11-05-2016
Mirac’la yükselmek
Yüce Rabbimizin yaratmış olduğu biz kullara rahmetinin bolca tecelli ettiği, bağışlanmak için tövbede bulunanlar için tövbe kapılarının açıldığı, dualara icabet edildiği manevi mevsim olan üç ayların içersindediyiz. Bu mevsimde bulunan mübarek kandil geceleri de bizim için büyük bir fırsattır. Bunlardan 3 Mayıs Salı gecesi mübarek Miraç Kandilini idrak ettik. Hepimiz için hayırlara vesile olsun.

Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin, gecenin bir anında Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır.

Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de; “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.” (İsra:1) buyurmuştur.

Cenâb-ı Hak, ilâhi mükâfatla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir. Peygamber Efendimiz de bir takım sıkıntılarla karşılaşmış, fakat hepsine göğüs germiştir. Bunlardan bazıları; yetim olarak büyümesi, Peygamberlik göreviyle şereflendiği zaman amcası Ebu Lehep gibi en yakın akrabalarından işkence görmesi, İslâm’ın yayılmaya başlamasıyla Mekkeli müşrikler Peygamberimizin önünü kesmek için çeşitli entrikalar çevirmeleri ve şiddetli işkenceler yapmaları, insanlık tarihinde eşine az rastlanan işkencelerden biri olan bütün Müslümanları ekonomik ablukaya alınması, en sıkıntılı günlerinde Peygamberliğin onuncu yılında onun en büyük destekçisi, ilk Müslüman olan Hanım eşi Hazreti Hatice’nin vefatı, çok kısa arayla her ne kadar Müslüman olmadıysa da onu koruyan amcası Ebutalib’in ölümü, bunun üzerine gittiği Taif denilen yerde oranın halkı tarafından büyük hakaretlere maruz kalması.

Yüce Rabbimiz, dinini tebliğ uğrunda her fedakârlığa katlanan sevgili peygamberini desteksiz bırakmamış bütün bu sıkıntılı günlerin ardından onu Miracla mükâfatlandırmıştır. Mirac, Medine’ye hicreten birbuçuk sene evvel Recep Ayı’nın 26’yı 27’ye bağlayan gece cereyan etmiş ve gerek Peygamberimiz, gerekse Müslümanlar için büyük teselli kaynağı olmuştur.

Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah’ın sevgili Resülünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır. Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi, biz Müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur.

Miraç olayının biz Müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir. Onun içindir ki, namaz mü’minin miracı olmuştur. Nasıl ki, yüce Peygamberimiz Miraç’ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise, mü’min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar; sadece O’na kulluk etme ve sadece O’ndan yardım isteme fırsatı bulur. Eğer mü’min, günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol bulur, yükselir.

Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Miracın ruhi hallerinden söz edilirken: “Allah kuluna vahyedeceğini etti” (Necm:10) buyurulmaktadır. Bu vahyedilen hakikatleri şöylece özetleyebiliriz:

“Allah’a ortak koşulmayacak, yalnız O’na kulluk edilecek ve yalnız O’ndan yardım istenecektir. Anne ve babaya hürmet edilecek, onların duaları alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır. Haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır. Bilmediğimiz bir şeyin ardından körükörüne gidilmeyecek, şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.”

Bu saydığımız prensipler hiç şüphe yok ki bir toplum için gerekli bütün ahlak ve fazilet kurallarını ihtiva etmektedir. İşte Miraç gecesi böyle mübarek bir gecedir. Bu geceyi ihya ederken bu gecede vahyedilen üstün gerçeklere kulak vermeliyiz. Yalnız Yüce Mevla’ya kulluk etmeli, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamalıyız. Miraç’ın özünde, kötülükten arınma, paylaşma, düşünme, sorumluluk taşıma, fedakârlık, imkânların bittiğinin düşünüldüğü bir zamanda bile Allah’ın izni ve dilemesiyle hiç kullanılmayan imkânların varolduğu ümidini tazelemeye davetiye vardır.

Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah’a daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür. Barış ve huzur dolu bir dünya için ve Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun daha aydınlık yarınlara kavuşmasına vesile olması dileğiyle Rabbimden gönül aydınlığı olan Mirac’la yükselmeyi niyaz ederim.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com