21-07-2026
Kosmidu’dan dikkat çeken açıklama: Türkiye Dışişleri’ne yanıt verdi, azınlığın temel itirazlarına değinmedi
Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu, Batı Trakya’da sekiz Türk azınlık ilkokulunun kapatılması ve İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulunda bazı öğrencilerin kayıtlarının üç ay sonra iptal edilmesine yönelik kamuoyunda artan tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu, Batı Trakya’da sekiz Türk azınlık ilkokulunun kapatılması ve İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulunda bazı öğrencilerin kayıtlarının üç ay sonra iptal edilmesine yönelik kamuoyunda artan tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yaptı.
Kosmidu’nun imzasını taşıyan açıklama, yalnızca eğitim alanındaki idari uygulamaları savunmakla kalmayıp, Türkiye Dışişleri Bakanlığının Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin son açıklamalarına doğrudan cevap vermesi bakımından da dikkat çekti.
BAKANLIĞA BAKANLIK DEĞİL, EYALET EĞİTİM MÜDÜR VEKİLİ YANIT VERDİ
Açıklamanın en dikkat çekici yönlerinden biri, Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamalarına Yunanistan Dışişleri Bakanlığı veya Eğitim Bakanlığı yerine bir Eyalet Eğitim Müdür Vekilinin yanıt vermesi oldu.
Kosmidu açıklamasında, Türkiye Dışişleri Bakanlığının azınlık okullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunma konusunda "hukuki ve fiili meşruiyetinin bulunmadığını" ileri sürdü.
RUM AZINLIK OKULLARINI BATI TRAKYA’DAKİ AZINLIK EĞİTİMİYLE KARŞILAŞTIRDI
Kosmidu’nun açıklaması, yalnızca Batı Trakya’daki azınlık eğitimiyle sınırlı kalmadı. Açıklamada, İstanbul Rum Azınlığının büyük ölçüde geçmişte uygulanan devlet politikaları nedeniyle ortadan kalktığı öne sürülürken, Türkiye’deki Rum azınlık okullarının durumu da Batı Trakya’daki Türk azınlık eğitimiyle karşılaştırıldı.
Ancak söz konusu değerlendirmelerin, Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdürlüğünün görev ve yetki alanını aşan siyasi ve diplomatik konulara ilişkin olması dikkat çekti.
SAYISAL VERİLERLE SAVUNMA YAPTI
Kosmidu, sekiz Türk azınlık ilkokulunun kapatılmasının azınlık okullarına yönelik özel bir uygulama olmadığını savundu.
Açıklamada, aynı dönemde bölgede 39 devlet okulunun da faaliyetlerini durdurduğu belirtilerek, okul kapatmalarının temel nedeninin yalnızca azınlık okullarına yönelik bir politika değil, Avrupa genelinde yaşanan demografik gerileme olduğu savunuldu.
Ayrıca, azınlık okullarının kapatılması için aranan asgari öğrenci sayısının devlet okullarına kıyasla daha düşük olduğu, buna karşın bu okullarda öğrenci başına düşen öğretmen sayısının daha yüksek olduğu belirtildi.
AZINLIĞIN TEMEL İTİRAZLARINA YANIT YOK
Buna karşın açıklamada, Batı Trakya Türk Azınlığının uzun yıllardır dile getirdiği temel itirazlardan biri olan azınlık eğitiminin Lozan Antlaşması ve ilgili ikili anlaşmalarla güvence altına alınan özerk statüsüne değinilmedi.
Azınlık kurumları, bugüne kadar azınlık okullarının Yunanistan’daki devlet okullarıyla aynı kriterler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, bu okulların uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan özel bir hukuki statüye sahip olduğunu savunuyor.
Kosmidu’nun açıklaması ise okul kapatmalarını ağırlıklı olarak ülke genelindeki eğitim planlaması ve demografik veriler çerçevesinde ele alırken, azınlık kurumlarının öne çıkardığı bu hukuki argümana herhangi bir yanıt içermedi.
İSKEÇE MERKEZ TÜRK AZINLIK İLKOKULUNDAKİ KAYIT KRİZİ
İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulunda kabul edilmeyen öğrenci kayıtlarıyla ilgili olarak ise açıklamada, veliler tarafından kayıt sırasında sunulan belgelerin mevzuata aykırı olduğunun tespit edildiği ve velilerin bu durumu kabul ettiği ileri sürüldü.
