Anasayfa

10-09-2026
Batı Trakya’da yeni bir kimlik tartışması mı yürütülüyor?
Son haftalarda İskeçe merkezli olarak peş peşe gündeme gelen üç farklı açıklama ve girişim, Batı Trakya Türk Azınlığı içerisinde suni olarak yaratılmak istenen Pomak kimliği ve dili üzerinden yeni bir tartışmanın başlatılmak istendiğini gösteriyor.
10 Eylül 2026 Perşembe

Son haftalarda İskeçe merkezli olarak peş peşe gündeme gelen üç farklı açıklama ve girişim, Batı Trakya Türk Azınlığı içerisinde suni olarak yaratılmak istenen Pomak kimliği ve dili üzerinden yeni bir tartışmanın başlatılmak istendiğini gösteriyor.

Pomakların kültürel özelliklerini ve dillerini koruma talepleri ambalajına sarılan bu sözde girişimin, Pomak ve hatta Roman kimliğini, Türk Azınlığının kimliğinden ve bütünsel yapısından kopuk, ayrı bir etnik-siyasi kimlik inşasının parçası haline getirmesi, sorgulanması gereken çok daha farklı bir mesele ortaya çıkarıyor.

Batı Trakya’da son haftalarda dikkat çeken gelişmelerin ortak noktası, Pomak kimliği, Pomakça ve Türkçe üzerinden yürütülen tartışmalar.

Son bir ay içinde yaşanan üç olay, İskeçe Pomakları Kültür Derneği tarafından yayımlanan bir açıklama ile başladı. Ağustos ayında bir gün aniden sosyal medyada kendini gösteren bu açıklama, adeta bir şeylerin habercisiydi.

Söz konusu açıklamada Pomakların kendilerini Rodoplar’ın yerli nüfusu olarak tanımladığı, Pomakçanın kendi dilleri olduğu ve Pomakların Müslüman azınlığın üç unsurundan biri olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca bölgedeki Pomakların geçmişine ilişkin halk anlatılarından söz edilerek, bu anlatılarda Pomakların Büyük İskender’in (Megas Aleksandros) torunları olarak görüldüğü iddia edildi.

Bu söylem, devletin ve bu alanda yıllardır at koşturan bazı kesimlerin söylemiyle aynı.

Pomakların, Büyük İskender’in torunları olduğu ve Osmanlı tarafından zorla İslamlaştırıldığı iddiası, oldukça eskiye dayanan ve konjonktürel olarak zaman zaman ısıtılarak önümüze konulan bir iddia.

Bu söylemler yalnızca kültürel farklılıkların korunması amacıyla mı ortaya çıkıyor, yoksa Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı içerisinde ayrı bir etnik kimlik algısının güçlendirilmesine mi hizmet ediyor?

Bu soruyu sormak özellikle önemli. Çünkü söz konusu açıklama, Pomakları yalnızca farklı bir kültürel topluluk olarak tanımlamakla kalmıyor; onların tarihsel kimliğini, dilini ve toplumsal aidiyetini ayrıca vurguluyor.

KISA BİR SÜRE SONRA BENZER BİR ÇIKIŞ: “TÜRKÇE ZORUNLU OLMASIN”
Bu tartışmayı daha da önemli hale getiren bir başka gelişme ise aşırı milliyetçi olarak nitelendirilen eski ANEL partisinden 2015 yılında milletvekili adayı olan İrfan Mehmet Ali’nin açıklaması oldu.

Mehmet Ali, İskeçe’nin dağlık bölgesindeki ailelerin çocukları için Türkçenin zorunlu olmadığı bir devlet okulu seçeneği oluşturulmasını istedi. Açıklamasında Pomakçanın ailelerin ana dili olduğunu savundu ve çocukların Yunanca, Pomakça ve tercih etmeleri halinde Türkçe öğrenebilmelerini istedi.

