Anasayfa

13-02-2026
Seçilmiş Müftülerden Yunanistan’ın “Dini Mekanlar” raporuna tepki
Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı “Yunanistan’da dini nitelik taşıyan mekânlara yönelik olaylar” başlıklı rapora ilişkin açıklama yaptı.  
13 Şubat 2026 Cuma

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı “Yunanistan’da dini nitelik taşıyan mekânlara yönelik olaylar” başlıklı rapora ilişkin açıklama yaptı.
 
Türkçe, Yunanca ve İngilizce olarak yapılan açıklamada, devlet politikalarının olumlu değerlendirildiği ancak Batı Trakya Türk azınlığının uzun süredir dile getirdiği hukuki ve fiili sorunların yeterince ele alınmadığı belirtildi. Azınlığın yalnızca dini kimlik üzerinden tanımlanması eleştirilirken, müftülüklerin devlet denetimine bağlı yapısı ve toplulukların kendi dini liderlerini seçme hakkının sınırlı olması, anadilde eğitim hakkı ve vakıf yönetimlerinde özerklik gibi temel hakların güvence altında olmadığı vurgulandı.
 
Gümülcine ve İskeçe müftüleri İbrahim Şerif ve Mustafa Trampa’nın imzaladığı açıklama şöyle:
 
“YUNANİSTAN’DA DİNİ NİTELİK TAŞIYAN MEKÂNLARA YÖNELİK OLAYLAR” BAŞLIKLI RAPORA İLİŞKİN AÇIKLAMA
 
“Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Seçilmiş Müftüleri olarak, Yunanistan Cumhuriyeti Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı’na bağlı Din İşleri Genel Sekreterliği, Dini Eğitim ve Dinlerarası İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Din Özgürlükleri ve Dinlerarası İlişkiler Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı “Yunanistan’da dini nitelik taşıyan mekânlara yönelik olaylar” başlıklı raporu dikkatle incelemiş bulunmaktayız.
 
Söz konusu raporun mevcut devlet politikalarını büyük ölçüde olumlu, yeterli ve uluslararası hukukla uyumlu olduğu yönünde bir değerlendirme benimsediği görülmektedir. Raporun ilgili bölümleri bu konuda detaylı bir analiz sunuyor görünmekle birlikte, Batı Trakya Türk Azınlığı mensuplarının uzun yıllardır dile getirdiği bazı temel hukuki ve fiili meseleler yeterince ele alınmamakta ve tarafsızlıktan uzak değerlendirmeler resmi perspektifi yansıtmaktadır.
 
Bu bağlamda, Batı Trakya Türk azınlığının statüsünün Lozan Barış Antlaşması’na atıfla yalnızca dini bir azınlık olarak tanımlanması, hem antlaşmanın tarihsel bağlamını kısıtlayan bir yorumdur hem de çağdaş uluslararası insan hakları standartlarıyla bağdaşmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı, azınlık kimliğinin yalnızca din temelli değil, aynı zamanda dil, kültür, kolektif kimlik ve bireyin kendini tanımlama hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Rapor bu durumu dikkate almamaktadır.
 
Benzer şekilde, Batı Trakya’daki Müftülüklerin doğrudan yürütme organına bağlı kamu kurumları olarak yapılandırılması ve müftülerin belirlenmesi sürecinde nihai karar yetkisinin devlette bulunması, din özgürlüğü ve topluluk temelli özerklik ilkeleri açısından açık bir ihlal niteliği taşımaktadır. Raporda atıf yapılan danışma mekanizmaları, bu mekanizmaların bağlayıcılığının sınırlı olması, dini toplulukların kendi dini liderlerini serbestçe seçme hakkı konusunda soru işaretleri doğurmaktadır. Uluslararası insan hakları standartları, devletin dini toplulukların iç işleyişine müdahalesinin asgari düzeyde tutulmasını esas alırken, mevcut yapı devlet denetimini kurumsallaştırmaktadır.
 
