22-09-2026
Eğitim Bakan Yardımcısı Papaioannu Türkçeyi “zorunlu homojenleştirme aracı” olarak tanımladı
Eğitim Bakan Yardımcısı Papaioannu’nun, Türkçenin azınlık eğitimindeki konumunu “zorunlu homojenleştirme” amacıyla ilişkilendiren açıklamalarına ABTTF’den tepki geldi.

Eğitim Bakan Yardımcısı Nikos Papaioannu, Batı Trakya’daki azınlık eğitimiyle ilgili olarak Yunan Parlamentosunda yaptığı açıklamada, Türkçenin azınlık eğitimindeki konumunun “azınlığın zorunlu homojenleştirilmesi” amacına yönelik olduğunu iddia etti.
Papaioannu, NİKİ Partisi Milletvekili Yorgos Runtas’ın “Trakya’daki devlet ilkokullarına yönelik eşitsiz muamele ve azınlık okulları lehine iki farklı sistem” başlıklı güncel soru önergesine verdiği yanıtta, Batı Trakya’daki azınlık eğitiminin Lozan Antlaşması’na dayandığını söyledi. Bakan Yardımcısı, Batı Trakya’daki “Müslüman” azınlık ile İstanbul’daki “Yunan Ortodoks” azınlığının eğitim sistemlerinin Lozan Antlaşması’na dayandığını belirterek, azınlıkların adlandırılmasında antlaşmadaki terminolojinin kullanılması gerektiğini savundu.
Papaioannu, mevcut “azınlık eğitim sistemi”nin özellikleri arasında “azınlığın zorunlu homojenleştirilmesi amacıyla Türk dilinin tek hakimiyetinin” bulunduğunu ileri sürdü. Bakan Yardımcısı, bu yapının 1968 yılında imzalanan Yunanistan-Türkiye Eğitim Protokolü ile şekillendiğini ve söz konusu protokolün dönemin cunta yönetimi tarafından imzalandığını ifade etti.
Bakan Yardımcısı, Trakya’da farklı özelliklere, ihtiyaçlara, işleyiş amaçlarına ve hukuki statülere sahip iki farklı eğitim yapısı bulunduğunu ifade etti.
Farklı durumların aynı şekilde ele alınmasının eşitsizlik oluşturacağını belirten Papaioannu, eğitimde eşitliğin her okulun aynı sayıda öğrenciyle faaliyet göstermesi anlamına gelmediğini söyledi. Her farklı uygulamanın eğitimsel ve kurumsal bir gerekçeye dayanması gerektiğini belirten Papaioannu, azınlık eğitimi açısından bu gerekçenin Trakya’daki azınlık eğitiminin özel yapısıyla bağlantılı olduğunu savundu.
Papaioannu ayrıca, azınlık okullarının faaliyetlerinin öğrenci sayısındaki düşüş nedeniyle geçici olarak durdurulmasının okulun kapatılması anlamına gelmediğini ileri sürdü. Öğrenci sayısının yeniden artması halinde okulların tekrar faaliyete geçebileceğini savundu.
Bakan Yardımcısına göre 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 83 azınlık okulunda 2 bin 975 öğrenci eğitim gördü. Papaioannu ayrıca azınlık ilkokullarının yüzde 71’inin iki öğretmenli olduğunu, devlet okullarında ise bu oranın yüzde 4 olduğunu belirtti.
Bu açıklamalar, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayısı dokuzun altında kalan sekiz azınlık ilkokulunun daha faaliyetinin durdurulmasının ardından geldi. Söz konusu okullarla birlikte Batı Trakya’daki azınlık ilkokullarının sayısı 76’ya düşmüştü.
ABTTF: “TÜRKÇE ANA DİLİMİZ”
Papaioannu’nun açıklamalarına tepki gösteren Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu, “Bakan Yardımcısı Papaioannu’nun Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim sisteminin Lozan Antlaşması’na dayandığını ve Türk azınlık okullarının devlet okullarından farklı bir hukuki statüye sahip olduğunu açıkça ifade etmesi önemli. Çünkü Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim sistemi, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış özel ve özerk bir yapıya sahiptir. Ancak ülkemiz bir taraftan bu özel statüyü kabul ederken diğer taraftan yıllardır izlediği politika ve uygulamalarla eğitim özerkliğimizi adım adım ortadan kaldırıyor. Okullarımız öğrenci sayısı gerekçe gösterilerek birer birer kapatılıyor, Türk aileler çocuklarını kendi okullarımıza kaydettirirken sorunlarla karşılaşıyor ve eğitim sistemimizin temel unsuru olan Türkçe şimdi de bir ‘zorunlu homojenleştirme’ aracı olarak gösteriliyor. Türkçe ana dilimiz, kimliğimizin ve eğitim özerkliğimizin ayrılmaz bir parçası. Ülkemiz Yunanistan eğitim özerkliğimizi yok etmeyi amaçlayan uygulamalara son vermeli, Lozan Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirerek eğitim sistemimizin tam özerk yapısını iade etmeli.” dedi.
FOTO: Nikos Papaioannu Facebook hesabı