Daha da dikkat çekici olan ise kullandığı kimlik tanımı:

“Biz Yunan Pomaklarıyız ve din olarak Müslümanız.”

Aynı açıklamasında Müslüman olmanın Türkçe konuşmayı veya Türk kimliğiyle ilişkilendirilmeyi gerektirmediğini savunuyor.

Burada da yine farklı bir çaba ile karşı karşıyayız: sözde Pomakçanın korunması kisvesiyle azınlık okullarındaki statüyü değiştirmek ve bazı okullardan Türkçe’yi çıkarmak. Türkçe ile Türk kimliğinin bölgedeki tarihsel ve toplumsal konumu sorgulanmaya çalışılıyor.

Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Türkçenin azınlığın eğitim ve iletişim hayatındaki konumunun zayıflatılması öneriliyor.

Bu açıklama da basın tarafından ciddi anlamda öne çıkarıldı.

ÜÇÜNCÜ GELİŞME: PASOK DUYURULARINDA POMAKÇA AFİŞ
Tam da bu tartışmaların yaşandığı günlerde PASOK partisinin İskeçe’deki yöneticilerinden Anestis Andoniadis’in yaptığı açıklama da son derece dikkat çekti.

Andoniadis, bundan böyle mümkün olduğu ölçüde azınlığa yönelik duyurularını Pomakça da yayımlayacağını açıkladı. Hatta siftahı da yaparak, bugünlerde bölgemizi ziyaret edecek PASOK heyetinin ziyaret programını yapay zekâya tercüme ettirdiğini belirterek, ilk Pomakça afişi yayımladı.

Aslında afiş Bulgarcaydı. Ancak Sayın Andoniadis’in bundan haberi var mıydı, orası bilinmez.

Bütün bu gelişmeler aynı zaman diliminde meydana geldiğinde, ortaya çıkan tabloyu sorgulamak da son derece doğal.

Bir tarafta Pomakların ayrı kültürel kimliğini öne çıkaran bir dernek açıklaması…

Diğer tarafta Türkçenin bölgedeki okullarda öğretilmesine karşı çıkan ve Pomakçanın eğitimde yer almasını isteyen bir açıklama…

Ve aynı dönemde bir siyasi partinin bölgedeki siyasi iletişiminde Pomakçayı kullanmaya çalışması…

Bunların her biri değerlendirildiğinde, Batı Trakya’daki kimlik tartışmasının yeni bir aşamaya taşındığını görmek gerekiyor.

AZINLIĞA YÖNELİK KİMLİK AYRIŞTIRMASI
Burada çok temel bir ayrım yapmak gerekiyor.

Batı Trakya Türk Azınlığı içerisinde Pomakça konuşan insanların bulunduğu bir gerçektir. Ancak bundan, Pomakların Batı Trakya Türk Azınlığından ayrı bir etnik topluluk olduğu sonucunun çıkarılması mümkün değildir.

Halkımız, toplumumuz ve Türk Azınlığının temsilci ve yöneticileri, “Batı Trakya Türk Azınlığı” kimliğine karşı veya alternatif bir kimlik üretme ve aynı zamanda Batı Trakya’daki azınlığın toplumsal ve siyasal bütünlüğüne karşı bir projeye girişildiğini anlayacak olgunluktadır.

Dahası, azınlığın kendi kimliği konusunda iradesi de göz ardı edilemez.

Batı Trakya’da kendisini Türk olarak tanımlayan on binlerce insanın varlığı, siyasi tartışmalarla veya idari söylemlerle ortadan kaldırılamaz. Alt kimlikler yaratarak, suni kimlikleri pompalayarak, yeni kimlikler ürettiğini sanarak, Batı Trakya Türk Azınlığının ayrıştırdığını sananlar, hayal kırıklıklarının farkına er geç varacaktır.

Azınlık içinde birbirini dışlayan kimlikler yaratma projesinin farkında olduğumuzu da vurgulamak gerekir.