Ancak açıklamada, konuya ilişkin olarak velilerin ve Batı Trakya Türk Azınlığını temsil eden kurumların değerlendirmelerine veya taleplerine yer verilmedi.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE LOZAN VAR
Açıklamada Lozan Antlaşması’na sık sık atıfta bulunulurken, antlaşmaya göre azınlığın “etnik azınlık değil, dini azınlık" olduğu iddiasının özellikle vurgulandığı görüldü.
Buna karşılık, Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim alanındaki talepleri, Lozan Antlaşması’nın tanıdığı eğitim hakları ve azınlık okullarının tarihsel süreç içinde sahip olduğu özel statü çerçevesinde dile getiriliyor.
Ancak Kosmidu imzasıyla yayımlanan açıklama, Yunanistan’ın konuya ilişkin resmi tezlerini ayrıntılı biçimde ortaya koyarken, Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim alanındaki temel hukuki itirazlarına ve taleplerine yanıt vermemesi dikkat çekti.
MARİGULA KOSMİDU İMZASIYLA YAYIMLANAN AÇIKLAMA
Doğu Makedonya – Trakya Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu imzasıyla bugün (21 Temmuz Salı) yayımlanan açıklama şöyle:
Faaliyetleri durdurulan azınlık okullarının sayısı, faaliyetleri durdurulan devlet okullarının sayısının oldukça altındadır. Buna göre;
• Meriç ilinde: 10 devlet okuluna karşılık 1 azınlık okulu,
• Rodop ilinde: 11 devlet okuluna karşılık 5 azınlık okulu,
• İskeçe ilinde: 10 devlet okuluna karşılık 2 azınlık okulu,
• Bölge Eğitim Müdürlüğü genelinde ise: 39 devlet okuluna karşılık 8 azınlık okulu faaliyetlerini durdurmuştur.
Yukarıda yer verilen sayısal veriler açıkça göstermektedir ki, azınlık okullarına yönelik herhangi bir hedef alma veya ayrımcı uygulama söz konusu değildir. Bu okullar da, ülke genelinde yaşanan küçülme sürecinden etkilenmektedir. Bu süreç, son yıllarda tüm Avrupa kıtasını giderek daha fazla etkisi altına alan demografik sorunların doğal bir sonucudur.
Öte yandan, azınlık öğrencilerinin velileri de çocuklarını hangi okulda okutacaklarını özgür iradeleriyle seçme hakkına sahiptir. Bu nedenle, okul yapılanmasının da değişmesi kaçınılmazdır. Günümüzde tercih, öğrencilerin yeni öğretim programlarından tam anlamıyla yararlanabildiği, daha fazla sosyalleşme imkanına sahip olduğu, iş birliğine dayalı öğrenme yöntemlerinin uygulandığı, uzman eğitim kurumlarına daha yakın bulunan, özel eğitim ve kültürlerarası ilkokullar gibi farklı eğitim birimlerinden faydalanabildiği ve genel olarak eğitim olanaklarının daha geniş olduğu çok öğretmenli ve çok sınıflı okullara yönelmektedir. Böylece öğrencilerin daha kapsamlı ve çok yönlü bir eğitim almaları amaçlanmaktadır.
Ayrıca özellikle belirtilmelidir ki, azınlık okulları için oldukça avantajlı bir uygulama yürürlüktedir. Bir azınlık ilkokulunun faaliyetinin durdurulması için gereken asgari öğrenci sayısı, devlet ilkokullarına uygulanan sınırın oldukça altındadır.
Nitekim devlet ilkokullarında bu sınır 15 öğrenci iken, azınlık ilkokullarında yalnızca 9 öğrencidir.
Bunun yanında, azınlık ilkokullarında 9 öğrenciye 2 öğretmen düşerken, devlet ilkokullarında 15 öğrenciye 1 öğretmen görev yapmaktadır.
Kaldı ki, bu yıl faaliyetleri durdurulan azınlık okullarının tamamı iki öğretmenli okullar olup, öğrenci sayıları yasal asgari sınır olan 9 öğrencinin altında kalmıştır.
Aynı zamanda, Trakya’daki azınlık okullarının ve bu okullarda öğrenim gören öğrenci sayısındaki azalmanın, Avrupa’nın ortak demografik sorunundan kaynaklandığı özellikle vurgulanmalıdır.
