Belediye meclisinde Türklük tartışması ve “demokratik ülke”nin uygulamaları!
21-10-2020
Geçtiğimiz günlerde Yassıköy Belediye Meclisinde yaşanan bir tartışma, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın “Türklüğünü” bir kez daha gündeme getirdi. Azınlığın milli kimliğinin inkar edilmesi, görmezden gelinmesi, hatta azınlığın “Türk” olarak tanımlanması ne yazık ki tabu olmaya devam ediyor.

Bununla birlikte uzunca bir süredir, en azından yerel platformlarda azınlığın milli kimliği tartışılmamıştı. Yassıköy Belediyesi, Türk azınlık mensuplarının çoğunlukta olmasının yanı sıra ciddi oranda Hristiyan Yunanlı hemşehrimizin de yaşadığı bir belediye. Yassıköy belediyesinin, Türk azınlık üyesi belediye başkanları tarafından yönetilmesine neden olan plana tepki gösteren bazı Yunanlı siyasetçiler çıkmış olsa da, bugüne kadar bölgedeki iki unsur arasında herhangi bir sorun veya gerginlik yaşanmadı. Hatta bu siyasetçiler Yassıköy belediyesindeki nüfus dengesini değiştirmek amacıyla, belediye haritasını değiştirmeyi bile önerdi. Ancak bugüne kadar böyle bir şey kabul edilmedi.

Bu bilgi notlarını verdikten sonra asıl konumuza geçelim.

Yassıköy belediyesinde görevde olan iktidar ile muhalefet son dönemde oldukça heyecanlı. Malum günümüzde siyaset yapmanın ana mecrası sosyal medya oldu. Herkes siyasetini de, muhalefetini de sosyal medyada yapıyor. Geçtiğimiz günlerde Yassıköy Belediye Başkanı Önder Mümin ile muhalefet listesi üyelerinden ve eski belediye başkan yardımcısı Özcan Mehmet arasında bir tartışma yaşandı. Her iki genç siyasetçi de birbirini sosyal medyadaki siyaset meydanında eleştirdi, suçladı. Konu eninde sonunda azınlığın milli kimliğine geldi dayandı. Belediye meclis üyesi Özcan Mehmet, Belediye Başkanı Önder Mümin’in, Bursa’daki bir etkinlikte kendisini Türk olarak tanımladığı gibi, Yunanistan’da bunu söyleyemediğini dile getirdi. Belediye Başkanı Önder Mümin de, bu soruyu kendisine belediye meclis toplantısında soracağını belirtti.

Ve tartışma geçen hafta yapılan Yassıköy belediye meclis toplantısında gündeme geldi. Belediye Başkanı Önder Mümin daha önce de söylediği gibi Özcan Mehmet’in milli kimliğini gündeme getirerek kendisini ne hissettiğini sordu. Özcan Mehmet ise meclis toplantısının sosyal medyadan canlı olarak yayınlanıp yayınlanmadığını sordu. “Evet yayınlanıyor” cevabını alınca şunları söyledi: “İnanıyorum ki ülkemiz Yunanistan gibi çok demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Sayın belediye başkanı avukat olduğu için çok iyi biliyor ki, herkesin kendi kendini tanımlama hakkı var. Ben şahsen sayın belediye başkanı, Türk hissediyorum ve Trakya’daki Türk azınlık üyesiyim.”

Özcan Mehmet’in Belediye Başkanı Önder Mümin’e karşı sarf ettiği, “Siz ne olduğunuzu söyleyebilir misiniz” sözleri ise cevapsız kaldı.

Devamında ise sözü muhalefet listesi başkanı ve eski Belediye Başkanı İsmet Kadı aldı. Kadı da kendisini “Türk” olarak tanımladıktan sonra Belediye Başkanı Önder Mümin’in kendini “Türk” olarak tanımlama cesaretinin olmadığını ifade etti. İsmet Kadı, “Size çok yazık sayın belediye başkanı. Bunu her gazeteciye söyleyebilmeliydiniz. Bizim ne hissettiğimizi çok iyi biliyoruz. Bunu ifade edememek bizim değil, sizin sorununuzdur.” diye konuştu.

Bu ifadelerden sonra Belediye Başkanı Önder Mümin konuya girmeden, belediye meclis başkanı Mehmet Mehmet’in “konu bitmiştir” sözleri üzerine tartışma sona erdi.

Yassıköy Belediyesi ana muhalefet listesi başkanı Kiriakos Amucas ise Belediye Başkanı Önder Mümin’i, belediye meclis salonunda tahrikkar tutum takınmakla eleştirdi. Amucas, belediye başkanını “Sen nesin, kimsin?” gibi ifadeler kullanarak ve kendisi bu sorulara cevap vermeyerek faşizanca bir tavır takınmakla suçladı.

Evet, azınlığımızın milli kimliği merkeze alınarak yaşanan tartışma özetle böyle oldu. Sanırım herkes bu tartışmadan kendi payına düşen sonucu çıkartacaktır.

Gelelim, bu tartışma vesilesiyle Batı Trakya Türk Azınlığı’nın milli kimliğinin inkar politikasını savunanlara. Belediye meclisinin en küçük listesinin lideri olan Panayotis Sporikis, Mehmet Özcan’a tepki göstererek, “Yunanistan’da Türk azınlık diye bir şeyin olmadığını” iddia etti. Sadece Müslüman azınlık olduğunu söyledi.

Söz konusu olayın haber ve vidosunun yayınlandığı Gümülcine’deki Hronos gazetesi de konuyla ilgili haber ve yorumlarında yine Batı Trakya’da Türk olmadığını ve azınlığın Türk azınlık olarak tanımlanamayacağını iddia etti. Hatta okuduğumuz kadarıyla konu yine Yunanistan’ın demokratik, Türkiye’nin ise antidemokratik bir ülke olduğu tezine kadar getirildi! İnsanın sorası geliyor; “Biz eğer azınlık olarak Türk değilsek, neden bu konu gündeme gelince hep Türkiye örnek gösteriliyor?”

Azınlığa 2020 yılında dahi “milli kimlik” yasağının uygulandığı bir ortamda ne kadar “demokratik ülke”den bahsedilebilir, orası da ayrı bir konu.

Zira unutmamak gerekir ki, rahmetli Dr. Sadık Ahmet ve şu anda Gümülcine Müftüsü olan İbrahim Şerif azınlığa “Türk” dedikleri için 1990’da hapis yattılar. Azınlığın en eski derneklerinin isminde “Türk” kelimesi var diye haklarında kapatma kararları verildi. Ve bu antidemokratik uygulamaya karşı 37 yıldır hukuk ve demokrasi mücadelesi vermeye devam ediyoruz. Yine bu “demokratik ülke” 12 yıldır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulamıyor diye Türk derneklerine resmiyetleri hala iade edilmiyor. Yine yanlış bilmiyorsak bu “demokratik ülke”de seçilmiş müftüler adli kovuşturmaya tabi tutuluyor ve cezalara mahkum ediliyor. Bu “demokratik ülke” azınlığın milli kimliği söz konusu olunca (dini azınlık öngörüldüğü gerekçesiyle) Lozan Antlaşması’nı hatırlıyor, ama azınlığın diğer hakları söz konusu olunca Lozan Antlaşması’nın “eskidiğini” ileri sürüyor.

Dolayısıyla yıllardır azınlık aleyhine devam eden “yasaklarla”, “demokratik ülke” tezini yan yana getirmek pek de uygun kaçmıyor!

Kaynak: Gündem
Ekleyen: GÜNDEM
Sayı: 1083
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
info@gundemgazetesi.com