Asıl sorun, bir kimliğin diğerinin yerine geçirilmek istenmesidir.

“TÜRK DEĞİL, POMAK” SÖYLEMİ NEDEN ÖNELİDİR?
Batı Trakya’da Türk kimliğinin reddedilmesi yeni bir şey değil. Hatta bunun daha ileri bir boyutu da var: Türk kimliğini şiddetli bir şekilde reddetmek ve onun yerine Pomak ve Roman kimliklerini desteklemek; bunları Türk kimliğine karşı ve alternatif kimlikler olarak ortaya atmak.

Aslında bu da yeni değil. Ancak zaman zaman bu algı birileri tarafından yeni bir şeymiş gibi ortaya atılıyor.

Yine öyle bir dönemi yaşıyoruz.

Bir toplumun içerisindeki kültürel farklılıkların öne çıkarılması, eğer sonunda o toplumun ortak kimliğinin reddedilmesine dönüşüyorsa, burada artık kültürel çeşitlilikten değil, kimlik siyaseti ve ayrıştırma politikasından söz etmek gerekir.

ASIL MESELE: AZINLIĞA KİMLİK DAYATILMASI
Batı Trakya’nın geleceği açısından ihtiyaç duyulan şey yeni kimlik sınırları çizmek değil, insanların kendi kimliklerini özgürce ifade edebilmeleridir.

Sorun, devletin, siyasi partilerin, derneklerin veya başka herhangi bir kurumun insanlara “Siz aslında busunuz, şu değilsiniz” demeye başlamasıdır.

Batı Trakya Türk Azınlığının geçmişte karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri de zaten kimlik konusunda devletin veya buna paralel olarak hareket eden bazı odakların dayatmalarıdır.

Bugün aynı hatanın başka bir biçimde tekrarlanmasına izin verilmemelidir.

ÜÇ OLAY, CİDDİ BİR SORUYU GÜNDEME GETİRİYOR
Batı Trakya’da son haftalarda ortaya çıkan bu üç gelişme, birbirinden bağımsız girişimler olarak da görülebilir.

Fakat aynı dönemde Pomak kimliğinin ayrı bir kültürel kimlik olarak öne çıkarılması, Türkçenin eğitimdeki konumunun sorgulanması ve
Pomakçanın siyasi iletişimde kullanılmaya başlanması bir araya geldiğinde, Batı Trakya Türk Azınlığı açısından üzerinde düşünülmesi gereken yeni bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Ve Batı Trakya Türk Azınlığı açısından bugün sorulması gereken en önemli soru da budur: Bir kültürün sözde korunması mı amaçlanıyor, yoksa bu kültürel farklılık üzerinden Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının toplumsal bütünlüğünü değiştirecek yeni bir kimlik siyaseti mi inşa ediliyor?

Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmelerle daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.


Haberler


Batı Trakya’da yeni bir kimlik tartışması mı yürütülüyor?

Rodop ilinde doğumlarda yüzde 14,8 düşüş

YDP birinci, ELAS ikinci sırada

Gümülcine Müftülüğü’nden yetişkin bayanlara uzaktan Kur’an kursu

Yerapetritis: “İsrail ile işbirliğimizi geliştireceğiz”

İTB Gençlik Kolu seçimleri 11 Eylül’de

PISA 2025 sonuçlarında Yunanistan OECD ortalamasının altında kaldı

ABTTF: “Yunanistan azınlık haklarında çifte standart uyguluyor”

Selanik Müslümanları Derneğinden Başkonsolos Gedik’e veda ziyareti

Zeybek: “İskeçe ve Batı Trakya hükümetin öncelikleri arasında değil”

Mehmet Emin Aga, vefatının 20. yılında kabri başında anıldı

Şentop’tan Batı Trakya ziyareti: “Soydaşlarımızın hak ve hukuk mücadelesinin daima yanında olacağız”