Raporda 4964/2022 sayılı Kanun ile müftülerin yetki ve statülerinin açık biçimde tanımlandığı belirtilmekle birlikte, bu düzenlemenin; 1881 İstanbul Antlaşması, 1913 Atina Barış Antlaşması, 10 Ağustos 1920- Yunanistan’daki Azınlıkların Korunmasına Dair Antlaşma ve 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın hükümleriyle çeliştiği, dolayısıyla Batı Trakya Türk Azınlığı’nınhukuki özerkliğinin ihlali örtülmeye çalışılmıştır.
 
Öte yandan, Batı Trakya Türk Azınlığının ayrılmaz bir parçası olan Alevi-Bektaşi topluluğuna ilişkin düzenlemelerin raporda “tarihsel bir dönüm noktası” olarak nitelendirilmesi, aşırı iyimser ve gerçeği yansıtmayan bir değerlendirmedir. Bir yanda Batı Trakya Türk azınlığının yaklaşık yüz yıldır maruz kaldığı kimliğinin inkarı, din adamlarının ve vakıf yöneticilerinin seçimi, derneklerinin kapatılması gibi baskılar söz konusuyken, Batı Trakya Türk Azınlığı içerisinde uygulanmaya çalışılan kimlik ayrıştırması politikaları azınlığın bütüncül kimliğine yapılan bir saldırı niteliği taşımaktadır. Ayrıca, bu konudaki düzenlemelerin uygulanmasının sürdürülebilirliği ve topluluk içindeki gerçek ihtiyaçlara ne ölçüde yanıt verdiği hususu da belirsizdir.
 
Raporda, Rodos ve İstanköy’de yaşayan Azınlığın ibadet mekânlarına ilişkin olarak son yıllarda yürütülen bazı restorasyon ve idari düzenlemeler ayrıntılı biçimde aktarılmaktadır. Söz konusu düzenlemeler ve restorasyon çalışmaları, kültürel mirasın korunması bakımından olumlu adımlar olarak değerlendirilmekle birlikte, Ada Türklerinin anadilleri Türkçe’de eğitim alma haklarının 1972 yılından bu yana fiilen engellenmiş olması ve vakıf yönetimlerinin doğrudan yürütme organının belirleyici rolü altında yapılandırılması, Yunanistan’ın kendi sınırları içerisinde yaşayan azınlıkların korunmasına yönelik uluslararası yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediğini göstermektedir.
 
Sonuç olarak, raporun Batı Trakya Türk Azınlığı’nın durumuna ilişkin değerlendirmelerinin, Azınlık mensuplarının deneyimlerini ve beklentilerini daha doğrudan yansıtan, hak temelli bir perspektifle zenginleştirilmesinin faydalı olacağını düşünmekteyiz. Azınlığın öz tanımlama hakkı, kurumsal ve dini özerklik talepleri ile uluslararası insan hakları hukukundan doğan yükümlülüklerin, politika geliştirme süreçlerinde dikkate alınmasının, karşılıklı güvenin güçlenmesine ve kalıcı çözümlerin üretilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
 
Bu çerçevede, Batı Trakya Türk azınlığı temsilcileriyle yapıcı diyalog ve ortak çalışma zeminlerinin geliştirilmesinin önemini bir kez daha vurgulamak isteriz.”

Haberler


Seçilmiş Müftülerden Yunanistan’ın “Dini Mekanlar” raporuna tepki

Çiftçiler Sintagma Meydanı’ndan toplanıyor

Kosova’da ilk kez Türk Başbakan Yardımcısı

BTTDD Bursa ve İzmit şubelerinde genel kurul heyecanı

Politico anketi: Batı’da “3. Dünya Savaşı” endişesi artıyor

İskeçe’de müstakil ev çöktü, mahallede panik yaşandı

Doğu Makedonya ve Trakya’daki köprüler için iş birliği

Habipoğlu’ndan Miçotakis’in Lozan yorumuna tepki

Seyit Ali Sultan Dergâhı Postnişini Hasan Apti BAKEŞ’i ziyaret etti

Gümülcine Müftülüğünün ’Manevi Destek’ projesi devam ediyor

Eyalet Eğitim Müdürlüğünden ‘çocuk şarkısı’ savunması

Dr. Hikmet Cemiloğlu son yolculuğuna uğurlandı