03-11-2026
BM’de Yunanistan’ın insan hakları sicili incelendi
ABTTF Başkanı: “Ülkemiz Türk kimliğimizi, eğitim ve dini özerkliğimizi yok sayarak bizi dış politika ve güvenlik meselesi olarak ele alıyor! Yunanistan’ın azınlığımızla ilgili konularda Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla açıklama yapması, bizi kendi vatandaşları olarak değil, potansiyel bir tehdit olarak gördüğünü ortaya koyuyor.”

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) Çalışma Grubu, 2 Kasım Pazartesi günü Yunanistan’ın dördüncü dönem insan hakları incelemesini gerçekleştirdi. UPR Çalışma Grubu’nun 53. oturumu kapsamında İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Yunanistan incelemesine Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı katılarak incelemeyi yerinde takip etti.
BM üyesi tüm devletlerin insan hakları durumlarının belirli aralıklarla diğer devletler tarafından değerlendirildiği UPR mekanizması kapsamında Yunanistan’ın BM Cenevre Daimi Temsilcisi Büyükelçi İoannis Ghikas’ın başkanlık ettiği ve çeşitli bakanlıklardan toplam 34 kişinin olduğu Yunanistan heyeti 2021 yılındaki bir önceki incelemeden beri insan haklarının geliştirilmesi yönünde attıkları adımları aktardılar.
Ülke sunumunu video mesaj aracılığı ile yapan Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandra Papadopulu yargı reformları, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlara yönelik şiddetle mücadele, çocuk ve engelli hakları, göç ve iltica politikaları ile ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konularında gerçekleştirilen yasal ve idari düzenlemeleri aktardı.
İncelemeye katılan ve incelemede söz alan 99 devlet temsilcisi, özellikle göçmen ve sığınmacı hakları, geri itme iddiaları, kadınlara yönelik şiddet, yargı sisteminin işleyişi, ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadele ile insan hakları savunucularının korunması alanlarında tavsiyelerde bulundular. Devletler, Yunanistan’ın Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele İkinci Ulusal Eylem Planı’nın etkin biçimde uygulanmasını ve nefret söylemiyle mücadelenin güçlendirilmesini tavsiye ederken göç ve iltica alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına yönelik kısıtlayıcı yasal düzenlemeler, kayıt koşulları ve cezai yaptırımların gözden geçirilmesini, bu kuruluşların ve insan hakları savunucularının faaliyetlerini özgürce sürdürebilmelerinin güvence altına alınmasını istediler.
İncelemede söz alan Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığının etnik Türk kimliğinin tanınmasını, azınlığın dini işlerine devlet müdahalesine son verilmesini ve seçilmiş müftülerin resmen tanınmasını tavsiye etti. Türkiye ayrıca Türk derneklerine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını, Türk azınlık okullarının açılması ve yönetilmesi hakkının güvence altına alınmasını, Yunanca-Türkçe iki dilli anaokullarının açılmasını ve Türk azınlık okullarının kapatılmasına son verilmesini istedi. Azınlık vakıflarının yönetimi ile Batı Trakya Türk Azınlığını hedef alan nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadele edilmesi de Türkiye’nin tavsiyeleri arasında yer aldı.
Azerbaycan da kendi ifadesi ile Yunanistan’daki etnik ve etno-dini azınlıkların eğitim, din ve kültürel miras haklarının korunmasını ve özellikle Türk toplumunu hedef alan siyasi ve medyatik nefret söylemiyle etkili biçimde mücadele edilmesini tavsiye etti.
Kuzey Makedonya, Yunanistan’a herkesin bireysel kendini tanımlama hakkına tam saygı gösterilmesini ve bu hakkın ulusal mevzuatın etkili biçimde uygulanması yoluyla güvence altına alınmasını tavsiye etti.
Devletlerin açıklamalarının ardından Yunanistan’ın ilgili bakanlıkları yetki alanlarına giren konularda söz alarak sunulan tavsiyelere ilişkin açıklama yaptılar. Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili olarak Yunanistan Dışişleri Bakanlığından Elias Kastanas yanıt verdi. Kastanas, 1923 Lozan Antlaşması’na atıfta bulunarak, “Batı Trakya’da dini kimlik temelinde tanımlanan Müslüman bir azınlığın bulunduğunu, bu azınlığın Türk, Pomak ve Roman kökenli gruplardan oluştuğunu” ileri sürdü. Kastanas, Batı Trakya’da 240’tan fazla caminin faaliyet gösterdiğini, üç müftülüğün yeniden yapılandırıldığını ve müftülerin atanması sürecinin tamamlandığını söyledi. Örgütlenme özgürlüğü konusunda ise Kastanas, AİHM kararlarının uygulanması konusunda Avrupa Konseyi ile yapıcı iş birliği yürüttüklerini iddia etti.
Kastanas ayrıca Batı Trakya’da 3.500’den fazla öğrenciye hizmet veren yaklaşık 80 azınlık okulu bulunduğunu, öğrenci sayısının yetersizliği nedeniyle bazı okulların faaliyetlerinin askıya alındığını, bu uygulamanın yalnızca azınlık okulları için değil ülke genelindeki bütün okullar için geçerli olduğunu savundu.
ABTTF, Yunanistan’ın incelemesi öncesinde BM’ye sunduğu yazılı katkının yanı sıra devlet delegasyonlarına ilettiği bilgi notu ve sekiz somut tavsiye ile Batı Trakya Türk Azınlığının Türk kimliği, örgütlenme özgürlüğü, eğitim ve dini özerklik, müftülükler, vakıflar ve ayrımcılık alanlarında karşı karşıya olduğu sorunları gündeme taşımıştı.
ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu incelemeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Yunanistan’ın kendi vatandaşları olan Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili konularda Dışişleri Bakanlığının açıklama yapması, ülkemizin bize yönelik yaklaşımındaki sakatlığı ve çelişkiyi açıkça ortaya koyuyor. Üstelik Yunanistan Dışişleri Bakanlığı bünyesinde İskeçe’de bir Siyasi İşler Bürosunun bulunması da bu yaklaşımın kurumsal boyutunu gösteriyor. Bizim açımızdan bu durum, ülkemiz Yunanistan’ın bizleri bir dış politika ve güvenlik meselesi, hatta potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdiğinin göstergesi. Yunanistan, BM önünde de Türk kimliğimizi reddeden, eğitim ve dini özerkliğimizi yok sayan tutumunu sürdürdü. ABTTF olarak UPR incelemesinin sonuç belgesini, Yunanistan’a yöneltilen tavsiyeleri ve bunların uygulanmasını yakından takip edecek, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunması için BM nezdindeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi.