16-04-2026
Necmettin Kahya: “Yolun sahibi devlet değil, canlardır”
SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.

SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.
Birlik ve bütünlük vurgusunun öne çıktığı söyleşide Kahya, özellikle “yolun erkânı”, rızalık ilkesi ve inanç önderliğinin belirlenmesi konularında dikkat çeken mesajlar verdi. Tartışmaların odağındaki konulara ilişkin görüşlerini açık bir dille paylaşan Kahya, hem inanç pratiğinin doğru anlaşılması hem de toplum içindeki dengelerin korunması gerektiğine işaret etti.
GÜNDEM: Alevilik-Bektaşilik nedir? Temel inanç ve düşünce yapısını nasıl tanımlarsınız?
Necmettin KAHYA: Alevilik-Bektaşilik, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı merkeze alan, tasavvufi bir İslam yorumudur. Bu yol, Horasan erenlerinin getirdiği tasavvufi anlayış ile Türk kültürünün ve değerlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Aynı zamanda Türk halk İslam’ı olarak da ifade edilir. Yani sadece bir inanç sistemi değil bir yaşam biçimi, bir ahlak ve irfan yoludur.
GÜNDEM: Alevilik ve Bektaşilik arasında bir fark var mıdır?
Necmettin KAHYA: Evet, bu konuda önemli bir ayrım vardır. Alevi, Alevi anne ve babadan doğar; yani bir soy bağı söz konusudur. Ancak Bektaşilikte durum farklıdır. Bektaşi olmak için ikrar vermek gerekir. Yani kişi kendi rızasıyla bu yola girer, bir mürşide bağlanır ve bu yolun gereklerini kabul eder. Dolayısıyla Bektaşilik daha çok gönüllülük esasına dayanır.
GÜNDEM: Batı Trakya’daki Bektaşiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Necmettin KAHYA: Batı Trakya’daki Bektaşiler, statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş olan Müslüman Türk azınlığının ayrılmaz bir parçasıdır. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu topluluk sadece bir köyden ibaret değildir.
GÜNDEM: Geçen mart ayında Alevilik Bektaşilik ve kanunlaşan dini tüzel kişilik hakkında Yunan ulusal basınında bir röportaj yer aldı. Bu konuşmayı ve söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Konuşmanın içeriğine baktığımızda bazı hususların eksik ve yanlış aktarıldığını görüyoruz. Her insan kendi yaşadığını anlatır, buna sözümüz yok. Ancak bir kişinin yaşadıklarını bütün bir topluma mal etmek doğru değildir. Hanımefendinin ifadeleri ve temsil ettiği yaklaşım, Batı Trakya’daki tüm Alevi-Bektaşi canları temsil etmez. Aksine bu ve benzeri söylemler, yaklaşık 10 yıl önce toplum içinde ayrışmaya sebep olmuştur. Alevi-Bektaşi toplumunu ikiye bölmüştür.
Ayrıca bu anlatım biçimi, sanki Alevi-Bektaşiler bütünüyle baskı altındaymış ve diğer Müslümanlardan kopukmuş gibi bir algı oluşturuyor. Bu da toplumu ayrıştıran bir dil ortaya çıkarıyor.
Üzülerek ifade ediyorum ki hanımefendinin bu açıklamaları etik olmayan, talihsiz açıklamalardır. Yapılan değerlendirmeler, doğup büyüdüğü çevreyle ve bu yolun yaşandığı gerçeklikle örtüşmemektedir. Kendisine, özüne ve sözde temsil ettiği çevreye dönüp bakmasını tavsiye ederim.
GÜNDEM: Bu bölünmeden neyi kastediyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Şunu açıkça ifade edelim: Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşilerin tamamı bu söylemleri paylaşmamaktadır. Geriye kalan büyük kesim, kendisini Müslüman Türk azınlığın bir parçası olarak görmektedir ve bu bütünlük içinde yaşamaktadır.
Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumu sadece bir köyden ibaret değildir. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu geniş yapıyı tek bir temsil üzerinden anlatmak doğru değildir.
GÜNDEM: Söz konusu röportajda yer alan kadın, başörtüsü ve ibadet konularındaki ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Bu konularda da bazı yanlış anlamalara kapı aralanmıştır. Başörtüsü meselesi, dediğim gibi, geçmiş yüzyılın kısır tartışmalarındandır. Bizim yolumuzu bunun üzerinden tarif etmek doğru değildir. Aynı şekilde “namaz kılınmıyor” gibi bir algı oluşuyor. Bu da yanlıştır. Bizim yolumuzda ibadet vardır, namaz da vardır. “Dört Kapı Kırk Makam” öğretisinin birinci kapısı olan şeriat kapısı bunun açık göstergesidir. Biz ibadeti inkâr etmeyiz, aksine onu derinleştiririz.
Sürekli dile getirdikleri baskıdan dolayı cem ibadetimizi gizli yapmak zorunda kalıyoruz söylemi de tamamen yanlıştır. Cem ibadeti zaten ikrarsız kişilere kapalıdır ancak katılabilmek için o cemaatin rızası gerekmektedir. Var olan gizlilik bu yüzdendir.
GÜNDEM: Geçen mart ayında Yunan ulusal basınında yer alan röportajda, Sünni toplumla ilgili “baskı” vurgusu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Her toplumda münferit sıkıntılar olabilir. Ancak bunu genelleştirip bir toplumu diğerine karşı konumlandırmak doğru değildir. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bir toplumu “baskı” dili üzerinden anlatmak, yeni kırılmalar doğurur.
Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü unutmamak gerekir. “İncinsen de, incitme.”
GÜNDEM: Ağustos 2025’te kabul edilen Alevi-Bektaşi dini tüzel kişiliği yasası hakkında görüşünüz nedir?
Necmettin KAHYA: Bu konu çok daha ciddi bir meseledir. Bu düzenleme, bir hak verme gibi sunulsa da özünde azınlığı bölmeye yönelik bir girişimdir. Çünkü Lozan Antlaşması ile herhangi bir izne ve denetime tabi olmadan ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Üstelik kabul edilen maddeler, bizim yolumuzun usul ve erkânına açıkça aykırıdır.
GÜNDEM: Bu aykırılık en çok nerede görülüyor?
Necmettin KAHYA: En açık örnek dedelerin belirlenmesi meselesidir. Bu yasaya göre dedeler; tüzel kişiliğin belirlediği üç kişi ile devletin, yani Eğitim ve Din İşleri Bakanlığının atayacağı iki kişiden oluşan bir komite tarafından seçilecektir.
Bu, bizim “El ele, el Hakk’a” ilkemize tamamen aykırıdır. Dedelik makamı, devletin atamasıyla belirlenmez. Bu yol rızalıkla yürür, bürokrasiyle değil.
GÜNDEM: Bu durumu nasıl nitelendiriyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Bu, bizim inancımız açısından düşkünlük sebebidir. Çünkü yolun erkânına müdahale vardır. İnanç önderini devlet belirliyorsa, orada artık yolun kendi iradesinden söz edemeyiz.
GÜNDEM: Daha geniş bir açıdan baktığınızda bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?
Necmettin KAHYA: Bu, devlet eliyle asimilasyonun en net örneklerinden biridir. Bir toplumu tanıdığını söyleyip, onun içyapısını değiştirmek, erkânını dönüştürmek bu kabul edilemez.
GÜNDEM: Son olarak ne söylemek istersiniz?
Necmettin KAHYA: Alevi-Bektaşi yolu; birlik, rıza ve hakikat yoludur. Bu yol dışarıdan şekillendirilemez. Yolun sahibi devlet değil, talibi ve canlarıdır. Tüzel kişiliğin ve benzeri yaklaşımların da bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Yol, ayrıştırarak değil birleştirerek yaşar.