntüsü var uluslararası merkezlerde. Ama öncelikli ve etkilemek isteyen, sahiplenen bir takip gibi görünmüyor. Özellikle “Batı” kendi dertleriyle ve kendi ötekileriyle çok meşgul. Tabiri caizse başını kaşıyacak pek vakti yok Yunanistan’da olup bitenle ilglenmeye.

Batı Trakya’da da 17 adaylı bir katılımla ülke genelindeki parçalı görüntünün yansımasını görmek mümkün. Bu kadar çok adayla Batı Trakya Türk seçmeni sanki “demokrasiden umutluyum” vurgusu yapıyor. DEB Partisinin de tarafsızlığını açıklamasından sonra adayların kişisel olarak seçmen nazarındaki becerileri ve kendi birikimleri ön plana çıkacak. Eminiz kahvelerdeki sohbetlerde kimin hangi “marifet” ve “maharete” sahip oldukları hararetli hararetli tartışılıyor.

Batı Trakya Türk seçmeninin bu seçimlerde sandığa giden sayısını “maksimize” etmesi halinde üç milletvekili sahibi olma durumunu koruması, hatta bunu dörde çıkarabilmesi de aritmetik olarak mümkün hale gelebilir. Tabii adayların marifet ve maharetlerine göre bir elemeye tabii tutularak belli isimler üzerinde yoğunlaşılması şartıyla. Kimler olacak, nasıl olacak o “tecrübeli” seçmenin o engin sağduyusunun bir göstergesi olacak.
Siyasi partiler aday buldular ancak Batı Trakya Türk seçmenine bu adaylar yoluyla kendi partilerine neden oy verilmesi gerektiğini açıklayan bir program ortaya koymadılar. Yani Batı Trakyalı Türk seçmen “niye A partisine oy vereceğim?” sorusuna bir cevap alabilmiş değil. Sadece Türk adayların ve bu adaylarla sembolleşmiş mesajların arkasından gidecek. İş bu adayların marifet ve maharetine kaldı.

Siyasi partiler bu açıdan “umursamaz” ve “hayal kırıklığı yaratan” bir tutum sergileseler de “nasıl olsa bu millet yutar” gibi bir pişkinlik arkasına sığınıyorlar. Ya da başlangıçta bahsettiğimiz ontolojik şartlanmışlığın bir sonucu bu yaşadığımız. Bir türlü kurtulunamayan asırlık virüs.
Sosyo-ekonomik değerlendirmeler çerçevesinde “sol” olması mümkün olmayan coğrafyadan son buhranın yarattığı tepki sol partilere meyli açık bir şekilde göteriyor. Batı Trakya Türkleri “demokrasicilikte” sınırlı seçeneklerle giriyor bu kesin. Ama marifetli ve maharetli seçenekler arasından en marifetli ve en maharetlisini seçecek. Bu onun başka çaresi olamdığına inandırılmasından kaynaklanıyor.

Son dakikada olağanüstü bir “sevk-i tabilik” bir hadise olmazsa 26 Ocak, bir sonraki erken genel seçimin başlangıç sabahı olacak gibi görünüyor. Her halükarda Türk seçmenin çıkarı sandığa gitmekte.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com