Anasayfa

12-10-2026
Eylül hüznü!
Facebook’ta paylaşılan bir fotoğraf… Fotoğrafın altındaki şu üç cümle…
12 Ekim 2026 Pazartesi

Facebook’ta paylaşılan bir fotoğraf… Fotoğrafın altındaki şu üç cümle…

“Eylül hüznü! 39 yıl görev yaptığım okul. Şimdi insanlara dargın...”

Gümülcine’nin Yaka köylerinden Çepelli’de yaşayan ve aynı okulda 39 yıl öğretmenlik yapan emekli öğretmen ve yazar Rahmi Ali’nin bu paylaşımı insanı derin düşüncelere sürüklüyor.

Yakanın en büyük ve en çok öğrencisi olan okullarından biri olan Çepelli Türk İlkokulu bu yıl sessizliğe gömüldü. Eğitim Bakanlığının bu yıl öğrenci azlığını gerekçe göstererek kapatılmasına karar verdiği sekiz Türk okulundan biri.

1930’lu yıllarda 300’ü aşkın azınlık ilkokulundan bugün yalnızca 76’sı ayakta. Ekonomik kriz gerekçesiyle başlayan düşük öğrenci sayılı okulların kapatılması uygulamasına 2011’de azınlık okullarının da dahil edilmesiyle, o tarihten bu yana 112 okulumuzun kapısına kilit vuruldu.

Konuya kağıt üzerinden ve rakamlarla bakıldığında belki anlaşılır gelebilir.

Öğrenci yoksa okul nasıl açık kalacak?

Ama mesele tam da burada başlıyor. Neden öğrenci yok? Neden köylerde çocuk sayısı azalıyor? Neden gençler köylerde kalmıyor? Neden köylerin nüfusu her geçen yıl biraz daha yaşlanıyor?

Ve daha önemlisi...

Öğrenci sayısı azaldığında okulun kapanması bu sürecin sonucu mu, yoksa süreci daha da hızlandıracak yeni bir neden mi?

Çünkü okul kapatmak, çoğu zaman en kolay idari karardır. Zor olan ise o okulun bulunduğu köyün neden boşaldığını anlamak ve orada çocukların yaşamaya devam edebileceği şartları yaratmaktır.

Bir de bu konunun çok daha önemli bir yanı var: Azınlık okullarının Lozan Antlaşması hükümleri gereği devlet okullarıyla aynı statüde olmadığı gerçeği.

Azınlık okulları, sıradan devlet okullarıyla aynı tarihsel ve hukuki zeminde kurulmuş okullar değil. Lozan Antlaşması ve ilgili ikili düzenlemeler çerçevesinde özel bir statüye sahipler.

Okul kapatma konusu söz konusu olduğunda ise Eğitim Bakanlığı, azınlık okullarının özel statüsünü ve özerk yapısını dikkate almadan karar alıyor ve uyguluyor.

Ama başka bir konuda aynı bakanlık, azınlık eğitiminin farklı statüsü olduğunu söyleyebiliyor. Tıpkı günler önce Eğitim Bakan Yardımcısı Nikos Papaioannu’nun mecliste bir soru önergesine verdiği cevapta, azınlık okullarının diğer devlet okullarından farklı bir statüye sahip olduğunu söylemesi gibi.

Öyleyse hangisi?

Eğer Türk azınlık okulları hukuki ve idari açıdan özel bir statüye sahipse, neden kapatılmaları söz konusu olduğunda ülke genelindeki devlet okullarıyla aynı kriterlere tabi tutuluyor?

Eğer diğer devlet okullarıyla aynı statüde değerlendiriliyorsa, bu kez azınlık eğitiminin özel statüsü nerede?

Bu okullar, binlerce insan yetiştirdi. Birçoğumuzun bugün bulunduğu noktada belirleyici rol oynadı.

Azınlık okullarının önemi yalnızca bir çocuğun eğitim hayatına kendisini ve çevresini daha iyi ifade edebildiği bir dille başlamasıyla sınırlı değildir. Çocuğun dil gelişimi, okuma-yazma becerisi ve öğrenme süreciyle doğrudan bağlantılıdır.

Azınlık okulu; evde konuşulan, anneyle, babayla, büyükanneyle, büyükbabayla iletişim kurulan dilin geliştiği, zenginleştiği yerdir.

Bu nedenle bir azınlık okulunun kapanmasını yalnızca “bir okul daha az” şeklinde değerlendirmek eksik kalır.

Bu yıl Çepelli dahil sekiz köyümüzdeki okulun kapısı açılmadı.

Belki bir süre sonra o binaların önünden geçenler, orada bir zamanlar çocukların koştuğunu hatırlamayacak bile.

Ama Rahmi Ali ve onun gibiler, içleri sızlayarak okulların önünden geçecekler.

Rahmi Ali, Facebook’ta paylaştığı o fotoğrafın altına yalnızca “Okulum kapandı” yazmadı.

“Şimdi insanlara dargın...” dedi.

Belki de bu yüzden o cümleyi hepimizin durup düşünmesi gerekiyor.

Bir okul kapanırken aslında neyi kaybediyoruz?

Bir bina mı? Bir eğitim imkanını mı? Bir köyün canlılığını mı? Bir dilin günlük hayattaki alanını mı?

Yoksa hepsinden birazını mı?

Haberler


Çocuğun eğitiminde uyum, öğrenme ve dil

15 yaş altına sosyal medya yasağı 1 Ocak 2027’de başlayacak

Malliarudaki, Avrupa’da kadın girişimciliğini görüştü

Eylül hüznü!

Dünyaya açılmak, kendimizden vazgeçmek değildir

Evlatlarımız geleceğimizin emanetidir

Bir umudum sende...

GTGB Kadınlar Kolunda görev değişimi

DMT Eyaleti 2027 turizm tanıtım çalışmalarına başladı

ΕLAS’tan Batı Trakya’da altın madenciliğine tepki

120 taksitli borç yapılandırması kasımda başlıyor

Batı Trakya Türk heyeti AGİT konferansında azınlık haklarını gündeme taşıdı