Anasayfa

19-10-2026
Amaç bağcıyı dövmek olunca
Uluslararası insan hakları toplantıları, azınlıkların yaşadıkları sorunları dile getirmeleri, hak ihlallerini uluslararası kamuoyuna duyurmaları ve taleplerini ilgili devletlere iletmeleri için vardır. Ancak bazen bu platformlarda yapılan konuşmalar, insanı şu soruyu sormaya mecbur bırakır: Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
19 Ekim 2026 Pazartesi

Uluslararası insan hakları toplantıları, azınlıkların yaşadıkları sorunları dile getirmeleri, hak ihlallerini uluslararası kamuoyuna duyurmaları ve taleplerini ilgili devletlere iletmeleri için vardır. Ancak bazen bu platformlarda yapılan konuşmalar, insanı şu soruyu sormaya mecbur bırakır: Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

İskeçe Pomakları Derneği adına geçtiğimiz günlerde Varşova’da düzenlenen AGİT İnsani Boyut Toplantısı’nda yapılan konuşma da tam olarak bu soruyu gündeme getiriyor.

Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk Azınlığının kimliği ve aidiyeti, her şeyden önce azınlık mensuplarının kendi iradeleriyle ilgilidir. Kendini Türk olarak tanımlayan insanların kimliklerini ifade etmek için herhangi bir derneğin onayına ihtiyacı yoktur. Elbette Pomak kimliğini benimseyenler varsa, kendi kimliklerini ifade etmekte ve haklarını savunmakta özgürdür. Ancak kendi haklarını savunmakla başka bir topluluğun kimliğini ve temsilcilerini hedef almak arasında önemli bir fark vardır.

İskeçe Pomakları Derneği temsilcisi Benyamin Konte’nin Varşova’daki konuşması, bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Konuşmada, İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’nın kendilerini temsil etmediği, kendi müftüleri olmadığı ve seçimle göreve gelmediği yönündeki ifadeler öne çıkıyor. Böylece temsil ettiklerini iddia ettikleri topluluğun sorunlarını ve taleplerini uluslararası kamuoyuna duyurmak yerine, Batı Trakya Türk Azınlığının kimliğini ve temsilcilerini sorgulamayı, azınlık temsilcileri aleyhine ithamlarda bulunmayı tercih ediyorlar.

Daha da dikkat çekici olan, aynı konuşmacının İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’nın AGİT toplantısına katılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi. Bu yaklaşım, yalnızca müftünün temsil yetkisine itiraz etmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda onun temsil gücünün sorgulanması ve kamuoyu nezdindeki konumunun zayıflatılması sonucunu doğurabilecek bir söylem ortaya çıkıyor.

Burada ister istemez şu soru akla geliyor: Burada amaç temsil ettiklerini iddia ettikleri topluluğun haklarını savunmak mı, yoksa Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcilerini uluslararası kamuoyu önünde tartışmalı hale getirmek mi? Yani amaç üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi?

Bir dernek, kendisini kimin temsil edip etmediği konusunda elbette görüş bildirebilir. Ancak kendi temsil tercihlerini ortaya koymak başka, bir topluluğun dini liderinin temsil gücünü sorgulamak ve itibarını zedeleyebilecek bir söylem geliştirmek başkadır! İnsan hakları ve azınlık hakları gibi hassas konuların ele alındığı uluslararası bir platformda, bu ayrımın gözetilmesi gerekir.

Öte yandan, ortaya konan söylem, Yunanistan devletinin Batı Trakya Türk Azınlığının etnik Türk kimliğini tanımayan resmi tutumuyla da örtüşen bir görünüm sergiliyor. Bu durum, derneğin devlet adına hareket ettiğini kanıtlamaz. Ancak kullanılan söylemin mevcut resmi yaklaşımla benzerliği ve bunun doğurabileceği siyasi sonuçlar üzerinde durmayı gerekli kılar. Bir topluluğun kendi kimliğini savunma hakkından söz edilirken aynı coğrafyada yaşayan başka bir topluluğun kimliğinin ve temsilcilerinin tartışmaya açılması ciddi bir çelişkidir.

Çünkü kimlik özgürlüğü, yalnızca kişinin kendisini nasıl tanımladığıyla ilgili değildir; başkalarının kendilerini nasıl tanımladığına da saygı göstermeyi gerektirir.

Varşova’daki konuşmanın videosu incelendiğinde, dernek temsilcisinin kendi topluluğunun sorunlarını ve taleplerini Yunanistan devletine iletmekten çok, Batı Trakya Türk Azınlığını ve temsilcilerini eleştirmeye odaklandığı görülüyor. Bu, üzerinde durulması gereken son derece önemli bir noktadır.

AGİT gibi uluslararası platformlar, bir topluluğun başka bir topluluğun kimliğini veya temsilcilerini hedef alması için değil, yaşadığı sorunları anlatması, hak ihlallerini gündeme taşıması ve ilgili devletten çözüm talep etmesi için vardır. Konuşmanın ağırlık noktası, temsil ettiklerini söyledikleri grubun somut talepleri yerine Batı Trakya Türk Azınlığının kimliği, müftüsü ve temsilcileri oluyorsa, derneğin Varşova’daki önceliklerini sorgulamak kaçınılmaz hale gelir.

Burada özellikle altı çizilmesi gereken bir başka nokta da şudur: İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’nın toplantıya katılması ve Batı Trakya Türk Azınlığının dini lideri olarak varlık göstermesi neden rahatsızlık konusu yapılmaktadır? Onun temsil gücünü tartışmaya açmak ve toplantıdaki varlığını bir sorun gibi sunmak hangi somut sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır? Bu yaklaşım, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle uğraşmayı ön plana çıkarıyorsa, ortada ciddi bir amaç ve öncelik sorunu var demektir.

Sonuç olarak, Varşova’daki konuşmanın ortaya çıkardığı temel soru değişmiyor: Bu kişiler, temsil ettiklerini iddia ettikleri grubun sorunlarını ve taleplerini Yunanistan devletine ve uluslararası kamuoyuna duyurmak için mi oradaydı, yoksa Batı Trakya Türk Azınlığını, onun temsilcilerini ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’yı şikayet etmek için mi?

Amaç üzüm yemekse, herkes kendi bağındaki sorunları anlatır, çözüm ister ve haklarını savunur. Amaç bağcıyı dövmekse, kişi kendi bağındaki sorunları konuşmak yerine komşusunun bağına yönelir.

Varşova’da yaşanan ise ne yazık ki ikinci ihtimali düşündüren bir tablo ortaya koyuyor.




Haberler


FUEN TAG yıllık toplantısını Üsküp’te gerçekleştirildi

Amaç bağcıyı dövmek olunca

Muhabirler Derneğinden Batı Trakyalı gazetecilerle dayanışma mesajı

İTB Gençlik Buluşmaları’nın ekim ayı konuğu Mustafa Trampa

Dedeağaç’ta Uluslararası Fotoğraf Haftası etkinliği

Kış saati uygulaması 25 Ekim’de başlıyor

Gümülcine’de okullararası geri dönüşüm maratonu başlıyor

Maden sahasının kiralanması ve şirket bağışı tepki çekti

Batı Nil virüsü sonbaharda da etkisini sürdürüyor

Tarihi Beyazıt Camiinin açılışının kasım ayında yapılması bekleniyor

Kalkanca sakininden belediyeye çağrı: Çalışmalar ne zaman tamamlanacak?

GTGB Yeni Nesil Kolunun yeni yönetimi belirlendi