Anasayfa

07-08-2026
Azınlık eğitimi "yasalar böyle diyor" denilerek tasfiye edilemez
Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim meselesi bugün belki de tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Ancak bu dönemde endişe veren bir husus varsa o da artık konuşulacak konuların değişmiş olmasıdır.
7 Ağustos 2026 Cuma

Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim meselesi bugün belki de tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Ancak bu dönemde endişe veren bir husus varsa o da artık konuşulacak konuların değişmiş olmasıdır.

Bir zamanlar azınlık eğitiminin nasıl daha kaliteli hale getirileceğini tartışıyorduk. Öğretmen ihtiyacını, ders kitaplarını, okul binalarını, okul öncesi anaokulu eğitimi, Türkçe – Yunanca eğitim verecek azınlık anaokullarını, iki dilli eğitimin güçlendirilmesini, çağdaş eğitim modellerini konuşuyorduk. Azınlık eğitimiyle ilgili taleplerimizi sıralıyorduk. Ancak ne yazık ki bu taleplere karşı yönetim yıllarca sağır ve dilsizi oynadı. Hala da bu rolü istikrarlı bir şekilde yerine getirmeye devam ediyor.

Bugün ise bütün bunlar gündemin ikinci sırasına düştü. Artık tek bir hedef kaldı: Kalan az sayıdaki Türk azınlık okulunu açık ve faal tutabilmek.

Aslında bu bile tek başına Batı Trakya Türk azınlık eğitiminin hangi noktaya sürüklendiğinin en açık göstergesidir. Eğitim, sürekli bir gelişmeye, iyileşmeye muhtaçtır. Batı Trakya Türk Azınlığı ise artık eğitim sistemini geliştirmek için değil, yaşatabilmek için mücadele ediyor.

Bunun sorumlusu kim?

Bu sorunun cevabı yıllardır değişmiyor. Bunun sorumlusu yıllardır değişmeyen devlet politikası. Çünkü hangi hükümet iş başına gelirse gelsin, azınlık eğitimi söz konusu olduğunda değişen pek fazla şey olmuyor. Azınlığın talepleri dinlenmiyor, önerileri dikkate alınmıyor, sorunları çözüme kavuşturulmuyor. Buna karşılık okul kapatmaları, kayıt engelleri, encümenlere yönelik yasak ve engellemeler, öğretmen camiasının yıllarca görülmeye talepleri ve eğitim alanını daraltan uygulamalar istikrarlı biçimde devam ediyor.

Üstelik bütün bunlar yapılırken kamuoyuna sunulan gerekçe neredeyse hiç değişmiyor: "Kanun bunu öngörüyor" , "Mevzuat böyle" , "Yasa uygulanıyor" , “Devlet azınlık eğitimini destekliyor.”

Peki gerçekten mesele bundan mı ibaret? Hayır değil. Çünkü Batı Trakya’daki Türk azınlık eğitimi, Yunanistan’daki sıradan devlet okullarından birinde olduğu gibi bir sistem değildir. Bunu görmezden gelmek, meselenin özünü inkâr etmektir.

Batı Trakya Türk azınlık eğitimi, başta Lozan Antlaşması olmak üzere uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış özel bir hukuki statüye sahiptir. Bu statü, Yunanistan’ın tek taraflı idari tercihleriyle daraltılabilecek bir alan değildir. Lozan Antlaşması, Yunanistan’a sadece azınlığın okul açma hakkını tanımamaktadır. Aynı zamanda bu eğitim sistemini koruma, yaşatma ve ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğu da yüklemektedir.

İşte tam da bu noktada temel sorun ortaya çıkıyor. Yunanistan, Batı Trakya söz konusu olduğunda Lozan Antlaşması’na sık sık atıfta bulunuyor. Ancak konu Türk azınlığının eğitim haklarına geldiğinde aynı Lozan’ı görmezden geliyor. Azınlık ilkokullarını, uluslararası statüye sahip eğitim kurumları olarak değil, sıradan devlet ilkokulları gibi değerlendiriyor. Öğrenci sayısı azaldı diye okul kapatıyor. Kayıtları genel eğitim mevzuatına göre sınırlandırıyor. Azınlığın itirazlarını ise "kanun böyle" diyerek geçiştiriyor. Oysa burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış bir hakkı, sıradan bir iç hukuk düzenlemesiyle fiilen etkisiz hale getiremezsiniz.

