Anasayfa

28-01-2021
'29 Ocakları doğuran politikalar devam ediyor'
İskeçe Türk Birliği (İTB), 29 Ocak "Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü"nün yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yayımladı.
28 Ocak 2021 Perşembe

İTB tarafından yayımlanan ve 29 Ocakların, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesinde bir milat olduğunun vurgulandığı açıklama şöyle:

"29 Ocaklar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arama mücadelesinde dönüm noktası olmakla birlikte, toplumumuzun asırlarca yaşadığı bu topraklarda insanca yaşama iradesini önce yaşadığı ülkeye daha sonra da tüm dünyaya haykırdığı bir milattır.

'29 Ocak 1988 Milli Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü', 1967 Albaylar Cuntasıyla başlayan, 1980’lerde zirveye çıkan ve Müslüman Türk Azınlığı’nı hedef alan baskıcı ve ayrımcı politikalara karşı toplumsal tepkinin ete kemiğe büründüğü tarihtir. İsminde "Türk" kelimesinden dolayı tarihi derneklerimizin Yunanistan mahkemelerince haklarında kapatılma kararı verilmesi, bardağı taşıran son damla olmuş, azınlık elinden alınan vatandaşlık ve azınlık haklarının yanı sıra, milli kimliğinin de inkâr edilmesine karşı "ARTIK YETER" demiş ve tarihindeki en büyük toplumsal tepki eylemini ortaya koymuştur. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, bugüne kadar her vesilede Türk milli kimliğini inkâr eden anlayışa gereken yanıtı, demokratik şartlar çerçevesinde vermiştir. Azınlığın sesinden ve tercihlerinden rahatsız olan anlayış bunu görmek istemese de, bu gerçeği asla gizleyemez ve değiştiremez.

Batı Trakya Türkünün haksızlıklara ve baskılara "ARTIK YETER" demesinin üzerinden iki yıl sonra 29 Ocak 1990 tarihinde azınlık aleyhine, bazı "karanlık mihraklar" tarafından, "karanlık yöntemler" kullanılarak azınlık toplumu aleyhine gerçekleştirdikleri saldırı ve şiddet olaylarının üzerinden 31 yıl geçmiş olmasına rağmen asla unutulmadı. Yunanistan’ın demokrasi tarihine "karanlık bir sayfa"ya mal olan 29 Ocak 1990 olayları için vatandaşı olduğumuz devletten 31 yıl boyunca hala samimi bir özür gelmemesini de bir kez daha hatırlatmak isteriz.

29 Ocakları doğuran baskı ve ayrımcılık politikalarının kurbanlarından biri de Batı Trakya Türklerinin ilk sivil toplum kuruluşu olan İSKEÇE TÜRK BİRLİÄžİ’dir. Uzun bir iç hukuk maratonundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AHM) davayı kazanan İskeçe Türk Birliği, 13 yıldan bu yana bu kararın uygulanmasını ve derneğin resmi statüsünün iade edilerek, yıllarca süren haksızlığın ortadan kaldırılmasını bekliyor. Ülkemiz Yunanistan’ın 13 yıldır AİHM kararını uygulamamakta ortaya koyduğu ısrarın Batı Trakya’daki demokrasi ve azınlık haklarını yaraladığını, devlet ile azınlık arasındaki güven ortamının oluşmasında engel teşkil ettiğini vurgulamak isteriz.

Aradan 30 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, 29 Ocakları doğuran politikaların büyük ölçüde ortadan kalkmadığı, bunların esasen devam ettiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu politikaların devam etmesi demokrasi açısından endişe vericidir. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın farklı alan ve konulardaki tercihlerini, taleplerini, beklentilerini, isteklerini ve dahi haklarını görmezden gelerek, "karar alıyorum ve uyguluyorum" yönteminin devam etmesi bunun bariz göstergesidir!...

Bu vesileyle 29 Ocaklarda, Batı Trakya Türk Toplumu’nun insanca ve haklarına sahip olarak yaşayabilmesi için mücadele eden toplum fertlerini saygıyla selamlıyor, fani dünyadan göç edenlere ise Allah’tan rahmet diliyoruz."

Haberler


İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’dan Dolaphan Ortaokulu’ndaki ’Kalanta’ etkinliğine tepki

Dünya Yunanca Dili Günü etkinliği için İstanbul ve Yunanistan’dan öğrenciler bir araya geldi

Et fiyatları yüzde 13 arttı

Avramopulos’tan Atina – Ankara temasına destek

BTAYTD yönetiminden Mustafa Trampa’ya ziyaret

Ahmet Kurt: “Dolaphan ortaokulundaki etkinlik için herhangi bir ödeme yapılmamıştır”

Dolandırıcılık girişimi polis operasyonuyla engellendi

Silahlı Kuvvetlerde casusluk soruşturması sürüyor

Dolaphan’daki ortaokulda “Kalanta” etkinliği tepkilere yol açtı

Yassıköy gişelerindeki kazada karar çıktı

BTAYTD Kadınlar Kolundan çocuklar için oyuncak kampanyası

Erdoğan–Miçotakis görüşmesi öncesi Marinakis’ten dikkat çeken yazı