Buna karşılık, İstanbul Rum toplumunun neredeyse tamamen ortadan kalkması demografik gelişmelerin değil, geçmiş yıllarda sistematik biçimde uygulanan devlet politikaları ve zorunlu göç uygulamalarının bir sonucudur. Bu konuda rakamların ortaya koyduğu gerçekler tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır.
Ülkemiz, Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini eğitim alanında eksiksiz ve kararlılıkla yerine getirmektedir. Eğitim konusu, sonradan ilgi göstermeye başlayan üçüncü tarafların siyasi amaçlarla kullanabileceği bir alan değildir.
Her hâlükârda, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının, Yunanistan’daki azınlık okullarının işleyişi hakkında görüş bildirme konusunda ne hukuki ne de fiili bir yetkisi ya da meşruiyeti bulunmaktadır.
Lozan Antlaşması uyarınca söz konusu azınlık etnik değil, dini bir azınlıktır.
Yunanistan, yalnızca Lozan Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmekle kalmamakta, azınlık okulları için antlaşmada öngörülenlerin çok ötesinde uygulamalar da gerçekleştirmektedir.
Devlet, hem Yunanca eğitim programında hem de azınlık eğitim programında görev yapan öğretmenlerin maaşlarını ödemekte; okulların tüm işletme giderlerini (elektrik, su, telefon, kırtasiye malzemeleri, ekipman bakımı vb.) karşılamakta; öğrencilerin ulaşım masraflarını ve temizlik personelinin ücretlerini tamamen üstlenmekte; ayrıca okulların elektronik ve eğitim materyalleriyle donatılmasını ve binalarının bakımını sağlamaktadır.
Buna karşılık, Türkiye devleti İstanbul ve Gökçeada’daki azınlık okullarına yalnızca "top ve spor malzemesi" sağladığını, Türkiye Milli Eğitim Bakan Yardımcısı’nın İskeçe ziyareti sırasında yaptığı açıklamada ifade etmiştir. Bunun dışındaki tüm giderler ise sayıları oldukça azalmış olan azınlık toplumu tarafından karşılanmaktadır.
İskeçe 1. Azınlık Okulu’na kabul edilmeyen öğrenci kayıtlarına ilişkin olarak ise, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında önemli bir hususa hiç değinilmemektedir. Söz konusu açıklamada, okula ilk kayıt için sunulan belgelerin hukuka aykırı olduğu belirtilmemiştir. Oysa yetkili makamlar tarafından yapılan inceleme sonucunda bu belgelerin usulsüz olduğu tespit edilmiş; belgeleri okula teslim eden veliler de bu durumu kabul etmiştir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, gerekli öğrenci sayısına ulaşıldıktan sonra Mehrikoz (Kehros) Azınlık Okulunun yeniden eğitime açılmış olmasına da hiçbir şekilde yer verilmemektedir. Nitekim yapılan denetim sonucunda, bu okul için sunulan kayıt başvurularının hukuka uygun olduğu belirlenmiş ve okul yeniden faaliyete geçirilmiştir.
Geçtiğimiz yıl İskeçe’ye bağlı Mizanlı Azınlık Okulu ile ilgili yapılan açıklamaları ve İskeçe Milletvekili Sayın Hüseyin Zeybek’in Yunan Parlamentosuna sunduğu soru önergesini de hatırlatmak isteriz. Söz konusu okul, kayıt sırasında ibraz edilen belgelerin yapılan inceleme sonucunda hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle yeniden eğitime açılamamıştır.
Azınlık okullarının yeniden açılmasını sağlamak amacıyla sahte veya gerçeğe aykırı belgelerle başvuru yapılmasına yönelik her türlü girişim kesinlikle kabul edilemez. Daha da vahimi, küçük çocukların, kurumsal yapı dışında faaliyet gösteren odakların kararları doğrultusunda yönlendirilen birer araç haline getirilmesi ve bu amaçla kullanılmalarıdır. Bu tür uygulamalar açık biçimde kınanmalıdır.
Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı açısından tek ve öncelikli ölçüt, öğrencilerin yararıdır. Bunun dışında herhangi bir ölçüt söz konusu değildir.
Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı adına
Eyalet Eğitim Müdür Vekili
Marigula Kosmidu”