İç hukuk, uluslararası yükümlülükleri ortadan kaldırmanın aracı olamaz. Tam tersine, iç hukuk bu yükümlülükleri yerine getirmenin aracı olmak zorundadır.

Son yıllarda yaşananlara bakıldığında tablo daha da çarpıcı hale geliyor. 1995 yılında Batı Trakya’da 231 Türk azınlık ilkokulu vardı. Bugün 76 ilkokul kaldı. Sadece son birkaç yılda onlarca okul öğrenci azlığı gerekçesiyle kapatıldı. Yakın köylerdeki okullar birlikte planlanarak yaşatılabilecekken bu yönde çözümler üretilmedi. Azınlık kurumlarıyla gerçek anlamda istişare yapılmadı. Encümen heyetlerinin görüşleri dikkate alınmadı. Bazı köy okullarına çevre köylerden öğrenci kaydı yapılmasına izin verilmedi. Velilerin azınlık okulları yerine devlet okullarına yönlendirildiğine ilişkin iddialar ise her geçen yıl daha fazla dile getirilmeye başlandı.

Daha vahimi ise şu: Bir yandan okul sayısı azaltılırken, diğer yandan azınlık eğitiminin niteliğini yükseltecek talepler yıllardır cevapsız bırakılıyor.

Daha iyi okul binaları. Daha güçlü eğitim programları. Daha çağdaş ders materyalleri. Öğretmen yetiştirme sisteminin iyileştirilmesi, geliştirilmesi. Azınlık okullarındaki eğitim kadrosunun talepleri, hizmet içi eğitimleri. Bunların hiçbiri gündeme alınmıyor.

Sonra da dönüp deniliyor ki: "Öğrenci sayısı azalıyor." Oysa şu soruyu sormak gerekiyor: Bir eğitim sistemini yıllarca ihmal edip, taleplerini görmezden gelip, gelişmesini engelleyip ardından da "öğrenci azaldı" gerekçesiyle okul kapatmak gerçekten hukuk devleti anlayışıyla bağdaşır mı?

Yoksa bu, sorunu çözen değil, sorunun sonucunu gerekçe yapan bir yaklaşım mıdır? Batı Trakya Türk Azınlığı bugün devletten olağanüstü ayrıcalıklar istemiyor. Lozan Antlaşması’nın öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesini istiyor. Azınlık eğitimi statüsüne uygun davranılmasını istiyor. Kendisiyle istişare edilmesini istiyor. Okullarının yaşatılmasını istiyor. Eğitimin kalitesinin yükseltilmesini istiyor. Çocuklarının Türkçe ana dilinde ve ülkenin resmi dili Yunanca’da çağdaş şartlarda eğitim alabilmesini istiyor. Azınlık anaokulları istiyor. Bunlar siyasi talepler değildir. Bunlar hukuki yükümlülüklerin doğal sonucudur.

Bugün Batı Trakya’da asıl tartışılması gereken soru kaç okulun daha kapanacağı değildir.

Asıl soru şudur: Yunanistan, uluslararası antlaşmalardan doğan yükümlülüklerini daha ne kadar "yasalar böyle diyor" cümlesinin arkasına saklayarak ertelemeye devam edecektir?

Ve unutulmamalıdır ki; azınlık eğitimi, Yunanistan’ın azınlığa sunduğu bir imtiyaz değil, uluslararası hukuk çerçevesinde korumakla yükümlü olduğu temel bir haktır.



Haberler


Kesriye’de "koyun-keçi çiçeği" hastalığı nedeniyle acil önlemler alındı

Batı Nil Virüsü vakaları son bir haftada 23 artarak 65’e yükseldi

Kosmidu ve “kurumsal tarafsızlık”

Azınlık eğitimi "yasalar böyle diyor" denilerek tasfiye edilemez

Hakkın aynasını kırmayalım

İskeçeli Kur’an kursu öğrencileri Bolu ve İstanbul’u gezdi

Miçotakis: “Yunanistan artık yolsuzluk ağlarının ve kayırmacılığın esiri olamaz”

Yapay Zeka - Anlamını Yitiren Sıfatlar - Gerçeğin Sorgulanması

Rodop ilinde muhasebe büroları 10-21 Ağustos’ta kapalı olacak

EEDA: Yunanistan’da hukukun üstünlüğünü zedeleyen yapısal sorunlar sürüyor

Alantepe Yağlı Güreşleri ve Kültürel Etkinlikleri 21-23 Ağustos’ta yapılacak

Selanik’teki Trakya Futbol Kulübü yeni sezon hedeflerini belirledi