05-11-2026
“Müftü” mü, atanmış memur mu?
Yunanistan devletinin Batı Trakya Türk Azınlığına müftü olarak atadığı isimlerin göreve başlama süreci, temsil iddiası ile idari gerçeklik arasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi.

Yunanistan devletinin Batı Trakya Türk Azınlığına müftü olarak atadığı isimlerin göreve başlama süreci, temsil iddiası ile idari gerçeklik arasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Atina’da bakanlık düzeyinde yemin eden atanmış müftülerin, bölgeye geldiklerinde görevlerini Eğitim Bakanlığına bağlı yerel bürokratların makamında devralması, müftülük makamının devlet tarafından nasıl konumlandırıldığı sorusunu da beraberinde getirdi.
Batı Trakya Türk Azınlığının yıllardır itiraz ettiği müftülük meselesi, yalnızca bir atama tartışması değildir. Mesele, azınlığın kendi dini liderini belirleme hakkı, dini kurumlarının özerkliği ve toplumun iradesine saygı gösterilmesiyle doğrudan ilgilidir.
Azınlığın kabul etmediği bir yöntemle Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine atanan isimlerin, Batı Trakya Türk Azınlığının dini liderleri olarak sunulması ve lanse edilmesi zaten başlı başına tartışmalı bir yaklaşım. Son gelişmeler ise bu tartışmaya yeni ve dikkat çekici bir boyut ekledi.
BAKANLIKTA YEMİN, YEREL BÜROKRATIN MAKAMINDA GÖREVE BAŞLAMA
Tayinli Gümülcine Müftüsü Bilal Kara Halil ve tayinli İskeçe Müftüsü Şükrü Şerif Damadoğlu, geçtiğimiz günlerde Atina’da Eğitim Bakanlığında düzenlenen törende, bakanın huzurunda yemin ederek görevlerine başladı. Bakanlık düzeyinde yapılan bu törenle, devletin verdiği ancak azınlığın itiraz ettiği makamın önemi ve statüsü vurgulanmak istendi.
Ne var ki Atina’daki törenden sonra bölgeye gelen her iki isim, görevlerini Eğitim Bakanlığına bağlı Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Eğitim Müdürünün ofisine giderek devraldı.
Burada akla şu soru geliyor: Azınlığın dini liderleri olarak sunulan kişiler, neden görevlerini Eğitim Bakanlığının yerel bürokratlarının makamında devralıyor?
Toplumun dini liderliğine getirildiği iddia edilen kişilerin, göreve başlama sürecinde yerel idari hiyerarşinin bir parçası olarak konumlandırılması, müftülük makamının devletin gözündeki gerçek statüsüne dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.
TOPLUMSAL TEMSİL BAŞKA, İDARİ GÖREVLENDİRME BAŞKA
Bu son süreç, söz konusu kişilerin devlet nezdindeki idari konumunu daha görünür hale getirdi. Bakanlıkta yemin eden, ardından bölgedeki eğitim bürokratlarının makamına giderek görev devralan bu isimler, hangi sıfatla ve kimin adına görev yapıyor? Azınlığın dini liderleri olarak mı, yoksa Eğitim Bakanlığının atadığı ve idari mekanizma içinde çalışan memurlar olarak mı?
Bu soruların cevabı, törenlerin görkeminden ya da kullanılan unvanlardan çok daha önemlidir.
DEVLETİN KENDİ UYGULAMASIYLA ORTAYA ÇIKAN ÇELİŞKİ
Yunanistan devleti, atanmış müftüleri Batı Trakya Türk Azınlığının dini liderleri olarak lanse etmeye çalışırken, göreve başlama sürecinde onları kendi bürokrasisinin yerel idari mekanizması içinde konumlandırıyor.
Bir tarafta azınlığın dini liderliği iddiası, diğer tarafta bakanlığa bağlı yerel idare üzerinden yürütülen bir görevlendirme süreci… Bir tarafta azınlığı temsil ettiği ileri sürülen bir makam, diğer tarafta görevin yerel bürokratların huzurunda ve ofisinde devralınması…
Bu durum, atanmış müftülerin meşruiyet tartışmasını çözmek bir yana, makamın devlet bürokrasisi içindeki yerini daha da belirgin kılıyor. Üstelik uygulama, atanan isimlere de görevlerini hangi idari yapı içinde yürüteceklerini hatırlatan bir görüntü sunuyor.
ASIL MESELE AZINLIĞIN İRADESİDİR
Batı Trakya Türk Azınlığının müftülük konusundaki itirazı, kişisel isimlerden veya makamların şekli uygulamalarından ibaret değildir. Asıl mesele, azınlığın dini liderini kendi iradesiyle belirleyebilmesi ve dini kurumlarının toplumun kabulüyle faaliyet göstermesidir.
Bir müftünün toplumun dini lideri olabilmesi için öncelikle o toplumun güvenini ve kabulünü kazanması gerekir. Devletin ataması, resmi törenler ve idari görevlendirmeler bu temel gerçeğin yerini tutamaz.
Son yaşananlar bir kez daha gösteriyor ki müftülük meselesinde asıl tartışma, makamın adı değil, o makamın kime karşı sorumlu olduğu ve kimi temsil ettiğidir.
Batı Trakya Türk Azınlığının dini liderliği, yerel bürokratik makamların görevlendirmesiyle değil, azınlığın iradesi ve kabulüyle anlam kazanır.