13-05-2026
Batı Trakya Türk heyeti, AGİT’in Viyana toplantısında azınlığın sorunlarını gündeme taşıdı
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) ve Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi temsilcilerinden oluşan heyet, 11-12 Mayıs tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Ek İnsani Boyut Toplantısı’nda Batı Trakya Türk Azınlığının karşı karşıya bulunduğu sorunları dile getirdi.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) ve Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi temsilcilerinden oluşan heyet, 11-12 Mayıs tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Ek İnsani Boyut Toplantısı’nda Batı Trakya Türk Azınlığının karşı karşıya bulunduğu sorunları dile getirdi.
“Dijital Çağda Sivil Alanın Korunması” temasıyla gerçekleştirilen toplantı, AGİT Dönem Başkanı İsviçre, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) ile AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi tarafından ortaklaşa düzenlendi.
Batı Trakya Türk heyetinde ABTTF adına Fuat Ali ve Melek Kırmacı, BTAYTD adına Dr. Pervin Hayrullah, DEB Partisi adına ise Kerem Abdurahimoğlu yer aldı.
Toplantının “Sivil Alana Yönelik Dijital Tehditler” başlıklı ilk oturumunda konuşan DEB Partisi temsilcisi, Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları ile temsilcilerinin dijital platformlarda sistematik şekilde hedef gösterildiğini ve nefret söylemine maruz kaldığını belirtti. Avrupa Parlamentosunda düzenlenen ulusal azınlıklar konulu bir konferans sonrasında sosyal medyada sürgün, etnik temizlik ve ölüm tehdidi içeren paylaşımların yapıldığı ifade edildi.
Aynı oturumda söz alan BTAYTD temsilcisi ise Türk azınlığa mensup bireylerin, eğitimcilerin ve sivil toplum temsilcilerinin dijital iletişimlerinin izlenebileceği endişesi taşıdığını, bu nedenle kimliklerini, kültürel bağlarını ve azınlık haklarına ilişkin görüşlerini ifade etmekten çekindiklerini vurguladı.
“Dezenformasyon ve Sivil Alan: İnsan Hakları ve Demokrasi Açısından Etkileri” başlıklı ikinci oturumda BTAYTD, Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik son dönemde artan karalama kampanyalarına dikkat çekerek, DEB Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu’nun cinsiyetçi ve ayrımcı söylemlerin hedefi haline getirildiğini belirtti.
ABTTF ise aynı oturumda yaptığı konuşmada, Batı Trakya Türk Azınlığının Yunanistan’da “ulusal tehdit” veya “yabancı güçlerin temsilcisi” olarak gösterildiğini, bunun toplumda önyargı ve düşmanlığı körüklediğini kaydetti. Atina merkezli bir haber sitesinde ABTTF hakkında yayımlanan temelsiz ve kışkırtıcı haber nedeniyle Yunan mahkemelerinde dava açıldığı, temyiz sürecinin devam ettiği aktarıldı. Ayrıca yerel bir Yunan gazetesinde Türk azınlık temsilcilerinin fotoğraflarının yayımlanarak hedef gösterilmesinin ciddi güvenlik riski oluşturduğu ifade edildi.
“Sivil alanın korunması için dijital dayanıklılığın güçlendirilmesi” başlıklı üçüncü oturumda ABTTF, uluslararası raporlarda Yunanistan’da yargı bağımsızlığındaki zayıflama ve sivil topluma yönelik kısıtlamalara dikkat çekildiğini hatırlatarak, bu durumun Batı Trakya Türk Azınlığı açısından kaygı verici olduğunu vurguladı. Özellikle örgütlenme özgürlüğü ihlalleri ile Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu’na ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının yapısal bir sorun olmaya devam ettiği ifade edildi.
BTAYTD, yerel Yunan medyasında azınlığa yönelik asılsız haberlerin yaygınlaştığını, Yunanistan’ın Türk kimliğini inkâr eden yaklaşımının bu ortamı beslediğini belirtti.
DEB Partisi ise Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının Türk kimliğini tanımaması, azınlık hakları ve dini özgürlükler alanındaki kısıtlamaları ile azınlık temsilcileriyle diyalog kurmaktan kaçınmasının dijital alandaki sorunları daha da derinleştirdiğini dile getirdi. Parti, Avrupa Hür İttifakı (EFA) ile birlikte Yunanistan’a ülkedeki tüm ulusal azınlıklar ve insan hakları savunucularının dijital tehditlere karşı korunması için iş birliği çağrısında bulundu.
Toplantının tüm oturumlarında yanıt hakkını kullanan Yunanistan heyeti ise, Batı Trakya’daki azınlığın 1923 Lozan Antlaşması çerçevesinde din temelinde tanımlanan “Müslüman azınlık” olduğunu savunarak, mensuplarının diğer Yunan vatandaşlarıyla eşit anayasal haklardan yararlandığını ve medya faaliyetlerini yasal çerçevede sürdürebildiğini ileri sürdü.