11-04-2026
ABTTF Başkanı Habipoğlu: “Yunanistan uluslararası hukuku hiçe sayıyor”
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki müftülük uygulamalarına ilişkin açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, ülkenin uluslararası hukuk ve hukuk devleti ilkelerini ihlal ettiğini savundu.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, Yunanistan’ın Batı Trakya’daki müftülük uygulamalarına ilişkin açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, ülkenin uluslararası hukuk ve hukuk devleti ilkelerini ihlal ettiğini savundu.
Batı Trakya Türk toplumunun dini özerkliği konusundaki tartışmalar, Dimetoka’ya müftü atanmasının ardından Gümülcine ve İskeçe için de benzer bir sürecin başlatılmasıyla yeniden gündeme geldi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 8 Nisan 2026 tarihli açıklamasında bu uygulamaların Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan dini hakların ihlali olduğunu ifade etmişti.
Buna karşılık Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Batı Trakya’daki azınlık statüsünün uluslararası antlaşmalarla belirlendiğini, müftülerin yargısal ve idari yetkileri nedeniyle seçim usulünün mümkün olmadığını ve uygulamaların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütüldüğünü açıklamıştı.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığının açıklamaları değerlendiren Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu ise Yunanistan’ın tutumunun uluslararası hukukla bağdaşmadığını belirtti.
Habipoğlu, yaptığı değerlendirmede, Lozan ve Atina antlaşmalarıyla Batı Trakya Türklerinin din ve eğitim alanında özerklik sahibi olduğunu hatırlatarak, “1985 yılına kadar müftüler cemaat tarafından belirleniyordu. Bugün ise bu hak fiilen ortadan kaldırılmış durumda” dedi. Habipoğlu açıklamasında şunları dile getirdi: ““Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasını hayretler içerisinde okuduk. Öncelikle belirtmek isteriz ki Lozan Antlaşması ile tanımlanmış azınlık “Müslüman azınlık” ise neden ülkemiz Yunanistan, aynı antlaşma ile statüsü ve hakları belirlenmiş İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rumlar için dini değil etnik temele dayalı Rumlar ifadesini kullanıyor? O halde Dışişleri Türkiye’deki kendi azınlığından bahsederken gayri-Müslimler demeli. Öte yandan müftülük konusunda ise bakanlığın açıklaması uluslararası hukuku hiçe sayan bir açıklama. 1913 Atina ve 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Batı Trakya Türkleri eğitim ve din alanında özerk kılındı. Buna uygun olarak iç hukukta yasa çıkarıldı, 1985’e kadar müftülerimizi cemaatimizin kendisi belirledi. Şimdi bunu hiçe sayıp Lozan’da müftülerin seçimi hakkında bir hüküm bulunmadığını söylemek hukuk dışılıktır. Başka bir açıdan ise hukuk devleti olduğunu ileri süren ve hukuk önünde eşitlik ve dini özgürlükleri herkes için güvence altına aldığını iddia eden ülkemize şunu sormak isteriz: Anayasada hâkim din Ortodoks Hristiyan Kilisesi olarak tanımlandığı koşullarda bile devlet Kilise’nin din adamlarını kendisi belirlemez. Ülkedeki diğer tanınmış diğer dinler de dini alanda özerktir. Devlet yalnızca Batı Trakya Türklerinin dini özerkliğini gasp ediyor! 1990’dan beri müftülerimizi atama yoluna gitti, son çıkan yasa ile seçim adı altında atama yapıyor. Müftülüklerimizse yasa ile kamu daireleri, atanmış müftüler kamuda genel müdür seviyesinde memurlar olarak tanımlandı. Bu mu hukuk devleti ilkesi temelinde herkes için eşitlik?”